Destici'nin Cevaplaması Gereken Sorular!
✅Yazıcıoğlu'nun ölümüne neden olan eski ve bir çok eksiği bulunan helikopteri kiralayan kişi Mustafa Destici'dir. Hatta helikopterin kiralama bedeli Destici'ye ait “Ohem İletişim” adlı iş yerinin banka hesabı üzerinden havacılık şirketine aktarılmıştır.
✅Kazanın yaşanmasındaki en büyük etken, o hava şartlarında uçmaya elverişli olmayan helikopterdir. Eğer bir sorumlu aranacak ve kusurlu olanlar bedelini ödeyecekse, bu kişinin öncelikle Destici olması gerekir ve Destici, öncelikle aşağıdaki soruları cevaplamalıdır:
📌İşletici ruhsatı askıya almış bu şirketin, kazadan sadece 5 gün önce beyan üzerine ruhsatının yenilemesi sadece bir tesadüf müdür?
📌Kar yağışlı uçuşlarda motora kar girmesini önleyen “Snow Deflector Kit” adlı kar saptırma donanımı takılı olmayan bu helikopter neden kiralanmış ve kar yağışlı bir havada uçurulmuştur?
📌Belli bir uçuş süresinden sonra özel muayeneye girmesi gerekirken, bu süreyi 2 saat 46 dakika aşmasına rağmen özel muayeneye girmeyen bu helikopter neden kiralanmıştır?
📌Kaza anında konum sinyali yayan acil yer belirleme vericisi cihazına (ELT) ilişkin üretici testleri yapılmayan ve cihaz ruhsatı için Telekomünikasyon Kurumu’na başvurulmamış bu helikopter neden kiralanmıştır?
📌TBMM Araştırma Komisyonu raporuna göre, periyodik bakımların usulüne uygun yapılmayan, bakım defterlerinde tahrifat bulunan ve sahte imzaların atıldığı bu helikopter neden kiralanmıştır? 📌2008 yılında bakımsız uçak kullanımı, uçuş güvenliğini tehlikeye atma ve eksik ekipman gerekçeleriyle yüksek tutarlı idari para cezalarına çarptırılan Esas Holding'e bağlı bir firmadan bu helikopter neden kiralanmıştır?
📌Destici bu fimayı nereden ve nasıl bulmuştur? @Mustafa_Destici
BİR DOKTOR BUNU SÖYLEYEBİLİR Mİ?
Antalya Şehir Hastanesi'nde çalışan bir doktor, rahim ameliyatı öncesinde ciddi endişeleri olan, korkan KHK'lı öğretmen Asuman Birinci'ye gardiyanla haber gönderip "Ben ona açıklama yapmayacağım" dedi. Neden? Çünkü o mahkum!
Bir hastayı mahpus olduğu için bilgilendirmemek, tıbbi etiğe de insan onuruna da sığmaz.
AsumanBirinciye TedaviHakkı
Bir Soru, Bir Cevap!
✅Soru: Yazıcıoğlu’nun bindiği helikopteri kim kiralamıştır ve helikopterin durumu, uçuş için uygun mudur?
✅Cevap: Bu soru, kazanın maddi nedenini doğrudan ilgilendirdiği hâlde, bugünkü medya anlatısında neredeyse hiç yer almamıştır. Oysa üzerinde en çok durulması gereken hususlardan biri budur.
