👉Sağdaki Mustafa Destici’nin Edebiyat bölümü mezunu kızı Hilal Destici. TBMM’de PROGRAMCI olarak işe girdi.
👈Soldaki Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü bitiren Büşra, iş ve torpil bulamadığı için babasının yanında AYAKKABICI olarak işe başladı.
Paran içerde kalmış perperişansın eşin çocuğun da sana desteğe gelmiş.. eşinin ve çocuğunun gözü önünde polisten dayak yiyorsun..
Mafya olsa racon bilir
Şeytan olsa valla imana gelir..
Amma bu düzen hepsinden aşağılık..
Cv'sinde Sağlık bakanlığı tarafından yılın doktoru ödülü aldığını yazan jinekolog Çağdaş Özdemir,
Gülistan Doku’nun hastanede tecavüz kayıtlarını "buharlaştıran" isim.
Hekimlik diploması iptali yetmez
Tutuklanmalı!!
Bu şahıs, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’dir. Görev yaptığı dönemde, oğlunun kızlara rahatça tecavüz edebilmesi için Gençlik Merkezi’nde bir odayı onun kullanımına tahsis ettiği iddia edilmektedir. Gülistan Doku’nun tecavüze uğradığı ve ardından öldürüldüğü yerin de bu oda olduğu ileri sürülmektedir.
İddialara göre bu kişi, oğlunun tecavüzü sonrası hamile kalan Gülistanı oğlunun arkadaşları ve koruma polisi ile birlikte öldürtmüş. Yaşanan cinayetin örtbas edilmesi için devletin tüm imkânlarını devreye sokmuş. Bu, sadece bir suç değil; sistemin nasıl çürüdüğünün açık bir göstergesidir.
Bir diğer kritik nokta ise şu: Bu valinin en yakın olduğu isim, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dur.Yani ülkede ne kadar suçlu varsa mutlaka etrafında toplayabilen ülkenin en kriminal ismi... Eğer gerçekten adaletin işlediği bir ülkede yaşıyor olsaydık, bu zincirin en üst halkalarına kadar uzanan bir soruşturma kaçınılmaz olurdu. Böyle bir tabloda, yalnızca yerel isimler değil, merkezi güç sahipleri de hesap vermek zorunda kalırdı.
Öte yandan, liseye giden bir çocuğun, oğlunun beline devletin silahını takacak kadar pervasız bir anlayışa sahip bu vali bozuntusunu üreten sistem de sorgulanmalıdır. Bu mesele, tek bir kişinin suçu değil; göz yuman, koruyan ve sessiz kalan bir düzenin ürünüdür.
(İbrahim ağkavak)
Gülistan Doku'nun tecavüz sonucu gebe olduğu ve bu tanının kayda geçtiği hastane başvurusunun bir şekilde cinayet sonrası silinip yok edildiği konusu doğruysa o vali Tunceli'yi teksas yapmış demektir. bu bir vali eliyle, emirle demirle olacak şey değil; emniyetinden sağlık müdürlüğüne kadar tamamı suçun ortağı...
ayrıca bu basit bir vali emriyle bile e-nabız'a müdahale edilebildiğini gösterir...
Soyisimlerini dahi değiştirmiş 2 insanın hikayesine başlayalım Tayyar Özsefil ve Özlem Altınok. Bu çiftin 2021 yılı öncesine dair hiçbir bilgi yok. Zaten garibanlıkla geçmiş ömürleri de kimseyi çok alakadar etmiyor. Bizi ilgilendiren kısım hemşirelikten milyon dolarlık mal varlığına 2 senede nasıl geldikleri. Başlayalım.
2023 Eylül’de Özlem Öz Medelina isimli şirketi kuruyor.
Yine 2023 Eylül ayında Tayyar Öz, İbrahim Karaorhanlı isiml bir çobanın şirketi Masho Trend Mağazacılık’ta “sigortalı çalışan” olarak işe başlıyor. Kısacası,
Birbirlerine aşk dolu gözlerle bakan bu çift ortak şirket kurmak yerine para aklama sistemi kuruyorlar.
MASAK incelemelerine göre bu şirketler arasında düzenlenen karşılıklı faturalar üzerinden kamu 10 milyon TL’yi aşan bir zarara uğratılıyor. Bu zarara sebep olan şirketlerden biri Özlem özün Medelinası diğeri Tayyar özün ‘Sigortalı işçi’ olarak çalıştığı Masho Trend.
