İskitlerin Gizli Sırrı: Türkler Anadolu'ya 1071'den Binlerce Yıl Önce Geldi
Anadolu'da Türklerin tarihi MÖ 4000'lere uzanıyor; Sümerler, İskitler ve Kıpçaklar gibi kavimler, Herodot'un tanıklığı ve Atatürk'ün Türk Tarih Tezi ile aydınlanıyor.
🖋️ Bahtiyar Aydın'ın Kaleminden...
'Anadolu'da Türkün tarihi çok eskidir.
Örneğin;
Sümerler (MÖ. 4000-2350), Subarlar,(MÖ. 3000). Hattiler (MÖ. 2500-1750).
Ve Yine; Saka-İskit Konfederasyonu var, (MÖ.9 yy -♾) Sakalar/İskitler, MÖ. 625 yılında Zile'de ki savaşı Perslere kaybedene kadar da bütün Anadolu'ya İskitler hakimdi der, Herodot Tarihi.
Prof. Dr. İlhami Durmuş; Anadolu’ya gelerek yerleşen kavimler arasında Turani ya da Aziyenik tabir edilen Türklük ve Türklerle bağlantılı çok sayıda kavim de yer almaktadır.
Sümerliler, Subarlılar, Kutlar, Elamlılar, Kaslar, Hurriler, Hattiler ve Urartulular sayılabilir der.
Son yıllarda eski Türk tarihiyle özellikle daha yakın tarihli Sakalar&İskitlerle ilgilenen çok kişi var. Bunda son yıllarda yapılan araştırmalar ile arkeolojik buluntuların etkisi büyüktür.
Eski Yunan, Roma ve Bizans Tarihçileri, Erzurum'dan, Urfa'ya, Denizli'den Filistin'e kadar nerede bir Türk görseler onlara İskit demişler. Demek ki o yıllarda Anadolu ve civarda Türk ismi yerine İskit ismi kullanılmaktaydı.
Homeros'un Odysseia'sından başlayarak eski kaynaklarda, MÖ. 8.yy'dan beri Anadolu'da İskit Türkleri var. MÖ. 6.yy'da da var.
MÖ. 2.yy'da da var, MS. 50 yılında da İncil'de geçer İskitler, her yerde varlar yani.
Yine bu kaynaklarda MS 190'da da Doğu ve G. Anadolu'da İskitler var. Bir yere de gitmiş değiller.
Atatürk Ankara'da bir bölgeye İskitler adını koymuştu. Alacahöyük kazılarını başlatan, Anadolu en az 7 bin yıldır Türk beşiğidir diyen Bilge Atatürk'ün, Sümerbank, Etibank, İskit isimlerini bilmeden koyması düşünülebilir mi?
Düşünülemez, çünkü Türk Tarih Tezi kitaplarında tam 124 Batılı kaynağın binlerce eseri vardır ve hepsinin altını çizerek okumuştur.
Batılı tarihçiler MÖ 4.yy'dan dan beri Anadolu'da varlığı tespit edilen Karamanlılar'a da, MÖ. 5.yy'dan beri Anadolu'da varlığı tespit edilen Kıpçaklar'a da İskit demişler.
Uzlar'a, Peçenekler'e, Komenler'e, hatta 1071'de Malazgirt'ten gelen Türkmenler'e ve Oğuzlar'a da İskit demişler.
Bizans Ordusu'ndaki Türk unsurlar Malazgirt'te Alparslan'ın ordusunun İskit/Türk ordusu olduğunu anlayıp Alparslan'ın ordusuna katılmışlar ve Bizans kaybetmişti.
Peki birbirini hiç görmeyen bu askerler, her iki tarafında İskit&Türk olduğunu nasıl anlamışlardır? Çünkü; 'kültür millidir...'
Alparslan, o gün beyaz atına binerek atının kuyruğunu topuz yapmıştır.
Uzlar, Peçenekler, Çar İskitler'de savaş zamanı atlarının kuyruklarını topuz yaparlardı.
