O kusursuz geri dönüşüm kutuların, renk renk çöp ayrıştırmaların sökmez bana, ben senin ülkene kıyamayıp başka ülkelere yolladığın çöpleri görürüm çevreci vitrininin arkasındaki atık sömürgeciliğinin çakal kokusunu alırım…
🧐 kendi kurduğu dünya içinde oldukça eğlenceli. mesleği yazarlık yahut sosyal bilimler olmayanlar zaten boş vakit geçirmek okur. en azından ben. hoş son zamanlarda onu da okuyamıyorum.
Puslu Kıtalar Atlası, boş vakit geçirmelik “eh işte” bir roman. 20. yüzyıl Türk romanı listesinde ilk 100’e dahi giremez. Eğer kastedilen yüzyıl, 21. yüzyılsa durum daha vahim.
İstanbul'da dolaşan devasa martılar ayrıca istilacı bir tür. Çöplükler ve bilinçsiz besleme nedeniyle haddinden fazla büyük durumdalar. Güvercinleri, kumruları ve serçeleri avlıyorlar. Karabaş Martı gibi daha ufak yerel martı türlerinin yerini alıyorlar. Bu konuda da belirli tedbirler alınması lazım gerçekten.
lan almanlar, hiçbir şeyiniz metro marketinizde mi yok şarküteri bölümünde 10 dk duramıyorsunuz zaten. az evvel girdim atkı bere palto ihtiyacı hasıl oldu. çalışanlar bere ile çalışıyor zaten.
@hayallaahiiim ya aslında hdpe denilen yüksek yoğunluklu plastik en iyisi ama maliyeti çok fazla. metal yapacaksan kuzeye bakması iyi olur ama her zaman mümkün olmuyor tabi.
türkiye’de buna benzer parklar var, daha fazlası da var. sokak hayvanları sorunu sebebi ile kum pisleniyor. plastik kaydırak statik elektrik diye istemiyorlar paslanmaz kaydırağı sıcak oluyor diye istemiyorlar. çikolata bile alırken ödediği vergilerle yapılan her şeyi kırıyorlar.
okula giderken önlüğümü, yakalığımı giyip hazırlanırken trt2’de hep seni izlerdim. gün henüz aymamışken. hayatı anlamlandırmada ve bakış açısında o sabahların payı büyüktür sanıyorum.
bir saattir arkadaşları bekliyorum. bilenler bilir işte böyle beklememek için her yere beklenilen saatten geç giderim. her şeye geç kalmakla bilinirim.
herhalde poğaça yemeyi bırakalı yıllar oluyor. fakat nadiren anatolia fırının poğaçalarına düşüyorum. bir de çıksalın tandır evi, hafif salaş kot altı ama bazı sabahlarımızı feci güzelleştiyor lezzetleriyle.
Sit alanına kaçak inşaatla otel diken, Atatürk’e ettiği hakaretlere yanıt veren insanlara panelden ele geçirdiği yasa dışı bilgilerle dava açıp tazminat kovalayan birinin oğullarına para kazanma etiğiyle ilgili nutuk atması öyle böyle güldürmedi.
Boğaz’da Fok balıklarının bir zamanlar çok sevdiği, balık yatağı görevi gören bir kısım ; kayıkhane. Boğaz köylerindeki yalılara karadan ulaşım zordu, semtler arasında bağlantı zayıftı. O nedenle kayık önemli bir araçtı. Bu mekanlar da kayıkların bir nevi otoparkı oluyordu.