Bu deccallerin üzerlerine kayıtlı tek bir gayrimenkul,tek bir araç,tek bir ağaç bile yok.
Yıllardır bütün ülkeye Dilan Polatın izlettiği hayatı izletiyorlar. Başlarına ne geleceğini bilmeyecek kadar aptal olabilirler mi ? Hangi cemaatin ya da hangi adamın parasını bu cesaretle aklıyorlar ?
Gecekondudan villalara, ferrarilere geçenleri izledik sıra hemşirelikten doktorluktan yalılara terfi edenlere geldi.
Aradan geçen yıllara rağmen Tayyar Öz hala aynı şirkette sigortalı işçi olarak çalışıyor. Bakabilirsiniz.
Bu insanlar tüm ülkenin gözünün içine baka baka milyonluk evlerle,milyonluk arabalarla, hiçkimsenin yaşamaya cesaret edemeyeceği bir hayatı tüm ülkeye izletiyorlar.
Soru basit..
Bu hayat kimin desteğiyle, hangi yapı üzerinden sürdürülüyor?
Almanya’da çocuklar…
Kızımın kreşine gidiyorum, gözlemliyorum: Tek bir çocuğun üstü kötü değil. Göçmen olsa bile kışın giyimleri eksiksiz, montları, ayakkabıları, her şeyleri tam.
Bunu yazınca “övdü” diyorlar; övmüyorum. Ama düşünüyorum: Biz neden böyle olamıyoruz?
Bizde müdürler resmi araçlarla geziyor, valilerin altında eskort araçlar, oturdukları villalar... Parti gençlik kolları çakarlı araçlarla dolaşıyor; belediye başkanları aynı şekilde. İktidar, muhalefet fark etmez; fırsatını bulan devlete ait parayı cebe indiriyor, ihalede fesatlık yapıyor, yolsuzlukla servet yapıyor. Yol yapıyor, yıkıyor, yeniden yapıyor…
Peki ya çocuklar?
Devletin kaynakları hor kullanılırken, onlar kışın montsuz, ayakkabısız, bazen yemek bile bulamıyor.
İşte buradan başlamamız lazım: Önce bu konforu ellerinden alıp, hakkı olanı hak edene ulaştırmamız lazım. Hiçbir çocuk kışın üşümemeli, aç kalmamalı.
Ulan el kadar bebeğe şunu yapan insan müsveddesine 3 yıl ceza mı olur? Ben sırf tweet attım diye 2 ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıp, 3.5 yıl ceza aldım bu ülkede!
Şimdi bu insan bile diyemıorum ifşa etmek zorundasınız!! Öyle 3 yıl hapis falan kesmez!! Nerde görsek yüzüne tükürücez kafasına bi şaplak bizde atıcaz !!! Hiçbiyerden ekmek bile alamıcak!! Bu nedir yaa sinir hastası olduk yeter!!!! İfşalayın!!
öldü, öldürdü, öldü, öldürdü.
akşama kadar okuduğumuz bunlar.
bu toplum hasta. bu gerçekle yüzleşmemiz lazım artık. doğulusuyla, batılısıyla, esnafıyla, memuruyla, işçisiyle, patronuyla, şehirlisiyle, köylüsüyle, dindarıyla, seküleriyle, genciyle, yaşlısıyla bu toplum hasta.
