gülümsediğimi fark etmeden gülümsemeyi, iyi hissettiğim günlerle havanın güzel olduğu günlerin el ele gitmesini, özlediğim yerlerde beklendiğimi bilmeyi, yaşam alanımı gitgide kendime benzetmeyi, her zaman dönecek bir ev bulmayı seviyorum. yanıp sönen ama kaybolmayan ışıklarım.
kendi odasını bile kişiselleştirip düzenleyemeyen bir insan oldum. her şey bana bolu dinlenme tesisi hissiyatı veriyo. sanki biraz dinlenip yola çıkıcakmışım gibi hissediyorum. hiçbir şeyi sahiplenemiyorum
bana ne hissettirdiğini anlayamadığım şeyler eskiden ilgimi çekerdi, şimdi sadece uzak duruyorum. çünkü sormaya gerek duymadan, kafam karışmadan, bulanmadan anlamayacaksam neden anlayayım ki. o da öyle dursun orada. hiç tanışmayalım.
Meryem Suresi’ndeki en derin ders şudur: ‘Bazen yok olmak isteyeceğin kadar yalnız ve çaresiz hissedebilirsin; ama Allah’a sığınmak, en karanlık anları bile aşmanın tek yoludur.’