Bizans ordusundaki Uz'ların da (Balkan Oğuzları) atlarının kuyrukları aynı şekilde bağlıdır. Karşıdakilerin Türkler olduğunu böyle anlamışlardır. Bu ayrıntıyı bizim tarihçiler pek bilmez! Ama Attaliastes gibi Bizans tarihçileri Uz'lar ve Peçeneklerin bu yüzden yer değiştirdiklerini yazmıştır.
Şubat 2020'de gazetelere yansımıştı, Erzurum'da Kıpçaklara ait bir Taşbaba bulundu ve tarihi MÖ. 5.yy'da tarihlendi.
Prof. İbrahim Tellioğlu'nun 'Doğu Karadeniz Kıpçakları' kitabı konuya ışık tutmaktadır.
Rum ve/veya Ermeni diye bildiklerimizin de aslında Hrıstiyan Kıpçak olduğu ortaya çıktı.
Yani bir yere gitmedik, erimedik, kaybolmadık da, lakin sürekli din değiştirmiş Atalarımız...
Neredeyse dünyada girmedikleri din kalmamış, şu toleransa bakın...
Ama şimdi ki Türkler'de maalesef 'T'si kalmamış o toleransımızın...
Karamanlılar gibi Kıpçaklar'da sonradan Şamanizm'i bırakıp Ortadoksluğa girdiler.
Pontus Rum'u MÖ. 311'de Yunanlı değil, Turanlı Mihridat'ın oğlu ile kuranlar da İskittir. (1)
https://t.co/yyPJQIdNa5
Tam 81 yıl önce bugün (6 Ağustos 1945) ABD’ye ait “Enola Gay” adlı B-29 tipi bombardıman uçağı “Little Boy” kod isimli 14 kiloton gücünde olan Uranyum-235 tipi atom bombasını Japonya’nın Hiroşima’yı kenti üzerine bıraktı.
Hiç şüphe yok ki; Hiroşima’da sivillere yönelik bu saldırılar gerçekte bir katliamdı.
***KIZILHİSAR zeybeği... Türk müziğinin en büyüklerinden TALİP ÖZKAN'ı hem Ankara hem de İstanbul Radyosu seçmelerinden geçirip bize kazandıran o efsane zeybek eseri...
***Türk coğrafyasında zeybek hala varsa, semah hala varsa bunu bu coğrafya Talip Özkan'a ve Özay Gönlüm'e borçludur... Nasıl ki Türk edebiyatından Kemal Tahir'i, Yaşar Kemal'i ve o koca pabuçlu koca adam Fakir Baykurt'u çıkarırsak Türk edebi kalmazsa, Türk müziğinden de Talip ÖZKAN'ı Neşet Ertaş'ı Özay Gönlüm'ü çıkarırsak kültürün esamesi dahi kalmaz...
*** Talip ÖZKAN'ın inanılmaz yolculuğu işte bu KIZILHİSAR ZEYBEĞİ ile başlar... Denizli Lisesi'nde iken hocaları onu Muzaffer Sarısözen ile tanıştırır... Muzaffer hoca onu liseden hemen sonra Ankara Radyosuna aldırır. Juriye KIZILHİSAR ZEYBEĞİNİ çalar... Radyo'da çalışıp geçinmek mümkün olmadığı için düğünler de toylar da yine zeybek çalar sürekli... Zeybek derlemeleri hiç bitmez... Hayatın cilvesi budur ya tezenesinde zeybek akan adam Talip Özkan, o dönem bir anda üniversiteyi kazanır: birkaç seçeneği vardır... Dil Tarih'te Fransız filolojisi kazanır, Ankara Ticaret Akademisini kazanır ve Ziraat Fakültesini kazanır... Amcasına sorar, amcası da "ailemizde herşey oldu da filoloji okuyan hiç çıkmadı" diyince Fransız filolojisine gider Ankara Dil Tarih Coğrafya fakültesinde... Üniversiteyi bitirdikten sonra 60 ihtilali patlar ve radyodan atılır... İstanbul Radyosu sınavlarına yine KIZILHİSAR ZEYBEĞİ ile girer... O dönem yine juri ayakta alkışlar onu! Seçmelerden önce öyle heyecanlanır ki en yakın bakkaldan en ucuz şarabı alıp bir dikişte içtiği anlatır... Askere