İşte trollerin ve AKP’lilerin bugün en rahatsız olduğu görüntüler.
Burası Adana’nın 10 bin kişilik ilçesi Pozantı.
Cumartesi günü adeta kimse evde kalmamış, herkes sokaklara dökülmüş.
İşte bu yüzden “CHP bölünmesin, yeni parti kurulmasın” diyorlar.
Madem rahatsızlar onlara inat paylaşalım: KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA!
MİLLETİN 1,47 MİLYAR DOLARININ HESABINI KİM VERECEK?
Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı üzerinden Irak Hükümetinin onayı dışında gerçekleştirilen kaçak petrol sevkiyatları nedeniyle 1 milyar 471 milyon dolarlık tahkim kararına karşı Paris'te açtığımız iptal davasını kaybettik.
Bu kayıp Türkiye açısından sıradan bir dava kaybı değildir.
Konunun çok önemli üç boyutu var: Birincisi dış politika , ikincisi yolsuzluk, üçüncüsü kamu zararı.
15 TEMMUZ 2016 YALAN OLSAYDI
15 Temmuz “Demokrasi ve Milli Birlik Günü” 2016 yılındaki hain darbe girişiminde Demokrasi ve Milli İradeyi korumak adına canlarını feda eden
251 Şehidi ve Gazileri onurlandırmak adına resmi tatil ilan edilmiştir.
Bu olay, Cumhuriyet Tarihimizin en büyük kırılmalarının yaşandığı çok ciddi bir olaydır. Türk Milletinin, bu konuda her olayı en ince ayrıntısına kadar bilmesi en doğal hakkıdır. Eğer, 15 Temmuz’u ağzına alan herkesi tutuklamak yoluna gidilirse, karanlık noktalar aydınlatılamaz. Her türlü karanlığın Türk Milletinin aleyhine olduğu gerçeğini unutmamalıyız…
-15 Temmuz benzeri bir olay, demokrasisi oturmuş, bağımsız yargı ve özgür basının olduğu, halkın devletin kurumlarına güvendiği bir başka ülkede olabilir miydi? Varsayalım ki oldu. Gerçek ortaya çıkarılmaz mıydı?
-Madem darbe girişimi AKP İktidarına karşı yapıldı, aynı iktidar neden bu hain girişimin aydınlatılmasını, konuşulmasını istemiyor?
-Türk Milletine, şu söylendi! Darbe girişimi bizzat FETÖ haini tarafından ABD işbirliğiyle yapıldı. BAE Birleşik Arap Emirlikleri de finansörüdür.
CB Erdoğan’ın bu suçu kabullenerek “Rabbim ve milletim beni affetsin” dedi. Bir Hukuk Devletinde böylesine ağır bir görev ihlali, af dileyerek geçiştirilebilir mi?
Peki, 15 Temmuz YALAN olsaydı!
-Yani, 15 Temmuz 2016 günü yapılanın, gerçek bir darbe girişimi değil de, kurgulanan, gerçek olmayan, bir grup Askerin yem yapıldığı, Türkiye’de rejimin değiştirildiği bir İSTİHBARAT operasyonu olduğu kanıtlanırsa, neler olurdu bilmek ister misiniz?
-Rejimin Temeli Sarsılırdı; 2017 Anayasa değişikliği ve CB Hükümet Sistemi, büyük ölçüde 15 Temmuzun yarattığı iklim ve “Beka” söylemi üzerine inşa edildi. Bu temel çökeceği için sistemin kendisi meşruiyet krizine girerdi!
-Yargılamalar ve Uluslararası Cezalar; Olayın planlayıcısı, uygulayıcısı konumundaki tüm sivil ve askeri yetkililer “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Kasten öldürme” ve “Vatana İhanet” gibi suçlamalarla iç ve dış mahkemelerde (UCM) yargılanırlardı.
-Kamu Düzeni ve Hukuk Faciası;
Olayın bir kumpas olduğunun ispatı halinde, tüm KHK’ların sonuçlarıyla iptali gerekirdi. Toplumda yaratılacak travma ve güven krizi uzun yıllar devam ederdi! TSK ve İstihbarat Kuruluşlarımızın, devletin denetim kurumlarının yeniden yapılandırılması gerekirdi…
15 Temmuz 2016 Darbe girişimi, tüm yönleriyle araştırılıp, rapora bağlanmaz, yargıya verilmezse, devletimizin yıllar boyu kanayacak bir yaraya sahip olması demektir.
Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın, dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın, darbeyi CB Erdoğan’a ilk haber veren Eniştesinin, Başbakan Binali’ye haber veren Kayınçosunun dinlenmeleri, olayı çözecektir…
Bu olay, sonsuza kadar saklanabilir mi? Mümkün değil! Mutlaka aydınlatılacak ve gerçekler Türk Milletinin vicdanına emanet edilecektir…
Sağlık ve başarı dileklerimle 14 Temmuz 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Gazeteci Yavuz Selim Demirağ:
Geçtiğimiz yerel seçimlerde,
“AKP'nin Ankara Büyükşehir belediye başkan adayı Turgut Altınok,
33 günde Azerbaycan'da hukuk diploması almış.
Baroda kaydı yok, diploma sahte."
İmam bunu yaparsa cemaat ne yapar?
Kenarda kıyıda ihtiyaç olduğunda gündemi değiştirmek için kullanılmak üzere bekletilen ne çok
CAMBAZ'IMIZ varmış meğer.
bizim iktidarlarımız çok tedbirli ve tedarikli
-------
"Oğuzhan Uğur Davinson Sanchez Haluk Levent Cihan Kamer #SONDAKİKA İçişleri Bakanlığı Almanya'ya"
⚠️ “Davayı AKP değil Türkiye kaybetti, bu para bizim vergilerimizle ödenecek!”
Fatih Altaylı, gündemi sarsan; Türkiye’nin Irak’taki ham petrol boru hattındaki usulsüzlükler nedeniyle 1.47 milyar dolar cezaya mahkum edilmesi hakkında konuştu:
• CHP’nin en etkili ve en beğendiğim isimlerinden Deniz Yavuzyılmaz hem çok önemli meseleleri gündeme getiriyor hem de fikri takip yapıyor.
• Yavuzyılmaz daha önce Türkiye’nin Kürt yönetimi ile anlaşarak Kerkük - Yumurtalık boru hattından petrol almasına karşı Irak merkezi yönetiminin açtığı davayı ve Türkiye’nin buradan yaklaşık 1,5 milyar dolar cezaya çarptırıldığı açıklamıştı. Belgeleri ile…
• İktidar ise bu konuyu Paris’te Tahkim’e taşıdıklarını söyledi ve Uluslararası Tahkim’in bu cezayı ortadan kaldıracağını söyledi.
• Ancak öyle olmamış. Ceza kesinleşmiş.
• Yavuzyılmaz bu haberi “AKP tahkimi kaybetti” diye duyurdu. Keşke öyle olsaydı.
• Ancak Sayın Yavuzyılmaz yanılıyor. Davayı AKP kaybetmedi. Davayı Türkiye kaybetti.
• Ve bu 1,5 milyar doları AK Parti değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hazinesi ödeyecek.
• Yani bu para AK Parti’nin kasasından ödenmeyecek ya da Devlet bu parayı AK Parti’ye verilen Hazine yardımlarından tahsil etmeyecek.
• Bu para sizin, benim vergilerimle ödenecek.
@alibabacan efendi
eğer deseydin ki; "bu kötü durumun sebeplerinden birisi de benim zamanında sustum, yalan söyledim, makamları korudum..." İŞTE O ZAMAN DEVLETİMİZ, MİLLETİMİZ için endişeli olduğuna birazcık inanırdık
https://t.co/dCFiJrYxsp
@AvAliDvrmAn BİR DÜŞÜNÜN
ALLAH AŞKINA HESAP YAPIN
SORGULAYIN
ana muhalefeti parçalamak
kimin işine yarayacak🤔
BİRLİK OLMAYAN HAİNDİR
Bu günlere sırasıyla herkes görevini
tam yaparak getirildik.
senaryo/proje/hamaset/demagoji😟😞
ve
KARE AS
💥Usulsüz Petrol Ticareti nedeniyle ülkeye fatura edilen 1.4 milyar dolar ceza millete değil suçlulara rücu edilmeli
💥Depremzedelere ulaştırması gereken çadırları Ahbap Derneğine satan Kerem Kınık yargılanarak cezalandırılmalı
💥Haluk Levent suçluya yargılanarak cezalandırılmalı
“Haluk Levent’e ‘Haluk, yine kumara başlamışsın. Demek ki senin sözlerinin bir manası yokmuş. O zaman Ahbap Derneği’ne yapılan bağışlar da tehlikede.