Sabah öldürülen çocuğun haberlerini görünce sinirimden ağladım çünkü birkaç ay önce akşam babam ve annem 15 yaşındaki erkek kardeşimi anlaştıkları yerden almak için gittiklerinde kardeşimi yüzü gözü kan içinde buldular. Babam arabadan inip onu öyle görünce oradaki diğer çocuklara bağırmış birkaçı kaçmış, birkaçı da sanki saldıranlardan değilmiş gibi abi çocuğa saldırdılar deyip yalakalık yapmış babama korkularından. Kardeşim asla kavga edecek karakterde bir çocuk değil, tanıyan herkesi efendiliğiyle etkileyebilecek, Ankara'nın en iyi liselerinden birine giden, küçük yaşta hafız olmuş, yakışıklı bir çocuk. Allah her türlü beladan, nazardan korusun. Biz çocukluğumuzda sokağa bile çıkmadık öyle şeyleri zaten bilmeyiz. Kavga etmediğinden zaten emindik yani ama çocuk ne olduğunu sorduğumuzda hatırlamıyor, sadece sürekli o an yanındaki arkadaşını soruyor. İki dakika sonra unutup tekrar soruyor. Kardeşimi hastaneye götürdük, o yolu nasıl gittiğimizi unutamıyorum. Gözlüğü kırılmış parçaları yüzünü kesmiş, dudağı patlamış, burnu kırık ama en kötüsü annem yüzü gözü iyileşir hafızası gelsin diye ağlıyor çünkü çocuk birkaç sene önce olan şeyleri bile sorduğumuzda hatırlamıyor, iki sene gece gündüz emek verip ezberlediği Kuran ayetlerini bile hatırlamıyor. Biz o geceyi hastanede geçirdik ama hayatımın en kötü gecesiydi diyebilirim. Yanındaki arkadaşı abla biz yol kenarında beklerken laf bile atmadan gelip saldırdılar ben kaçtım, onu kurtarmaya geri dönecektim çok kalabalıklardı geri bana doğru geldiler diye anlattı, çocuk da zor kurtulmuş yani. Annemle babam sonraki gün oradaki mağazaların kamerasından görüntü almaya gitti, kardeşimle arkadaşı yol kenarında öylece beklerken bir grup malum saç kesimli beyinsiz gelip kardeşime arkadan saldırıyor, çocuk zaten arkasından geldiklerinden hiçbir şey anlayamadan yere düşmüş, yerde kafasına vurmaya devam ettikleri için gözlüğü parçalanmış. Kardeşimin arkadaşının da kaçmak için yola atladığını ve az kalsın ona da araba çarpacağını gördük bu arada. Bakın tek kelime konuşma, bir bakış bile yok. Tamamen şerefsizler kendilerinden olmadığı belli olan, eli yüzü düzgün parlak iki çocuk gördü diye kudurukluğundan, şerefsizliğinden, hasetinden yapıyor bunu. Kayıtlardan gördük, Allah'a şükür ki tam bir dakika sonra babamın arabası geliyor ve korna sesini duyup kaçıyorlar. Babam gelmese ne olurdu düşünmek istemiyorum. Adam günlerce bir dakika önce gitsem olmayacakmış diye üzüldü. Polise tabii ki gittik ama bu itlere hiç kimse hiçbir şey yapamıyor, zaten yapmak da istiyor mu bilmiyorum çünkü sizi pek takan yok. Görüntüsü olan suçluyu bile gidip bulmaya çalışan uğraşan yok, orada bu temiz yüzlü çocuğun başına gelen kardeşimin de başına gelseydi kimsenin bir şey yapmayacağından eminim artık. Kendi çocukları nasıl olsa güvenilirliğinden emin olunan yerlerde, korumalarıyla geziyor. Geride kalanların evladı ölmüş, yüreği yanmış önemi yok. Kimse başına gelmeden anlayamaz. O caddeden her geçtiğimde gözlerim doluyor, içimdeki o nefreti atamıyorum. Cezasız kalmalarını sindiremiyorum hala. İyi ki ahiret var diyorum, sadece oradaki adalete inanıyoruz.
Ülkenin gündemi Ümit Karan, Derya Çayırgan falan değil.
İşte gündem bu. İşte gündem: AÇLIK!
AKP’li olup da bu videoda yüreği sızlamayan var mı?
Yazık günah!
Hatay'daki emekli vatandaş:
"Yaşamak istiyoruz. Evde hastamı bırakıp buraya geldim, 72 yaşındayım. Ne işim var soğukta? Bin liralık artış yeter mi? Meclis sesimizi duy bizim.
40 yıllık kamu görevlisiyim. Ben buna muhtaç mıyım? Devletime vergi verdim, hâlâ da veriyorum ama ben de yaşamak istiyorum.
Ben yaşamak istiyorum. Ne zaman yaşayacağım? Huzur evine gitsem, huzur evi kabul etmez beni. Bu maaşla nasıl yaşayacağız"
Bandırma yaşayan makine mühendisi Muammer Sünger, ekonomik zorluk ve borçlar nedeniyle intihar ederek yaşamına son verdi..