gider gelir, bu kez İzmir radyosuna seçilir. İzmir radyosu o vakit Mars'ta bir yörük dergahı... İzbe ıssız tenha bilinmez! Hey gidinin gahbecik zinası dünyası hey... Radyosu dinlenmeyen yerde İzmir Radyosu müdürüne DERLEME yapmak istediğini söyler. İzmir Radyosu müdürü Nihat bey "Talipçiğim al radyonun aracını, köy köy gez derle topla" der... Ege'nin binlerce köyünü gezer ve SEMAH DOSYASINI ilk o vakit açar... Azerbaycan Türküleri'ni derler ve bağlamaya angaje eder. Şeyh Şamil türkülerini bağlamaya angaje eder. Ve İzmir Radyosuna iken hiç dinlenmese dahi Türk müziğine Türk kültürüne belki de binlerce eser kazandırır. Cirit havalarını, güreş havalarını, Kafkas türkülerini, Azerbaycan Türkülerini öyle çalar ki çoğusu onu Kafkas türkü zanneder. Hatta sen kara kışın ege mavisisin derler ona! İzmir'de Kafkas Türkleri kız vermek ister ona... Böylesine dolu bir değer hörmet görmeyince PARİS'e gider. Onlarca denemeden sonra Paris'te kalma kararı alır ve kalır. Onlarca kez "bağlama sanatı" resitali verir orada... Hepsi Türk coğrafyasından derlediği eserlerdir... İtalya'da konser verir; İtalya Fransız kültür ateşesi konsere gelir. İrlanda'da konser verir;İrlanda Fransız kültür ataşesi gelir... Ama Türk kültür ateşesi hiçbirine gelmez... Motivasyonu asla düşmez... Üniversiteye girer ve doktor MÜZİKOLOG olur. Onlarca kez AVRUPA'nın onlarca ülkesine konsere gider, festivallere katılır, Türk müziğini tanıtır. Paris'te bütün festivaller'de adı vardır. Hollanda Belçika İrlanda İspanya Fillandiya Fas Cezayir Tunus vs vs onlarca kez konserler verir... Yunanistan ve İsviçre'de hem ders verir hem konserler verir. Yunanın kültürünün bize ne derece yakın olduğunu ilk o vakit anlar. Yunanistan'da derslerine katılanlar ondan KAYSERİ tezenesi ile çalmasını ister, ne kadar zeybek varsa öğrenmek ister ve hevesle öğrenirler de... O vakit şöyle der bir söyleşisinde; "Bize Türk'e ait kültür öğelerinin bizden çıkıp bu kültürlerin parçası olması bir rastlantı değil; sahipsizlik eseri"... Gezdiği Muse de L'homme'da sergilenen nice Türk kültürü enstrümünanının başkalarına atfedildiğini görür, üzülür ve yine sahipsizliğine sızlanır...
TALİP ÖZKAN, bu coğrafyaya düşen masmavi zeybek kokan cemrelerden biridir. Bu coğrafyanın en büyük değerlerinden biridir. Bugün hala Kafkas türküleri, Azerbaycan türküleri, Ege zeybekleri varsa onun sayesindedir. Ayrıca Hasret Gültekin'i yaredendir.
Biz nefes alabilelim diye nefes almaktan vazgeçmiş binlerce şehidimiz var.
Bir de mezar taşlarını sırtında taşıyan, nefesini değil de kolunu, bacağını, gözünü vatana hediye etmiş olanlar; gazilerimiz.
Tam 11 gündür Ankara Güvenpark'ta seslerini duyurmaya çalışıyor er gazilerimiz.
Haydi iktidar partisi, uyduları, vekilleri, bakanları kafasını çeviriyor, görmezden geliyor, şaşırmıyoruz.
Bazı muhalif siyasiler, sivil toplum kuruluşları gelip boy gösteriyor, mesaj veriyor, Allah hepsinden razı olsun. Türk ne balık hafızalıdır, ne de nankör.
