Şu şekil gittikleri Amerika’dan şampiyon olup döndüler erkek futbol takımına ise villa verildi özel uçaklar tahsis edildi ülkenin tüm imkanları seferber edildi sonuç dünya kupasından elenen ikinci takım oldular ülkeyi rezil ettiler
YSK CHP’nin başvurusunu reddederek kendini fesh etmiştir. Artık seçim sonuçları Erdoğan beğenene kadar kesinleşmeyecektir. Yani seçimlerle iktidarın değiştirilmesinin önü kapatılmıştır.
📢📢 School of #Economics, University of Leicester @uniofleicester is recruiting 4 Teaching Assistantship (GTA) fully funded #PhD students in Economics.
Deadline: April 9th, 2026.
We look forward to your applications! Please apply!!👇👇
https://t.co/u3XhYPfMBq
Eğitimde din konusunda reaktif değil çoğulcu ve pragmatist olun:1)Her dini (örn:Alevilik) kapsaması şartıyla “kültür” eğitimi olabilir.Hepsini talep edin,asıl niyetleri çıksın.Yoksa Batı bile bizim laikçilerden daha saygılı diyorlar,halbuki Batı’da her dini anlattıklarından öyle:
@lugaricano@RefineInk@lucasllach Fair. Depends on journal. The top journal papers would survive it. The AER offers free Refine reviews for all conditionally accepted papers and the big majority of authors take this up.
Boğaziçi Üniversitesi’nde GSK (Güzel Sanatlar Kulübü), BÜMK (Müzik Klübü) ve Spor Kurulu taşınması ile alakalı haberleri görmüşsünüzdür. Sizlere kısaca bu kararın neden basit bir mekan değişikliği olmadığını anlatmaya çalışacağım. #odalarbizimdir@bogazicitv
Biri bana şu utanmaz videoyu gönderdi. Adi bir propaganda. Şunları da ben yorum olarak altına yazdım:
"Naci Bey madem o kadar seviliyordunuz, yapılacak bir seçimde adaylığınızı koyar seçilirdiniz. Ayrıca, 1993-2001 arasında önce lisans sonra lisanüstü öğrencisi ve asistan olmuş biri olarak söyleyeyim ki burada söylenen kimi sözler en hafif tabirle insafsızca. Boğaziçi Üniversitesi, başörtüsü yasağının en şiddetli olduğu zamanlarda bu yasağa karşı en dik durmuş üniversitelerin belki başında gelir, üstelik devlet üniversitesi olmasına rağmen. O zaman devletin dayattığı yasakçı zihniyeti savunan kimi hocalar vardı ama bunlara da en büyük karşı çıkış gene o zaman Boğaziçi'nin hocaları ve öğrencilerinden geldi ve o yasakçı hocalar azınlıkta kaldı. Okuduğum bölümlerde de girdiğim derslerde de birçok başörtülü arkadaşımız oldu. Bunu, birebir yaşadığım, gördüğüm şeyler olarak yazıyorum. Kapının Anadolu'dan gelen öğrencilere kapalı veya onların özellikle dışlandığı ise daha büyük safsata. Üniversite içinde hayat tarzları birbirine yakın öğrencilerin gruplar oluşturması hayatın akışı gereği. Bunu tutup üniversiteye Anadolu'dan öğrenciler alınmıyormuş gibi manipüle etmek ahlaklı bir davranış değil. Zaten merkezi sınavla girilen bir yerde bu nasıl mümkün olabilir? Anadolu'nun dört bir yanından gelen öğrencilerle beraber okuduk biz, aralarından arkadaşlarımız olduğunu söylemek bile abes. Eski Boğaziçi'nin de eleştirilecek, eksik yanları vardı elbette ama burada çizilen resim utanmaz bir propaganda. Boğaziçi'ni fethedilmesi gereken bir kale olarak gören sizdiniz, arkanıza iktidar gücünü de alarak ve Gülay Barbarosoğlu'na sahip çıkmayan hocaların da katkısıyla fethettiniz. Mutlu musunuz? Eh fethedilen mülkü yağma da geleneğinizde var zaten. Uğurlar ola."
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki özgürlük sloganının arkasında ne var? | Belg... https://t.co/k05qBPUw9e via @YouTube
Halkın 1500 liralık (30 Euro) ürünleri uygun fiyata doğrudan ve aracısız temini mi haksız rekabet yoksa ithalatçıların bunları topluca getirerek rahatlıkla 10-20 kata satabilmesinin önünü açmak mı haksız rekabet?
Sayın @omerrcelik, “30 Avro muafiyetini haksız rekabeti önlemek için kaldırdık” dediniz ama siz de somut veri vermemeyi tercih ediyorsunuz.
