It truly confuses me that men argue women shouldn’t be in positions of power because they’re “too emotional” or “ruled by hormones,” yet when it comes to rape cases, one of the first defenses is, “look at what she was wearing, how could he control himself?”
So which is it? Are women too emotional to lead, or are men too incapable of self-control to be held accountable?
Lütfen artık anne/baba otoritesini elinize alın. Yok şu olay travma yaratacak yok bu lafı ömrü boyunca unutmayacak argümanlarını da bırakın. Bu kadar hassas değiller, abartmayın artık. İlk "Arkadaş gibi olun" diyen meslektaşım "gibi" sözcüğünü bastırmadığı için anne baba kelimeleri anlamını yitirdi. Bazı konularda yetişkin davranışı beklememenizi eğitimci olarak öneriyorum. Çocuklar büyük anne baba küçük gibi davranıyor. Sonra biz uğraşıyoruz bu tip çocuklarla. Her şey çocuğa sorulmaz. Yettiniz.
Okullarda her geçen gün artan şiddet vakalarının “güvenlik” ihmaliyle hiçbir ilgisi yoktur. Okullar AVM, hastane, havalimanı vs değildir. Böyle son derece kaba, kestirmeden, yüzeysel saptamalar yapmak meseleyi ya hiç anlamamış olmak demektir ya da meselenin iç yüzünü bilerek karartmaktır.
Diyelim ki okulun kapısını X-ray, MR cihazı, retina taramalı geçiş veya cezaevlerindeki gibi ultra güvenlikli çelik turnikeler koydunuz. Termal kameralarla, özel harekât askerleriyle bahçeyi, girişi, koridorları sürekli gözetliyorsunuz! Sorun çözüldü mü? Bu mudur?
Öğretmene saldıracak çocuk [«çocuk» ifadesini özellikle kullanmalıyız] o öğretmenin yolda önünü kesmez mi? Evinin kapısına dayanmaz mı? Takip edip bıçaklamaz mı? Tenhada yakalamaz mı?
Bu şiddet meselesi tıpkı diğer tüm başka toplumsal anomaliler gibi ulusal sosyolojinin geldiği ürkütücü noktayla ilintilidir. Ama en çok da öğretmenlik mesleğinin sistemik olarak itibarsızlaştırılması, öğretmenlerin kamuoyunda hor görülmesi, çocuklar, veliler ve eğitimdeki tüm paydaşlar tarafından etkisiz bir figür sayılmasıyla direkt ilgilidir. Bu birinci ve görünen sebeptir.
Ama asıl problem daha gerilerde, daha zor bir yerdedir. O da “okul” kavramının çocukları artık oyalayamıyor oluşudur. Bugün, okul dediğimiz kurumun çocukların tasavvurunda hiçbir önemi kalmamıştır. Okula gelip gitmektedirler ama tamamen kas ve beden hafızasından dolayıdır. Çocuğun her gün okula gelmesinde zihinsellik, ereksellik veya bilişsellik neredeyse sıfır etkilidir.
Okul “umut” aşılayamıyor artık. “Gelecek duygusu” dediğimiz en önemli psişik motivasyon silinmiştir zihinlerde. Şu koşullada öğretmen sadece darlıyor çocukları. Ve çocuklar, notları, yazılıları, uyarıları, kuralları çok anlamsız prosedürler ve gereksiz gerilimler olarak görüyorlar.
Mesele göründüğünden çok daha vahimdir. Okul ve çocuklar meselesi, birinci dereceden ulusal bir problemdir.
Akademi atama bekleyen gelecekteki meslektaşlarıma saygısızlıktan başka bir sey değildir. Akademide yine üniversite hocalari ders vermeyecek mi? Egitim yetersiz bulunuyorsa üniversiteler kendileri geliştirsin o zaman
Yuh bu ne aymazlık bu ne terbiyesizlik bu ne şeytanlık.
Düpedüz hırsızlık yapıyorsunuz emek hırsızı.
Bu şunu gösteryor yağmalamaya gelen kokuşmuş zihniyet sizinki, ama şunu bil ücretli köle azıcık eğitimden nasiplenmişsen o ücretliyi bırakıp emeğinle çalış ve atanmaya hak kazan
aşırı feminist biriyim ama sevdigim adama yemek yapmayı çok severim. çiçek de bi “ödül” değildir zaten jestlerden sadece bir tanesidir. ama herhangi bi adam benim içimden gelen jesti “kadın erkek eşitliğini reddedip ona hürmet etmem” şeklinde yorumlasa babasının evine yollarım. feminist kadınlarda bir sürü jest yapıyor ama sizin gibi ozguvensizlikten kaynaklı “HÜRMET SAYGI” falan filan zırvalayan, eşinden analık bekleyen veletlere yapmıyor haliyle. adam gibi adam olana, sevmeyi bilene, kendi de yer geldiğinde benzer jestler yapana yapılıyor zaten bunlar lol
Ekonomi çökmüş, kadın cinayetleri artmış, adalet tartışmalı, eğitim dağılmış… ama konu dans olunca anında soruşturma açılıyor. Kadın cinayetlerinde ise çoğu zaman gerçek sorumlulara hesap sorulmuyor, failler ellerini kollarını sallayarak dolaşıyor. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bu uygulamanın sadece Manifest’e yapılması, aslında kimin neye öncelik verdiğini de çok açık gösteriyor. Ülkenin öncelikleri bu kadar ters yüz olmuşken gerisini siz düşünün.
15 yasindaki cocuktan beklediginiz bilinci koskoca adamlardan beklemiyosunuz. O kadar normallesti ki erkek şiddeti, onları sorumlu tutmayı bıraktılar. “Erkekler zaten iradesiz, k*til, kendini kontrol edemeyen canlilar bunu bilin ve cocukluktan itibaren kendinizi erkeklerden koruyun”a dondu olay. Neden erkeklere tehlikeli bi orman canlisi muamelesi yapip onlardan tum sorumlulugu aliyoruz ben bunu asla kabullenemicem delirmissiniz siz.
YARDIM ÇAĞRISI
20 yasinda ankarada yaşıyorum. 3 ay once benimle konusmak isteyip, surekli cinsel muhabbetler açan 30 yaşındaki kişi tarafından tarafıma bıçaklı saldırı teşebbüsünde bulunuldu. Kişi dişlerimi kırdı, beni boğmaya çalıştı, darp etti. Annemi bıçaklamaya çalıştı +