Yazar | Endüstri Mühendisi | English: @anilbasdas | @ukalayaziyor çıktı! Asla tahmin edemeyeceğiniz, soluksuz okuyacağınız bir serüven sizleri bekliyor.
@ibiskocum Sadece 1992 ve öncesi kurulmuş üniversitelerde okuyun. Lordlar Kamarası’nda konuşabilecek seviye İngilizce öğrenin (işe kapağı attıktan sonra B2 üstü lazım olmuyor). Zaten mezun olduktan sonra yapacağınız işler seviyenizin çok altında olacak.
Beypazarı Maden Suyu - Niyazi Ercan:
“Babam Gaziantep’ten Ankara’ya geliyor. Şan Sineması’nın kantinini işletiyor.”
“Bir gün, “ben bunları satacağıma üreteyim, daha çok kazanırım diyor.”
“Önce meşrubat fabrikasını kuruyor.
Kulüp Kola, Cem Kola gibi markaları çıkarıyor”
“Cem Kola çığ gibi büyüyor, bütün marketlere, kahvelere, lokantalara kola veriyor.”
Ankara’da meşrubat işi çok iyi giderken yabancı markalar fabrikalar açmaya başlayınca babam, “her işin bir sonu var.” diyor.
Sonra Beypazarı’ndan bir grup babamın yanına geliyor. “Bizim küçük bir maden suyu tesisimiz var ama işletemiyoruz, size satmak istiyoruz.” diyorlar.
Babam önce makinelere bakılmasını istiyor. Onlar da, “Bizim tesis öyle değil, şişeleri elle dolduruyoruz, elle kapatıyoruz.” diyor.
Tam kalkıp gidecekleri sırada babam, “Sizi buradan üzgün göndermeyeceğim. Kaç para istiyorsunuz?” diye soruyor ve tesisi gidip görmeden satın alıyor.
Sonra babam, “burada ekmek bu kadarmış.” diyor ve Ankara’daki kola işini tasfiye edip bütün gücünü Beypazarı Maden Suyu’na veriyor.
Saatte 2 bin şişe dolum yapan tesisi önce 6 bine çıkarıyor. Bugün ise saatte 300 bin şişe dolum yapan bir tesise dönüştü.
Biz maden suyu üretmiyoruz. Doğadan çıkan maden suyunu sadece filtre edip şişeliyoruz.
Ben çalışanlarıma işçi gözüyle bakmıyorum. Onlar benim kardeşim, iş ortağım. Onların derdiyle dertleniyorum. İhtiyacı varsa yardımcı olmaya çalışıyorum. Onlar mutsuzsa ben mutlu olamam.
Türkiye’de kişi başına yıllık maden suyu tüketimi 15-16 litre civarında. Avrupa’da ise bu rakam 160-180 litre. Avrupa’da insanlar su yerine maden suyu tüketiyor. Bizde ise hâlâ sadece çok yemek yenildiğinde içilen bir ürün olarak görülüyor.
Çok kişi çalıştırmak, çok iş yapmak anlamına gelmez. İşe ne kadar eleman gerekiyorsa o kadar kişi çalıştırmak gerekir. Ama onların bütün haklarını eksiksiz vermek, ihtiyaçlarını karşılamak ve değer vermek şartıyla.
Hayal kurmadan başarı olmaz.
Önce hedef koymanız, sonra da çalışmanız gerekiyor.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
eskiden ne garipmiş ya adamın birden fazla çoçuğu var diye çocuğu olmayan kardeşine al bu senin olsun diyebiliyormuş. çocuklara gofret muamelesi yapmaları bağırtıyor her seferinde
Bu tavsiyeyi herkes vermez, kıymetini bilin. 10:00 - 15:00 saatleri arası çalışabileceğiniz, hafta sonları tatil olan, ayda 250K maaş alabileceğiniz bir işte çalışın. Kafanız rahat eder benden söylemesi.