Bir gün gelecek, bu ülkenin tarihinde görmediği genişlik ve derinlikte bir "Tahkikat" silsilesi açılacak ve elbet sonuçlanacak.
Herkesi 'yerine' yerleştirmek için çevre kirliliği yaratacak kadar çok "plastik kelepçe" kullanmak gerekecek.
O güne kadar ölmemeyi diliyorum.
ŞEREFLE SÖYLÜYORUM, ŞEREFLE:
MADDİ MANEVİ ÇOK AĞIR BEDELLER ÖDEDİK. BU SUÇLAMALARI YAPANLARIN AKLININ ERECEĞİNİ ZANNETMİYORUM
Bütün hayatını kamucu mücadeleye adamış bir akademisyen ve meslek insanı olarak ne bir örgüt üyesi olabilirim ne ihaleye fesat karıştırıp menfaat sağlamaya tenezzül ederim, ne de dolandırıcılık yapmış olabilirim. Mal varlığımıza bakılarak dahi bu iddialar test edilebilir -ki yapıldığını da biliyorum.
Cezaevine girince kesilen maaşım ve azalan gelirimiz nedeniyle, artan giderler karşısında geçim sıkıntısı yaşadığımızı da şerefle ifade ederim, şerefle.
Maaşıyla yaşayan insanlar olarak, bu 15 ayı aşan süreçte maddi ve manevi çok ağır bedeller ödedik. Çok ağır. Bu suçlamaları yapanların aklının ereceğini zannetmiyorum.
⚽️Turnuvaya 48 ülke katıldığı için gruplara kapağı zar zor atan Milli Takım’a...
Daha kupa başlamadan 15 milyon Euro prim ödenmiş!
Milleti futbolla uyutma mesaisi pahalıya patlıyor...
Ankara Etimesgut'a 10 milyar TL'lik VIP havalimanı yapıldı.
Mayıs 2026, Bakan Uraloğlu:
"Hem askeri hem sivil kullanıma uygun."
14 Haziran 2026, Bakan Uraloğlu:
"Havalimanını milletimizin hizmetine açacağız."
15 Haziran 2026, Bakan Uraloğlu:
"Tarifeli sivil uçuşlara tamamen kapalı."
NATO Zirvesi 2 gün sürecek.
Fatura bir ömür.
İtibardan tasarruf etmiyoruz, boşuna demiyoruz, bu ülkede kamuflasyon vardır diye.
Türkiye'de enflasyon kağıt üzerinde bile zor düşer.
Butlan kararının ardından Nefes Gazetesi’nin açık şekilde butlancıların yanında konumlandığı görülüyor.
Bunun nedeninin, butlancılara destek veren muhalif medya kuruluşlarının sayısının sınırlı olduğu bir ortamda, parti bütçesini kontrol eden kesime yakın durarak ekonomik ve siyasi çıkar elde etme hesabı olduğu düşüncesindeyim.
Bu nedenle Nefes Gazetesi ve özellikle Aytunç Erkin’den uzak durun.
Erdoğan“Bütün bunların yanında Ankara’daki havalimanını kim yaptı ya? Bu havalimanını da biz yaptık. Bundan önce böyle bir havalimanı Ankara’da var mıydı? Yoktu.”
Ankara Esenboğa havalimanı yapılış tarihi 1955
Başıboş değil özgür!
Kazdağları'ndaki yılkı atları bir süredir basında "başıboş", tarım arazilerine zarar veren, "kontrol altına alınması gereken" bir sorun olarak tanımlanıyor. Toplanmaları, et ya da ilaç sektörlerine satılmaları konuşuluyor.
Bu atların çoğu yıllarca insanlar tarafından ulaşımda, tarımda, yük taşımacılığında kullanıldı. İhtiyaç kalmadığında doğaya bırakıldılar. Şimdi ise "sorun" olarak hedef gösteriliyorlar.
Ayşe Feryal Baran, yılkı atlarının hedef gösterilmesine karşı bir kampanya başlattı. "Bu atlar bölgenin kültürel ve doğal mirasının bir parçası olarak koruma altına alınmalı."
Destekliyorsan imzala, paylaş: https://t.co/wBAjWtmVOO
tutuklanan silivri belediye başkanı bora balcıoğlu:
"ortada bilgi yok. tanıklık yok. somut delil yok. sadece 'duydum', 'söylendi', 'bana öyle geldi' var.
yetmedi 12 yaşımda kaybettiğim rahmetli babama ev aldığımı bile iddia ettiler"
TRT spikerinin İran ile Yeni Zelanda'yı karıştırarak maç anlatması bireysel hata değil. Vergilerle yürüyen milli kanalın kurumsal durumudur. Hazırlık, bilgi, heves, heyecan, gayret, özen, liyakat, kontrol, ciddiyet, denetim, çaba, yok. Rehavet ve umursamazlık var. Hazin.
İBB DAVASI
Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven:
Savcı bana “Sana yardımcı oluruz Elif Güven” dedi.
İftiracı olmayacağımı bildiğimi anlattığımı söyledim ancak hiçbiri zapta geçmedi.
Kendisinin sürekli bir azarıyla karşı karşıya kaldım.
Anlatıyorum, savcı diyor ki, “hala istediğim gibi konuşmuyorsun Elif.”