2024’te Türkiye’nin Çin’den ithalatı yaklaşık 45 milyar $. “Haksız rekabet” dediğiniz yabancı pazar yerlerinden e-ticaret ithalatı ise yaklaşık 7 milyar $ bandında. Bunun tamamı Çin olsa bile, Çin’den yapılan ithalatın ancak %15’i eder. Buna “haksız rekabet” diyorsunuz. Buradaki rekabet tam olarak kiminle kimin arasında? Yerli üreticiyle vatandaş arasında mı, yerli üreticiyle Çinli üretici arasında mı, yoksa Çin’den konteynerle mal çekip iç pazarda satan toptancı ithalatçıyla vatandaş arasında mı?
Madem “yerli üretimi koruyorsunuz”, o zaman açıkça söyleyin: Haksız rekabet dediğiniz ürün grupları hangileri? Bu ürünleri Türkiye’de gerçekten üreten var mı, varsa iç talebin yüzde kaçını karşılıyor? Aynı ürünlerde ticari ithalat ne kadar, yurtdışı bireysel alım ne kadar? Bir tablo yayınlayın, herkes görsün.
Mesela haksız rekabetten korunan hazır giyimde neden ithalat artıyor? 2024’te hazır giyim ithalatı 4 milyar $. 2025’te %25 artışla yıl sonu 5 milyar $ konuşuluyor. İthalat artıyor, üretim artmıyorsa bu “koruma” kime yarıyor?
Net veri verebilir misiniz, bu ithalatları kim yapıyor? Üretici mi, toptancı ithalatçı mı, perakendeci mi? İthalatın ne kadarı doğrudan iç pazara “satış ürünü” olarak giriyor? Vatandaşın bireysel aldığı ürünlerle, iç piyasaya süren ithalatçının getirdiği ürünler aynı mı, benzer mi? Örtüşme oranı yüzde kaç? Eğer aynı ürünse, ortada “yerli üretici”yle bir rekabet yok demektir. Mesele, ithalatçı aracının marjını korumaktan ibaret görünüyor. Kimse rakam paylaşmadığı için vatandaş olarak gerçekte kimin korunduğunu göremiyoruz.
Bu kararın başarısını nasıl ölçeceksiniz? 3 ay ve 6 ay sonra fiyatlar, üretim, istihdam, kapasite kullanımı ve ithalat için etki raporu yayınlayacak mısınız?
Hepsini geçtim: Vatandaşın küçük siparişini “tehdit” gören bir tacir grubu, üretim rekabeti değil aracılık konforu satıyordur. Bu kadar koruma ve teşvike rağmen hala “şikayet” ediyorlarsa, vatandaşın cebinden zorla yaşatılmamalı. Piyasa, yürümeyen modeli zaten ayıklar.
AEA job market update. The numbers don't lie, as this is the toughest market for PhD economists in recent memory.
JOE listings are down 20% from last year. Worse: they are 19% below COVID levels. Let that sink in.
The academic market took the biggest hit. Full-time US positions dropped 33% year-over-year. Liberal arts colleges and PhD-granting universities? Both down about a third. International academic postings fell 13% from last year, 25% from COVID.
Nonacademic isn't much better: down 27% from last year, 45% below COVID. And federal government hiring? That's where it gets ugly. Down 71% year-over-year, 79% below COVID. DOGE cuts plus the shutdown created a perfect storm.
One bright spot: private sector jobs in consulting, research, banking, and finance are holding steady at recent-year levels.
Bottom line for candidates: the data confirm what you're feeling. It's brutal out there. Universities facing their own financial pressures should still find ways to bridge unmatched candidates for another year. The talent is there—the opportunities aren't.
H/T John Cawley
@timurkuran What fraction of the applicants were white men? Without this information, the figures below are not really informative. For example, we know that the representation of white men in top Economics PhD programs have been steadily low.
As a steady critic of DEI, even I am shocked by the extent of the ongoing discrimination against millennial white men. The minuscule figures here (4.7% and 3%) include white men who are LGBTQ+, disabled, and/or foreign. I strongly recommend this essay.
Bakırköy Cumhuriyet Savcılığının ifadelerini almaya bile gerek görmeden dosya üzerinden 17’de 17 tutuklama talebiyle mahkemeye sevk ettiği TİP’li gençlerin yaşları ve öğrenim durumları…
18-19 yaşında bu gençler sadece kendilerini düşünmek, sadece kendilerini dert edinmek yerine staj adı altında ölüme gönderilen kardeşlerini dert edindikleri için şu anda TUTUKLANMAYI bekliyorlar.
Onlar susmadı.
Siz de susmayın.
👇🏽
#GençleriSerbestBırakın
@melikedkaplan Ben 20 yıldır büyük keyif alıyorum Slovakya ziyaretlerimden, ozellikle Tatra dağlarında yürüyüş yapmaktan (eşimin Slovak olmasıyla alakası yok :))
15 yaşındaki bir çocuğa elleri bağlanarak hava kompresörüyle işkence yapılıyor, iç organları parçalanıyor, çocuk yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken, şüpheli adli kontrolle serbest bırakılıyor.
