Rezilliğe bak. Düşman olduğunuz şey cumhuriyet sizin. Afgan f4reler gibi olmak için çırpınıyorsunuz. Biz o Şule’nin ne bok olduğunu biliyoruz. Evden çıkarmadığınız çocuklarınız yer anca bu hikayeleri
İlahiyatçı Fatih Ergenekon:
"Regl durumunda ibadet edememe durumu, Yahudi kültüründen dinimize geçmiş bir özellik.
Yahudilerde regl olan bir kadının yaptığı yemek yenmez, oturulduğu koltuğa oturulmaz.
Kur'an, regl için Bakara suresinde ‘sadece bir hastalıktır’ diyor.
Allah, yaratmış olduğu kadının biyolojik özelliğinden dolayı kendisini anmasına asla engellemez.
Kadınlar yine aynı şekilde namazını kılabilir, Kur'an'ını okuyabilir, oruçlarını tutabilir."
“Eşlerin birbirini resmetmeye çalıştığı etkinlikte, kadının ortaya çıkardığı çizim başarılı ve gerçekçiyken, erkeğin çizimi eşini ve izleyenleri kahkahaya boğuyor.
Fatih Altaylı:
"Mircea Lucescu öldü.
Tam da istediği gibi, futboldan kopmadan, neredeyse saha kenarında.
Galatasaray’da 2. başkanlık yaptığım dönemde Lucescu ile çalıştık, kendisini yakından tanıma fırsatı bulduk.
Kendisi benim tanıdığım en düzgün, en beyefendi, en çalışkan ve görev yaptığı kulübün menfaatlerini önde tutan futbol adamıydı diyebilirim.
Buna o gün yönetimde beraber olduğumuz futbol şube sorumlusu yöneticilerimiz Abdurrahim Albayrak ve Özer Saraçoğlu da şahitlik edecektir.
Lucescu’nun görev yaptığı dönem Galatasaray’ın mali açıdan en zor dönemiydi.
Türkiye 2001 krizi ile boğuşuyordu.
Tarihin en büyük kur krizi ile dolar uçup gitmişti.
Gelirler dip seviyedeydi.
Toplam 14 milyon dolarlık bir futbol bütçesi yapabilmiştik.
100 bin dolar ücret alan Victoria, ondan biraz fazla alan Fleurquin, hemen hemen tamamı birkaç yüz bin dolar seviyesinde yıllık sözleşmelerde oynayan bir takım.
En yüksek ücreti alan Ümit Karan’ın aldığı para 400 bin dolar civarındaydı.
Bunun üzerinde bir sözleşmeye imza atan İlhan Mansız’ın sözleşmesinden vazgeçmek ve Beşiktaş’a gitmesine göz yummak zorunda kalmıştık.
Milyon doların üzerinde para alacak olan tek oyuncu Jardel’di.
Lucescu “Jardel’i satın, hem maliyetinden kurtulun hem de satıştan gelecek para ile diğer futbolcuların ödemesini yapabilirsiniz” dedi. Jardelsiz de şampiyon olacağına inanıyordu.
Sattık.
Bu sırada takımın bir diğer önemli parçası Ümit Davala idi.
Milan istiyordu ama takımda alternatifi yoktu.
“Satabilirsiniz” dedi.
Davala’yı da sattık.
Yerine müthiş bir topçu olan ama sakatlığı nedeniyle bir maç var bir maç yok şeklinde oynayan Perez’le devam ettik.
Tüm bunlara rağmen Şampiyonlar Ligi’nde ön elemeyi geçti takım.
Dahası, grup aşamasında hayli zorlu bir gruptan çıkmayı başardık. Hem de Liverpool’un önüne geçerek.
Sezon ortasında Lucescu Antep’te oynayan Batista’yı istedi.
“Batista’yı alın, takımı şampiyon yapayım” dedi.
Celal Doğan’dan Batista’yı almaya giderken yolda Lucescu aradı.
Çok kızgındı.
“Takımın maaşlarını ödeyemiyoruz, siz ne Batista’sı almaya gidiyorsunuz. Batista falan istemiyorum. Çocukların parasını ödeyin” diye bağırıyordu.