Ama sen, sevgili vatandaş...
Onların en çok sana ihtiyacı var.
Ankara'daysan ne yap et, yolunu Güvenpark'a düşür.
Ziyaret et onları, yanlarında olduğunu hissettir.
Hatta yanında aileni, arkadaşlarını da götür.
Şu Adam'lar bu eylemi yaptığında kıyamet gibi bir şey kopmalıydı Türk yurdunda.
Şebnem Ferah'ın konseri kadar konuşulmadı bile.
Şimdi yalvara yakara destek için vatansever çağırıyoruz.
#GazileriminYanındayım
500 gündür hukukla uzaktan yakından alakası olmayan bir esaretle onca ailenin hayatını kararttılar.
Beş yüz gün.
“biz bu 500 günün yani 12 bin saatin içinde sevdiklerimize sadece 27 saat dokunabildik. Onları yalnızca 44 saat camın arkasından görebildik.”
“Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası”
Kuyu tipinden memlekete ışık tutan Deniz.
Aşk olsun sana çocuk, aşk olsun..
@dogansenturk@nowhaber@selcukktepeli Olmaz Doğan bey, olmaz.Çok isabetli yorumlar ve bilgilerle bizleri ekrana kilitliyordu. Lütfen ikna edin, geri dönsün.😔
Bu arada U 16 ve U17 kadın voleybol takımlarımız da namağlup Balkan şampiyonu oldu. Kızlarımızla gurur duyuyoruz.
https://t.co/qfnE9gF5Hp
https://t.co/M4jH1bxG85
Bunlar 1933 yılı İstiklal lisesi
Voleybol takımı. En soldaki anneciğim Dr. Meliha Güvener. TR hep voleybol ülkesi idi. Ve bugünkü başarıyı Cumhuriyetin bu güzel kadınlarına ve kadınları özgürleştiren Atatürk’e borçluyuz.
8 yıl önce
Kaçırıldı,
İşkence gördü,
Katledildi.
23 yaşındaydı ve henüz 8 aylık Öğretmendi.
Aziz naaşı 27 gün sonra Munzur Çayına atıldı.
Şehit Öğretmenimiz Necmettin Yılmaz.
Asla unutma ve hatırla.
Tüm Kıbrıs şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52nci yıldönümü Türk milletine kutlu olsun.
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sonsuza kadar var olsun.🇹🇷
-Onların basit bir çıkarma gemisi bile yoktu.
-Dönemin başbakanı Bülent Ecevit ile yardımcısı Necmettin Erbakan her türlü riski göze alarak karar verdiler.
-ABD, geçit yok dedi.
-İngiltere vururuz dedi.
-Ama onlar durmadılar.
Türk ordusu 404 sene sonra yeniden Kıbrıs’a çıktı ve yok edilmek üzere olan Türk varlığını kurtardı; bağımsız bir devlet daha yarattı.
-O siyaseti yürütenlere, erinden komutanına o kahraman askerlere saygılar olsun.
-Umarım onların silahla aldığını bunlar masa başında kahramanlık nutukları atarak vermezler.
MEHTER MÜZİĞİ YASAĞINI KİM KALDIRDI?
Mehter müziği, Osmanlı İmparatorluğunda 1826 yılında Vaka-i Hayriye olayı sırasında yasa dışı ilan edilerek yasaklandı. Bu olay, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla birlikte gerçekleşti ve mehter müziği toplulukları da bu kapsamda kapatıldı. TRT'nin Payitaht dizisinde Abdülhamit yemek yerken fonda mehter müziği duyuluyordu. Buna da aldanmayınız; Abdülhamit zamanında mehter yasağı kesintisiz devam etti. Abdülhamit tahttan indirildikten sonra bu yasak kaldırıldı, resmi törenlerde ve kültürel etkinliklerde mehteran bölüğü görev almaya başladı. NATO zirvesinde mehteran bölüğünün kullanılması Enver Paşa'nın başlattığı bir gelenektir.
Alper Aksoy