Bu mudur adalet?
Bu ülkede çocuklarımız bu kadar kolay hedef haline geliyorsa bunun sorumlusu; iş yerlerini denetlemeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, çocukları korumayı bir türlü başaramayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ve tümüyle bu düzeni sürdürmeye devam eden iktidardır!
Çocuk işçiliği almış başını gidiyor, atölyeler denetlenmiyor, her hafta yeni bir çocuk istismarı ve şiddet haberi geliyor.
Nerede Çalışma Bakanı?
Nerede Aile Bakanı?
Görevleri sadece sessiz kalmak, kulak tıkamak, göz yummak mı?
Bir ülkenin çocukları bu kadar sahipsiz bırakılır mı?
Cezasızlık politikanız, her gün yeni bir vahşetin önünü açıyor.
Ama bu düzen değişecek, çocuklarımız korunacak, sorumlular hesap verecek!
Türkiye’nin ilk iki Michelin yıldızlı restoranına iki yıl önce altı kişi gittik.
Daha başlangıç gelmeden, masaya çürümüş et kokusu yayıldı.
Arkadaşımızın eşi bir lokmayı ağzından çıkarıp hızla lavaboya koştu.
Garsona ilettik; salon şefi geldi ve
“Ette sorun yok, sizin damağınıza uygun değil,” dedi.
Yani açıkça, “Siz anlamazsınız.”
Ben de kendisine söyledim:
Hanımefendi, yaptığınız şey damak faşizmidir.
Altı kişi aynı kokuyu alıyoruz, ama sorun bizim damağımızda öyle mi?
Mekanın sahibi olan şef ise özür dilemek yerine o akşam beni sosyal medyadan takipten çıkardı.
Medyanın şişirdiği bu kibir balonu, iki yıldız görünce kendini evren sanmış.
Arkadaşımızın eşi o lokmayı yutmuş olsaydı, onunla birlikte hepimiz zehirlenirdik.
Biz bir özür beklerken, aşağılanmamız ve bu küstah tavır bize asıl zehir gibi geldi.
One of the biggest challenges to fixing academia is a fundamental structural problem: it's really hard to switch jobs.
There are very few (good) jobs. The main job market is once a year. Jobs tend to be in different cities/states. Moving costs a lot of money (plus housing market issues) and entails productivity loss. Folks don't want to disrupt their families. You look like a psycho if you move around too much. If you have a job and apply elsewhere, people think you're just negotiating with your home institution (bc you probably are).
Industry jobs do this better. You get a bad boss, a toxic work environment, your company is poorly run, you're not advancing as you believe you should,... you can turn to the market to fix these problems, usually without a big relocation effort. Switching jobs is expected and in some cases how you do job/career advancement.
In academia, it's a lot harder to turn to the market to fix problems.
I suspect this is one reason why we see some talented folks leave academia, even after tenure. And it's why many people just check out/phone it in when their dept/college/uni starts to sour.
I don't think this is a fixable problem, but folks looking to disrupt academia should focus on this issue.
Maske düştü!
Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevi sürerken, Eti Maden’in Lüksemburg’daki şirketine yasa dışı olarak atamasını kim yaptı?
Adım adım yanıta ilerleyelim⬇️
🔴Öncelikle, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü bir devlet kuruluşudur.
🔴 Kuruluşun yurt dışında 2 şirketi bulunuyor.
Etimine SA (Lüksemburg), AB Eti Products OY (Finlandiya).
🔴 Etimine SA’nın da 3 alt şirketi bulunuyor.
Etimine USA (Amerika), Shangai Etimaden (Çin), Asia Pacific (Hong Kong)
🔴 Eti Maden tüm bu şirketleriyle birlikte 23 Ocak 2017 tarihinde Varlık Fonu’na aktarıldı.
Peki Varlık Fonu’nun yönetim kurulu başkanı kim?⬇️
Tayyip Erdoğan!
Bu durumda Akın Gürlek, kimin bilgisi ve himayesinde Lüksemburg’daki Etimine SA’ya yasa dışı olarak atanmış?
Tayyip Erdoğan!
Bu durumdaki bir yargı mensubunun, yürütme erkinden (AKP) bağımsız bir şekilde soruşturma yürütemeyeceği belgesiyle ortaya çıkmıştır.
Maske düşmüştür!
Tariffs were 2.5%. Income taxes are much higher.
Does that tell us anything? No!
A primer on elasticities, deadweight loss, tax wedges and how to not be like John Lott
https://t.co/KSszHiiEyV
Şu kadını yakında öleceğini kanıtlamak zorunda bırakan insanlar kümesi, sizinle birlikte yaşamaktan iğreniyorum. Tez zamanda soyunuz tükensin, gecenize güneş doğmasın, yüzünüz gülmesin.