Şaşırdık.
Yarım saat önce Batista’yı isteyen adam neler söylüyordu.
Celal Doğan ile anlaşıp Batista’yı aldık.
Haberi duydu. Çok sevindi.
Dayanamayıp “Delirdin mi, alın diyorsun sonra arayıp almayın diye tepiniyorsun. Sonra da aldık diye teşekkür ediyorsun.” diye kızdım.
“Oyuncular yanımdaydı ve öyle yapmam gerekiyordu. Onların parası ödenemezken oyuncu almanıza bozulur, oynamazlardı” dedi.
O takımla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalin kapısından döndük ve tek gol averajıyla Barcelona’ya elendik.
Ama yıl sonunda takımı şampiyon yaptı.
Bu arada başkanlık koltuğuna Özhan Canaydın oturmuştu ve yönetimde olmamamıza rağmen Abdürrahim Albayrak ve ben de futbol şubesinde çalışmaya devam ediyorduk.
Lucescu’nun da özverili desteği ile borçlar sıfırlanmış, yüksek faizli banka borçlarını kapatmış, yönetimi Canaydın’a çok az bir piyasa borcu ile devretmiştik.
Kocaeli maçında şampiyonluğumuzu ilan ettik.
İstanbul’a döndük.
Florya’da Özhan Canaydın ile takımın gelmesini beklerken Başkan Canaydın bombayı patlattı.
“Kimseye söyleme Fatih Terim ile anlaştım. Lucescu’yu yarın yolluyorum” dedi.
“Başkan yapma” dedim. “Yaptım bile” dedi.
İnan Kıraç’ın isteği ve desteği ile buna karar verdiğini anladım. “Abi, kulübü batıracaksın” dedim.
Kalktım, kapıya yöneldim.
Ben çıkarken Ali Dürüst, Özer Saraçoğlu ve Burak Elmas içeri giriyordu.
“Girmeyin, asabınız bozulur. Lucescu’yu kovdu. Galiba Terim’i getirecek” dedim.
İnanmadılar.
Lucescu’ya kovulduğu tebliğ edildiğinde hüngür hüngür ağladı.
Hiç beklemiyordu.
Herkes şampiyonluğu kutlarken, bir birkaç Galatasaraylı Lucescu’ya teşekkür ve veda gecesi düzenledik.
Büyük bir sevgi ve coşku ile veda ettik.
Orada da hüngür hüngür ağladı.
O gün bana verdiği ve üzerinde teşekkür ederim diye yazdığı sarı kırmızı atkı hâlâ duruyor.
Galatasaray’ın kovduğu Lucescu ile hemen Beşiktaş anlaştı. Serdar Bilgili çok doğru bir iş yaptı ve Lucescu da Beşiktaş’a 100. yılında bir şampiyonluk hediye etti.
Galatasaray ise Lucescu’nun yerine getirdiği Terim ile peş peşe başarısız sezonlar geçirdi.
Bizim ödediğimiz borçlar yeniden alındı. Kulüp şimdi şimdi zor bela kurtulduğu bir borç batağına saplandı.
Sonunda Canaydın da Terim’i yollamak zorunda kaldı.
Bana sorarsanız o gün Lucescu yollanmasaydı, bugün Galatasaray’ın müzesinde bir Avrupa Kupası daha olabilirdi.
Türk Milli Takımı’nın bugünkü başarısında bile onun başlattığı değişimin izleri var.
Büyük bir futbol adamı, anlayış olarak Rumen’e benzemeyen bir Rumen’di.
Tanıdığım için, birlikte ��alıştığım için kendimi hep şanslı hissettim.
Huzur içinde uyusun, toprağı bol olsun!"
@_MEHMETEFENDI_ Sosyal medyada bir video çıktı karşıma Namlı marketten kampanyadan aldığımız arkasında amcor yazan paketler sahteymiş diye bu bilgi doğru mu? Açıklama yapar mısınız? Sahteyse işlem başlatır mısınız?