Bu kokuyu çoğunuzun bilmediğine eminim. Dürüst olmak gerekirse, benim de gözden kaçırdığım bir eserdi. Ama tanışma hikâyemiz, alt komşumuz Tuğsan abinin “Senden bir ricam var, git bana ıhlamur kokusu yap.” demesiyle başladı.
Kendisi yıllardır ıhlamur kolonyası kullanıyormuş ve tam anlamıyla bir ıhlamur tutkunuymuş. Güzel bir araştırmanın sonunda Marc-Antoine Barrois Tilia ile karşılaştım.
İlk kokladığım anda ben de aşırı etkilendim. Hemen arayıp, “Abi, senin kokunu buldum. Buna aşık olacaksın.” dedim. Söylemez olaydım… Bir insan her gün gelip kapıyı çalar mı, “Hazır mı?” diye 😄
1 aylık demleme süresinin ardından sonunda istediği kokuyla buluştu. Hatta küçük bir jest olsun diye doğum tarihini de bu parfüme verdik. Bu yüzden raflarda No: 970 olarak yerini aldı.
Şimdi kızı, gittikleri her yerde ıhlamur kokusu aldığında etrafına bakıp “Babam mı burada?” diye düşünüyormuş. Bizim için de çok güzel bir anıya dönüştü bu hikâye.
Aslında her parfümün böyle bir hikâyesi olması lazım. Çünkü bazı kokular sadece güzel kokmuyor… kullanıldıkça insanları hatırlatıyor.
Bu abiyi de görün..Milyonlarca takipçisi yok diye kimse konuşmuyor ama ilk günden beri tepkisini hep gösterdi. Ki genç oyuncular gibi her yerden teklif alabilecek durumda da değil ve işinden edilmiş.. #MuratDaltaban#BirZamanlarİstanbul
Hey @museband, your Turkish concert partners are deeply tied to AKP’s authoritarian regime, backing its unlawful actions. Many messages will reach you today and tomorrow, urging you to reconsider. Will you stand for freedom, or align with oppression?
Karşı mahallenin taymında dünden beri çok acayip bir mevzu dönüyor. Bu kafadaki adamlarla sadece siyaseten karşı cephede değiliz biz. Ahlaki, vicdani, insani olarak da en ufak ortak noktamız yok.
Allah bu kafadaki adamların ailelerindeki kadınlara, çocuklara da yardım etsin. Cehenneme doğmaktan farksız.