Su arıtma cihazlarının resmen tatlı su kaynaklarını daha hızlı yok etmen için icat edildiğini düşünüyorum artık. Bir bardak suya 5 litre atık su çıkartmazsın ya
Alınacakları, yapılacakları vs. kaydedeyim unutmayayım diye telefonuma bir uygulama indirmiştim. Şimdi de uygulamanın adını unuttum bir sürü uygulama içinden bulamıyorum🤦♀️
Bir iş yerinin miadı dolduğu zaman ruhum daralıyor yeni bir yola çıkmak istiyorum. Sabit bir yerde çalışmak değil de farklı duraklara uğramak, yolda olmak daha canlı hissettiriyor. Bu artık bir yaşam biçimi oldu sanırım benim için. (Odysseus hissediyor...)
Bir çocuğun ihtiyaç duyabileceği sosyal ilişkilerden, maddi manevi ihtiyaçlarından mahrum bırakıldık. İçimizdeki öğrenme isteğini bile teşvik etmediler, körelttiler. Çocuk büyütmeyi boğazını doyurmak sandılar. Sonra neden bu kadar öfkelisin diyorlar.
Geçmişe dönüp ben de düşünüyorum bunu. Lise bitip kendi paramı kazanana kadar kitap okuma alışkanlığım bile olmadı. Çünkü okunacak kitabı gereksiz görürlerdi para vermek istemezlerdi. Test kitabı al derlerdi. Etrafta okuyan birileri de yoktu teşvik etmeyi bırak, köstek olurlardı
35 yaşına geldim, oğlum 6 yaşında. Onu büyütürken anlıyorum ki, bizim jenerasyondaki ebeveynler bizimle ASLA ilgilenmemişler. Bizi büyütmemişler.
Yani bir bitkiye bile su veriliyor, etrafındaki otlar temizleniyor, budama yapılıyor vs.
Bizle bu kadar bile ilgilenmemişler. Ne bir yönlendirme, ne günlük rutin kazandırma, ne hayata dair eğitim, insan ilişkileri vs.
Anneler sadece temizlik yapıp çay içmiş. Babalar işe gidip TV izlemiş.
Hemen hemen herşeyi deneme yanılma ile kendimiz öğrenmişiz.
Üniversitede bile eve geldiğimde kitap okurken görse onu okuyacağına kpss çalış derdi. Abim başarılı oldu kpss ile atandı. Çok iyi bir işi vardı. Ama psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle memurluktan atıldı.
Uğultulu Tepeler kitabını bitirdim, yavaş yavaş düşüne düşüne okudum. Heathcliff sen nasıl bir insansın ya? diye sorguladım sürekli. Çocukluğunda dışlanması ve sevgisiz büyümesi yüzünden öfkesini anlıyorum ama bu öfkeden çok daha fazlasıydı.
Öte yandan Heathcliff'in aşık olduğu kadın ölünce aşkının kendisini delirtmesi ise çok gerçekti. Onun hayaletini bari görebilmeyi arzulaması, aşkın ne delice güçlü bir duygu olduğunu hissettirdi. Herkese boyun eğdiren adamın sonu da bu delice duygu yüzünden oldu zaten.
Tam malum partili dayı gibi yorumlamış. "Millette para yoksa bu kafeler niye dolu?" Kahve parasını biriktir bakalım alabiliyor musun ev. Sistemin suçunu bireye atmaya alışmışsınız.
Şunu düşünmüyorlar. Ana, babalarımız dudak nemlendiricisi kullanıyor muydu, haftada 4 kere dışarda kahve içiyor muydu, kaç kıyafeti ve ayakkabısı vardı? Yeni nesil fakirleştiğinden çok doyumsuzlaştı bunun farkında değil.
Bildirim gelince ben de rahatsız oldum bu görselden. Millet duyar kasma demiş de siz ne ara bu kadar duyarsızlaştınız. Tecavüzün ne iğrenç bir şey olduğunu ve bunu yaşayanları tetikleyebileceğini düşünmüyor musunuz