Modern devlet, bireyin özgürlüğünü yok eden değil; hukuk, demokrasi ve insan hakları yoluyla bu özgürlüğü güvence altına alan bir yapıdır. Bu nedenle eleştirilmesi gereken devletin varlığı değil, hukukla sınırlandırılmamış ve bireyi araç haline getiren devlet anlayışıdır.
Antik Yunan’daki site (polis) devlet anlayışının sınırlılıklarını esas alarak modern devleti eleştirmek, tarihsel gerçekliği göz ardı eden anakronik ve indirgemeci bir yaklaşımdır. Çünkü polis devleti ile modern hukuk devleti aynı siyasal koşullara ve amaçlara sahip değildir.
Bir cinayet dosyasında bu kadar çok maddi ve teknik veri aynı dosyada toplanmışken, bunların tamamını tesadüf görmek mi hayatın olağan akışına uygundur; yoksa her birini delil zincirinin anlamlı bir halkası kabul etmek mi?
5/5
Sayın Başkan, kıymetli meslektaşım; dosyadaki mevcut delillerin mahkûmiyet açısından yetersiz kaldığı yönündeki değerlendirmenize katılmak mümkün değildir. Ceza yargılamasında değerlendirme, tek tek delillerle değil, dosya kapsamının bütünüyle ele alınmasıyla yapılmalıdır.
1/5
Merhabalar,
Bugün Narin'in babası Arif Güran ile görüştüm. Görüşme öncesinde, dava dosyasını hukukçu gözüyle inceledim.
Dosya kapsamındaki deliller ışığında, suçu somut delillerle ispatlanabilmiş tek isim Nevzat Bahtiyar’dır.
Yine dosya kapsamındaki deliller ışığında, Narin'in annesi Yüksel Güran’ın, Narin’in ağabeyi Enes Güran'ın ve amcası Salim Güran’ın suçlu bulunup ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları tam bir hukuk faciasıdır.
Görünen o ki, basının yönlendirmesiyle oluşan yoğun kamuoyu baskısı, mahkemenin karar sürecini gölgelemiştir. Kişisel görüşler bir kenara bırakıldığında ceza hukukunun en temel kuralı, mahkumiyetin dedikodulara veya ihtimallere değil, somut ve şüpheden uzak delillere dayanması gerekliliğidir. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, dava dosyasındaki mevcut deliller anne ve amcaya bu cezanın verilmesi için teknik olarak yetersiz kalmaktadır. Anne ve amcanın suçlu oldukları, hukukun evrensel ilkeleri gereğince şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır.
Dolayısıyla İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay denetimlerinde bu cezaların kesinlikle bozulması gerekirdi. Hukuk bunu gerektirirdi çünkü yeni bir delil veya yeni itiraflar ortaya çıkmadıkça mevcut dava dosyasına göre annenin ve amcanın suçlu oldukları ispatlanamamıştır.
Sırf kamu vicdanını tatmin etmek için suçlu olduğu ispatlanmamış insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermek gerçek adalet değildir, kamu vicdanını tatmin etmez. Kamu vicdanını asıl yaralayacak olan durum, belki de Narin'in gerçek katilleri dışardayken annesinin, abisinin ve amcasının cezaevinde olmalarıdır.
Başta Diyarbakır Barosu olmak üzere ilgili tüm hukuk çevrelerini bu dosyada adaletin sağlanması için çaba sarf etmeye davet ediyorum. Adalet Bakanlığının, dosyayı titizlikle inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurmasını rica ediyorum.
Narin'in hatırası, ailesi ve kamuoyu bunu hak ediyor.
Selam, sevgilerimle…
Asıl tartışılması gereken, her bir delilin tek başına yeterli olup olmadığı değildir. Esas mesele, tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde makul, mantıklı ve hayatın olağan akışına uygun bir delil zinciri oluşturup oluşturmadığıdır.
4/5
Aileyi tekil bir baskı/gerici aygıtına indirgemek; onu tarih, kültür ve etik bağlamından koparıp soyut bir düşman figürüne dönüştürmek demektir. Oysa siyaset, slogan üretme sanatı değil, karmaşık yapıları ayırt edebilme sorumluluğudur.
Politik konforculuk -konfor siyaseti- çağımızın en ucuz siyaset biçimidir. Ne bedel ister, ne cesaret, ne de tutarlılık. Sadece doğru zamanda susmayı, yanlış zamanda bağırmayı bilir. İşlevini yitirmiş bir mekanizma, tepeden tırnağa ahlaki çürüme..!
Bütün maharet o sarı öküzü vermemekti. Zamanında direnip o sarı öküz verilmeseydi işler bu raddeye gelmeyecekti. Lakin öküzler bunu asla anlamaz. Memleket öküz çiftliğine döndü.
Taviz tavizi doğurur, doğuruyor, doğurmaya da devam ediyor.
Görünen o ki getirilmek istenen "demokrasi" arap halklarına birkaç beden büyük geldi. Böylelikle demokratik ulus paradigması resmen çöktü. Bölgenin 'de facto' yapısı doğal diyalektiğe zaten aykırıdır o da ayrı bir hikaye..!
'Ne araya yolların girmesi, ne yıldız kayması gecede, ne de ceplerde tren tarifesi. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerinin birer damla düş kırıklığı. Saçına rüzgâr düşürememek, parmaklarının sözüne pınar edememek.İğde kokulu resimleri indirip mican türküsü dinlemek'
Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan,
Kime ne, aşılmaz duvar bendedir,
Süslenmiş gemiler geçse açıktan,
Sanırım gittiği diyar bendedir.
Yaram var, havanlar dövemez merhem;
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.
Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;
Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir. nfk