Yüzüme karşı “İstediğim gibi konuşmuyor kalsın içerde” dedi
(Aklanıp gelsin insanlar öyle mi? Yazık… Ülke nazi kampına dönmüş)
Yurt dışına çıkmadığı halde yurt dışından mezun olmuş gibi sahte lise diploması alıp önemli üniversitelere yerleşen 419 kişinin diplomasını iptal etmiş danıştay
Ve bunların içinde Tıp, hukuk, eczacılık, hemşirelik, fizyoterapi gibi fakültelerden mezun olanlar arasında mesleğe başlayanlar var!
Ülkenin heryerinden oluk oluk sahtekarlık rezillik akıyor
Dil sürçmesi, yabancı bir adı doğru telâffuz edememe benzeri durumlar bir kez olduğunda "İnsandır, hata yapar," diyebilirsiniz. Bu, o kişinin mesleği güya ama dakikalarca ve basit bir hata denemeyecek şekilde ısrarla o yayını sürdürebiliyorsa belki de hiç yapmamalı. Tabii o yayını yöneten her kimse onun da vereceği hesap olmalı.
“KENDİM TESLİM OLDUM AMA 3 KEZ BENİ EMNİYETE SOKTULAR FOTOĞRAF ÇEKMEK İÇİN. MALUM MEDYA ‘YAKALANDI’ DİYE HABER YAPTI O FOTOĞRAFLARLA”
Buğra Gökçe: Şu an eşim olan Filiz Hanımın, o zaman evli değiliz, evine çilingir yardımıyla saat 6’da girildi. Bu hak ihlali… Arandığımı öğrendiğim üzere kendim gittim vatan emniyete… Bu fotoğraf, benim bilgim dışında çekilmiş. (Kendi girerken) Beni teslim alma görüntüsüne ihtiyaç duyduklarını söyledi arkadaşlar. ‘Peki’ dedim, bakın bu emniyete tekrar giriş fotoğrafın bir hikayesi var. Dediler ki, bir fotoğraf çekeceğiz, ‘tamam’ dedim. Sonra ‘bir kez daha’ dediler.. ‘dikey olmuş bu yatay lazım’ dediler. 3. Kez ben emniyete sokuldum. Oysa ben emniyete kendi ayaklarımla gitmiştim.
İmamoğlu: ŞOV YANİ…
Gökçe: Sonra bakın iktidar medyasında çıkan haberler… “Buğra Gökçe böyle yakalandı.”
Ben bunun için olduğunu bilmiyordum, bu fotoğraf çekme işini, prosedür bu demek ki, dedim.
(İMAMOĞLU ÇOK SİNİRLİ, YÜKSEK SESLE SÖYLENİYOR AMA ANLAŞILMIYOR OTURDUĞUMUZ YERDEN)
Koskoca Zülfü Livaneli'ye ve diğer isimlere karşı müzisyen diye Kılıçdaroğlu/Yarkadaş/Gürsel Tekin/Berhan Şimşek dörtgeninin çıkardığı Taner Özdemir'e bi bakın.
Nasıl söylüyor bilmiyorum ama süper çalıyor :)
Bir trol düşünün. Çıkıp “Sabah namazına gittim İBB’den kovuldum” diye ortalığı ayağa kaldırıyor. Sonra bir hesap açıp İBB, CHP ve İmamoğlu’nu hedef alıyor, dün tutuklanan Taner Çetin’i “Sen de gideceksin” diye tehdit ediyor. Taner Çerin gözaltına alınınca basına gönderilen bilgi notunun bilgisayarından çıktığı ortaya çıkıyor. Namaza gittiği için kovulduğunu söyleyen Tayyip Akyol, bir kadının başını açtığı ve artık başörtülü olmadığını söyleyerek “Filanca ile ilişkisi var” diyor. Aracılar üzerinden bu notu basına gidiyor ve basın da bunu haberleştiriyor. Ama dijital imzası onu ele veriyor.
Norway have qualified for their first World Cup since 1998, and the first thing they did was ship in their own cheese, fish and 6,000 oranges. A touching show of faith in the American food supply.
Start with the cheese, since they hauled 116 kilograms of it across the Atlantic. Dairy in the United States can come from cows injected with a growth hormone called rBST, which has been banned across Europe for years and does not even have to appear on the label over here. Norwegian cows never go near it, so the players would sooner bring their own.
The fish follows much the same logic. A good deal of American tuna is treated with carbon monoxide, sold to the trade under the lovely name "tasteless smoke," which fixes that bright red colour and keeps it looking fresh long after it has quietly stopped being so. Europe banned the practice in 2003, while America still permits it.
Then the oranges, all 6,000 of them, because the US happily lets growers spray the skins with Citrus Red 2, a dye the World Health Organisation's cancer agency calls a possible carcinogen, all so a slightly green orange can pass for a ripe one on the shelf. Europe will not let it anywhere near food.
So when a side with one shot at a World Cup takes a long look at the local cheese, fish and fruit and flies in a tonne of their own instead, you can understand how they got there.
A ringing endorsement of American food, obviously.
Toprağına sahip çıkmaya çalışırken şu incecik bedeniyle şirketin mühendislerini dövdü iftirasıyla yargılanan Hatice teyzemiz gibi haksız yere yargılanıyorum.
Toprağını, memleketini sevmek, sahip çıkmak suç değil. Biz bu yola canımızı koymuşuz, bundan ötesi var mı?