Kiralama, Büyük Birlik Partisi’nin kurumsal sorumluluğunda yapılmıştır. 2009 Mart yerel seçimlerinde miting programlarının zamanında icrası için helikopter kiralanmasına karar verilmiş; Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun onayıyla Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Destici, Esas Havacılık şirketinin satış ve pazarlama müdürü Recep Karakuş ile görüşmüş, ardından parti özel kalem müdürü Okan Köksal’a talimat vermiştir. Köksal’ın pazarlığı sonucunda TC-HEK tescilli Bell 206 L-4 tipi helikopter 32.000 TL bedelle kiralanmıştır. Bedelin bir kısmı MKYK üyesi Mehmet Mustafa Korkmaz tarafından partililerden toplanmış, bir kısmı Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır tarafından karşılanmış; toplanan para Okan Köksal eliyle, Mustafa Destici’ye ait “Ohem İletişim” adlı iş yerinin banka hesabı üzerinden havacılık şirketine aktarılmıştır. Savcılık burada bir usul tespitine de yer vermiştir: kiralama kararının parti içinde ne zaman alındığına dair bir kayıt bulunmadığı, konunun resmî bir karar defterine işlenmediği ve ödemenin parti tüzel kişiliği yerine bir şahıs şirketi hesabından yapıldığı belirlenmiş; ancak bu usul eksikliklerinin herhangi bir sonuca bağlanıp bağlanmayacağı değerlendirilmemiştir.
Helikopterin durumu ise dosyanın en sıkıntılı kısmıdır. Kayıt altına alınan başlıca eksiklikler şöyledir. Birincisi, kar yağışlı uçuşta motora kar girmesini önleyen “Snow Deflector Kit” adlı kar saptırma donanımı helikopterde takılı değildir; hava aracının bu koşullarda uçmaması gerekir.
İkincisi, üretici bakım el kitabının 5.3 “Special Inspection” (Özel Muayene) bölümü uyarınca ana rotor mil sıkma işleminin (mast torklaması) belirli bir uçuş saatinde yapılması zorunluyken, bu süre kaza anında 2 saat 46 dakika aşılmıştır.
Üçüncüsü, kokpit camındaki çatlağı onaran teknisyen Mehmet Aytar, yetkisi dışında işlem yapmıştır; aynı teknisyenin 23 Ocak 2009’da taktığı ELT (kaza anında konum sinyali yayan acil yer belirleme vericisi) cihazına ilişkin üretici testlerinin yapıldığına dair kayıt defterinde hiçbir kayıt bulunmamakta ve cihazın ruhsatı için Telekomünikasyon Kurumu’na başvurulmamıştır.
Dördüncüsü, işleticinin ruhsatı 28 Aralık 2008 denetimindeki eksiklikler yüzünden 27 Şubat 2009’da askıya alınmış, ancak kazadan yalnızca beş gün önce, 20 Mart 2009’da yenilenmiştir.
Beşincisi, helikopterin azami kalkış ağırlığı aşılmıştır; bu aşım birbirinden bağımsız üç ayrı hesapla doğrulanmıştır. Kaza Soruşturma Kurulu 68,5 kilogram, İstanbul Teknik Üniversitesi raporu 128,9 kilogram, ICAO’nun (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü) DOC 6920 sayılı yöntemine göre çalışan teknik komisyon ise aşımı ayrıca teyit etmiştir. Uçuş planında beş yolcu yazılıyken Çağlayancerit’te son anda binen fazladan bir yolcu, hava aracını sınırın dışına çıkarmıştır.
Altıncısı, TBMM Araştırma Komisyonu raporunda daha da ağır bir tespit yer almıştır. Raporda düşen helikopterin periyodik bakımlarının usulüne uygun yapılmadığı, bakım defterlerinde tahrifat bulunduğu ve sahte imzalar atıldığı belirtilmiştir. Bu tespit, savcılığın “bakım kaynaklı bir aksaklık yoktur” sonucuyla çelişmekte ve bu çelişki bugüne kadar giderilmemiştir.
Bu eksikliklerin ortak yönü, hiçbirinin uçuş sırasında dışarıdan gelen bir müdahaleye dayanmaması, tamamının uçuş öncesinde mevcut, denetlenebilir ve önlenebilir kusurlar olması ve hepsinin 2009-2016 arasında belgelenmesidir. Bir hava aracının köhne durumu, ruhsatının kazadan beş gün önce yenilenmesi ve bakım defterlerinde sahtecilik iddiası, en az bir “suikast” iddiası kadar araştırılmayı hak ederken 13 Temmuz 2026 tarihli operasyonda gündeme dahi getirilmemiştir.