v/Bandırma Manşet
Sosyal medya paylaşımı:
Birazdan hayatıma son vereceğim. Ve tek korkum ya ölmeyi başaramazsam sabah ne yapacağım, kime ne diyeceğim. Herhangi bir maddenin etkisi altında değilim. Hayatıma son verme kararımın tek sebebi maddi. Makina mühendisi olmama rağmen bu ülkede yaşamayı başaramadım. İşimi gelirimi düzeltiyorum bir yerden patlak veriyor. Çünkü ülkede ticaret kanunu berbat. Bir kere düzelttim herşeyi, ama 2017 de M.Ö. diye müteahhit müşterim battı hayatımı mahvetti. Ondan kalan yaraları sarabilmek için tam 7 yıl uğraştım. Tam düzlüğe çıktım dedim bu seferde 2025 te M.U. isimli müteahhit müşterim battı ve aynı zamanda S. inşaat firmasının sahibi A. in ard niyetli batırmaya yönelik hareketleri yine ticari hayatımı mahvetti ve Yine tepetaklak oldu herşey. Etrafımda tanıdığım eş, dost ve akraba herkesten borç alarak çevirmeye çalıştım ama olmadı. Türk ticaret kanunu buna izin vermiyor. Öyle bir berbat ekonomi varki, bu berbat ekonominin üstüne birde ticaret kanunun berbatlığı eklenince haklı olduğun alacağı bile almak yıllar sürüyor. Ben battıktan sonra yıllar sonra alacağımı versen bana ne olur vermesen ne olur. Kredi kullanamıyorum, borç alacak kimsem kalmadı, parası olan vermiyor, olmayan yardım etmeye çalışıyor ama elinden bişey gelmiyor, gelende sana yetmiyor. cimere yazdım yardım edin kredi kullandırın en azından diye ordanda bişey çıkmadı. Borçlarımı zamana yayabilsem ödeme ihtimalim olacak ama artık zamanada yayamıyorum. Devlet çıkardığı tüm kredi imkanlarını zaten durumu iyi olanın kullanabileceği şekilde çıkarıyor. Kredi asıl durumu kötü olana lazım ama onunda sicili temiz olmadığı için krediye ulaşamıyor. Artık hiçbir şeyden umudum kalmadı. İnsanların yüzüne bakacak durumum kalmadı. Geriye 12 yaşında pırıl pırıl çok zeki bir evlat bırakıyorum bu ülkeye. Umarım onunda sonu benim gibi olmaz. Umarım devlet bana sağlığımda yapmadığını öldükten sonra evladıma yapar. Yada yüreği zengin bir hayırsever yardım eder ona. Ülkenin anlattığım bu durumu inanın bana partiden bağımsız konuşuyorum. Her gelen cebini doldurmanın peşinde, hiçbirinin diğerinden farkı yok. Milleti düşünen, millet ne yapar nasıl geçinir diye dertlenen kimse yok. Keşke yurtdışına çıkabilip, yeniden sıfırdan başlayabilseydim ama onuda başaramadım. Keşke yeniden başlayabilip borcum olmadan boğazımı bakıp oğluma babalık yapabilseydim. ZARAR VERDİĞİM HERKESTEN ÖZÜR DİLİYORUM. BU ÜLKEDE BİRİ DAHA PARA YÜZÜNDEN CANINA KIYIYOR. SIRADAKİNİN BEN OLACAĞI HİÇ AKLIMA BİLE GELMEZDİ AMA HAYAT BENİ BURALARA SÜRÜKLEDİ. SIRADAKİNİN DİYORUM ÇÜNKÜ BENLE BİTMEYECEK DEVAMI GELECEK. ZANNETMİYORUM AMA UMARIM ÖLÜMÜM BAZI SİYASETCİLERİN AZICIK DÜŞÜNMESİNE SEBEP OLUR. HAKKINIZI HELAL EDİN DEMİYORUM ÇÜNKÜ ZARAR VERDİĞİM İNSANLAR VAR VE BAZILARINA BIRAKTIĞIM YÜKLER ÇOK AĞIR. HELALLİĞİ HAKETYORUM. AMA BİLİNKİ BENDE BU ÜLKEDE SİYASETLE UĞRAŞAN KİMSEYE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM. YEMEDEN BU ÜLKEYİ YÖNETMEK ÇOK ZOR DEĞİL. BU ÜLKE BELİRLŞ BİR KESİM TARAFINDAN BU KADAR SÖMÜRÜLMESE MİLLETTE PİYASADA BU DURUMDA OLMAZ. ELVEDA…
Dünyaya gözünü açalı 60 gün olmuştu henüz.
Annesi, babası, dedesi ve anneannesi bile isteye aç bıraktı onu.
3 gün sonra nefesi kesildi, ambulansı aramak yerine gidip yemek yediler.
Ölmesini beklediler. Öldü...
Adını bile bilmiyoruz. "2 aylık bebek" olarak geçti kayıtlara.
Şimdi ise onu açlıktan öldüren canilere devlet cezaevinde 3 öğün yemek verecek