Bir kahveden bile vazgeçemeyen adamın; iradeden, duruştan, davadan bahsetmesi komik geliyor. Mesele Starbucks değil; mesele, insanın kendi nefsine söz geçirecek kadar bile karakter ortaya koyamaması.
İçimdeki bir his yıllarca yaşıyor olmasına hayret ettiğim kişinin çözüm sürecinin tamamlanmasının ardından bir süre sonra sağlıksak bir sorundan hayatını kaybedecekmiş gibi…
Biz siyonizmin yayılmacı emellerine dikkat çekerken bunu kendimiz için değil; hangi inanca mensup olursa olsun bölgedeki tüm halklar adına, insanlık cephesi adına yapıyoruz.
Bu saatten sonra boş konuşan konuşmayan herkes susacak. Türkiye Kudüs’e yönetici atayacak. Bu coğrafyada hiçbir şey tesadüf olmaz. Bu saatten sonra kimse Türkiye’yi durduramaz.
Olaylara realist olmak gerekirse.
Kurt kuzuyu gözüne kestirdiyse, düşman gibi değil; dost gibi yaklaşır.
Kurt oyuna gelmez. Oyunu göremeyene de kurt denmez.
Bugün bir amca aradı:
“Oğlum, yaşımızdan dolayı ehliyetimizi iptal ettiler. Ehliyetsiz kullanabileceğimiz üç tekerlekli bir aracınız var mı?” dedi.
Sesindeki o çaresizlik beni çok duygulandırdı. İnsan yaş aldıkça sadece ehliyetini değil, özgürlüğünün ve bağımsızlığının bir kısmını da kaybediyor. Bazen basit gördüğümüz bir araç, bir başkası için hayata tutunmak, kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek demek…