Bizi hiç bir yerde çalıştırmıyorlar adeta sivil ölüme terkettiler.Bize "ağaç kökü yesinler"dediler dediğimizde bize inanmak istemeyenlere işte belgesi.Servis şoförlüğü yapmak zorunda olan #KHK lı öğretmene olmaz çalışamazsın deniyor.
#KHKZulmüneSon
15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü ile ilgili olarak yapılan değerlendirmeler, gerçekle bağdaşmasa bile, suç oluşturmaz. Bu değerlendirmelerden hareketle gözaltına alma işlemi yapılması ve hatta tutuklama kararı verilmesi, TCK, m. 109’da tanımlanan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur!
Bu Şartlarda Kimseye Ceza Veremezsiniz!
⚖️Büyük Daire'nin Yasak/Türkiye kararında ortaya koyduğu ilkler doğrultusunda bir kişi hakkında mahkumiyet kararı verilebilmesi için aşağıdaki şartların tamamının bir arada bulunması zorunludur. Bu unsurlardan birinin dahi somut delillerle ortaya konulamaması halinde TCK m. 314/2 anlamında suç oluşmaz ve beraat kararı verilmelidir. Bu şartlar şunlardır:
1⃣Fiil tarihinde söz konusu yapının, iddia edilen şiddet yöntemlerini benimseyen silahlı bir örgüt olduğu somut delillerle gösterilmelidir (§ 203, § 205).
2⃣Failin, fiil tarihinde yapının bu niteliğini, iddia edilen amaçlarını bildiği somut ve şüpheye yer bırakmayan delillerle kanıtlanmalıdır (§ 203, § 209).
3⃣Failin bu bilgiye sahip olarak, bilerek ve isteyerek yapının bir parçası olmayı amaçladığı ve bu iradesini sürdürdüğü ortaya konulmalıdır (§ 203).
4⃣Sanık ile yapının karar alma mekanizmaları veya stratejik/askeri birimleri arasında işlevsel veya hiyerarşik bir bağın bulunduğu ve bu bağın suç kastını ispata elverişli ağırlıkta olduğu somut delillerle ispatlanmalıdır (§ 202, § 209, § 210).
5⃣İsnat edilen eylemlerin yapının iddia edilen nihai amacıyla bağı kurulmalı ve doğrudan şiddet içermeyen rutin fiiller değerlendirilirken daha titiz davranılmalıdır (§ 207).
6⃣Cezai değerlendirme, yalnızca üyelik iddiasına konu edilen dönemle sınırlı tutulmalı ve sonraki süreçte yaşanan olaylar veya yapının sonradan kazandığı hukuki statü esas alınarak geçmişe etkili kast varsayımında bulunulmamalıdır (§ 205, § 206).
7⃣Kast unsuru, genel bir gruba mensubiyetten veya aidiyet ilişkisinden değil, dosyanın somut gerçeklerinden ve sanığın kişisel durumundan hareketle belirlenmelidir (§ 204, § 208, § 211).
8⃣Mahkeme, dosyadaki her bir delilin sanığın suç kastını nasıl ortaya koyduğunu inandırıcı şekilde açıklamalı ve delillerin sadece listelenmesi suretiyle ceza verilmemelidir (§§ 211-213).
9⃣Yapılan yargısal yorum sanık açısından önceden öngörülebilir olmalı ve suç, kusur aranmayan şekli bir sorumluluk haline getirilmemelidir (§ 195, § 196).
🔟Eğer bir olgu mahkumiyete esas alınacak ve bir karine olarak kullanılacaksa, sanığa bu karinenin aksini ispatlama ve kendini savunma imkanı etkin bir şekilde tanınmalıdır (§ 193).
✅Yukarıdaki şartların tamamı her türlü şüpheden uzak somut delillerle ortaya konulmadığı müddetçe kimseye ceza verilemez (§ 196, § 202). Peki, bu durumda mevcut yargılamalarda ceza verilebilecek tek bir kişi çıkar mı? Hayır, çıkmaz! Güncel yargılamaların neticesi CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince, yani ''yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması'' gerekçesiyle berattır.