Sen bu derneğe halka, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere bağış toplarken bize gelip kumarı bıraktığına dair yeminler etmiştin.
Derneği de düzenli olarak denetleteceğine söz vermiştin. Derneğin internet sitesinde denetleme ve mali durumla ilgili hiçbir bilgi yok.
Bu denetim raporlarını bizimle, sana bağış yapan milyonlarla paylaş’ dediğimde içimdeki ağır şüpheye rağmen senin bu hesabı kuruşu kuruşuna vermeni, ‘Abi, işte harcadığımız her bir liranın hesabı burada’ diye ortaya çıkmanı istiyordum.
Öyle olmadığını hissediyordum, hatta öyle olmadığından emindim ama yine de senin adam olduğuna dair bir umut beslemek istiyordum.
Haluk Levent’in müthiş bir kumar bağımlısı olduğunu bilmeyen yoktu ama bir yanda da iyi bir insan olduğu konusunda da şüphe yoktu.
İçinde Dr. Jekyll-Mr. Hyde çatışması vardı aslında.
İyilik yapmayı seven Haluk ile kumar bağımlısı Levent.
Bir yandan kumar borçları yüzünden defalarca kısa süreli de olsa hapse girmiş, sahneden kazandığı milyonları yok etmiş, bir o kadar da borç batağına saplanmış bir zavallıydı.
Diğer yandan da ihtiyacı olan herkesin yardımına koşmaya çalışan iyi kalpli bir adam.
Bu yüzden kendisine hep mesafeli durdum.
2023 Maraş Depremi oldu. Orman yangınlarında olduğu gibi Haluk Levent yine öne çıktı. Kızılay’a ve devletin kurumlarının deprem sırasındaki yetersizliklerine öfkeli olan halk Haluk Levent’in Ahbap’ına bağış yağdırmaya başladı.
Bu dönemde kendisini defalarca açıkça uyardım. Her seferinde ‘Abi, merak etme. Hem devlet denetliyor hem de uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarına kendimizi denetleteceğiz. Düzenli rapor yayınlayacağız’ dedi.
İktidar kanadından eleştiriler gelmeye başlayınca, hemen o tarafa yanaşmaya çalıştı. Bakanlıklarla çalışmaya başladı ya da öyle bir intiba oluşturdu.
Sonra ortada görünmez hale geldi. Birkaç kendisini arayıp, hesaplarını anlatmak ve halkı aydınlatmak üzere programa çağırdım. Hep ‘Sonra abi, sonra abi’ dedi.
Arada birkaç iktidara yakın kanala çıktı. Bir şeyler anlattı. Doğrusunu isterseniz kendini unutturdu demek daha doğru.
Geçen ay bir karşılıksız çek davası ile gündeme gelince ‘Hesap ver’ dedim. Yine mugalatayı seçti. Birkaç hafta içinde de rezalet patladı.
İddialar korkunç, buharlaştığı söylenen, kumara aktarıldığı söylenen, şahsi hesaplara kaydırıldığı söylenen paralar dehşet verici.
İyi de sonuç olarak bu dernek ve denetime tabi. Devletin ilgili kurumları ne yapmış bugüne kadar?
Derneklerin denetimi İçişleri Bakanlığı’nın ve Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü adı altında yeni sayılabilecek bir kurumun yetkisinde.
Bunca yıl bunlar ne yapmışlar?
Haluk Levent’i elbette yargılayalım. Hem de toplumun güvenini kötüye kullanmaktan, her bir Türk vatandaşı ya da en azından her bir bağışçı için teker teker mahkum edelim.
İddialar doğruysa suçu gerçekten çok büyük. Bir toplumun tüm inancını, güvenini tek başına yıkan bir utanmaz olarak lanetleyelim.
Ama işini yapmayan kamu yöneticilerini de ıskalamayalım.
Onlar da az buz suçlu değil.”
Fatih Altaylı