📍Büyük Daire'nin Yasak/Türkiye kararıyla ilgili daha fazlasını aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.👇👇
15 Temmuzun 10. yılında 200 kişiden fazla şüpheli pazartesi günü gözaltına alınmıştı bugün hepsi Sıhhiye adliyesine getirildi. Bilgi sahibi olduğumuz iddiaların gözaltı ve tutuklamaya sevk için ne denli dayanaksız olduğu başka bir konu.
Şüphelileri 4 gruba ayırdılar. Tamamına yakını tutuklamaya sevk edildi. Benim müvekkilimin de içinde bulunduğu grup için 3 saattir hakim bekliyoruz. Adliye kantinleri kapalı. Şüpheliler, Avukatlar, kolluk görevlileri perişan vaziyette bu sıcakta adliyede bekliyor.
Yarın 15 Temmuz ancak aydınlatılmayan çok şey var. Dönemin Genelkurmay Başkanı Sayın @hulusiakarmedya konuşmuyor. Sorular soruyoruz konuşmuyor. Hakkında binlerce iddia var konuşmuyor. Cevap veremiyor. Neden?
Evi basılan yaşlı adam felçli, yürümekte zorlanıyor. Ancak Yiğit Uzun ve türevleri onu suçlu göstermekte pek mahir.
Malcolm X’in meşhur sözünü unutmayın:
“Eğer dikkat etmezseniz medya, mazlumlardan nefret etmenize, zalimleri sevmenize sebep olur.”
Evet, “15 Temmuzun yıldönümü” operasyonlarımız başlamış yine. Böyle bir “terör soruşturması” anlayışını dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz.
Düşünün ki; memleketin 81 ilinde 968 “terörist” var ama siz bu insanları gözaltına almak için “15 Temmuzun yıldönümünün” gelmesini bekliyorsunuz.
Haydi hukuku bir kenara bıraktınız da, insana sormazlar mı; bu nasıl bir kamu güvenliği anlayışıdır?
15 TEMMUZ BAHANESİYLE 968 MASUM İNSANA GÖZALTI
Bu sabah 81 ilde 968 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
Kapılar yine şafak vakti çalındı.
Çocuklar anne babalarından, eşler birbirinden ayrıldı.
Yaşlı, genç, hasta, hamile demeden yüzlerce insan aynı operasyonun hedefi oldu.
https://t.co/1gPWtRTXPO
FELÇLİ VE YAŞLI AMCAYA UZUN NAMLULU SİLAHLARLA BASKIN
Bu sabah 81 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınanlardan biri de felçli ve yaşlı bir amcaydı.
Görüntülerde bir kolunu kullanamadığı, güçlükle yürüdüğü açıkça görülüyor. Buna rağmen evine uzun namlulu silahlarla, maskeli polislerle baskın düzenlediler.
İktidarın “terörle mücadele” diye sunduğu tablo işte bu: Yaşlılar, hastalar, engelliler…
Vicdanı olan herkes bu görüntüler karşısında utanmalı.
Hepinizi Allah’a havale ediyorum. Hakkınızdan Rabbim gelsin.
Geçmiş yıllarda başörtülülerin davete gidemediğinden söz edeceğinize hapiste olan başörtülü sağlam, hasta, omur iliği vidalı bacılarınızdan söz etseniz daha hakkaniyetli olur. Hiç
bir devirde bukadar başörtülü bacı hapiste olmamıştı
16 aylıkken cezaevine konuldu.
Asude bugün 2 yaşında ama hâlâ özgür değil.
Ev hanımı Deniz Gündoğdu, geçen yıl 2 Temmuz 2025’te kızıyla birlikte tutuklandı.
Asude tam 374 gündür annesiyle birlikte cezaevinde.
Asude2Yaşında VeHapiste
Bu nasıl bir gaddarlıktır?
“Git ağaç kökü ye, ağaç kabuğu ye” anlayışı hâlâ sürüyor.
Bu zulmü Sayın @NachoSAmor da duysun!
KHK’lı öğretmenlerin çalışma hakkı derhal iade edilmeli, bu insanlık dışı uygulamaya son verilmelidir. @tcmeb