“Translar öğretmen olmasın, doktor olmasın, kamuya alınmasın, işe alınmasın, ev kiralanmasın” diyorsunuz. İnsanları eğitimden, istihdamdan ve barınmadan sistematik olarak dışlıyorsunuz. Sonra da hayatta kalabilmek için önlerine bırakılan dar seçenekleri gösterip onları suçluyorsunuz.
Bu bir çelişki değil; ayrımcılığın kendi sonuçlarını yeniden üretme biçimidir. Bir insanın yaşam alanını daraltıp ardından o darlığın sonuçlarını ahlaki bir kusur gibi sunmak vicdanla da adaletle de bağdaşmaz.
erkek voleybol milli takımına yöneliminden dolayı ç. alınmıyor ama erkek futbol milli takımına tecavüz faili alınıyor üstüne villa veriliyor iliğimle kemiğimle bu sistemden nefret ediyorum
Rakı içti diye Alperen Şengün'ün
milli takıma bir daha alınmamasını isteyenlerin olduğu ülkede, tecavüz davası olan futbolcu milli takım kadrosuna alınıp sahaya çıkartılıyor. Alperen'i linç eden kitle tecavüze ağzını açmıyor. Çünkü amaçları yaşam tarzına müdahale!
Nihal Candan’ın ölümü, sadece bir fenomenin trajik sonu değil; hepimizin görmezden geldiği derin bir toplumsal çöküşün göstergesidir.
Moda yarışmasında başlayan hikayesi, medya tarafından “tüketilebilirlik” adına bir ürüne dönüştürüldü. Geçmişteki kilolu fotoğraflarıyla hedef haline getirildi. Medya onu bir ürüne dönüştürdü, geçmişiyle aşağılayarak reytinge çevirdi.
Şöhret solduğunda, sosyal medyanın hızlı tüketim dünyasında “içerik” olma baskısı onu yıprattı. Cezaevindeyken anoreksiya nervoza ile mücadele etti; herkes haber yaptı ama kimse yardım etmedi, konuşuldu ama çözüm üretilmedi.
Nihal Candan’ın ölümü bireysel hastalıktan öte, linç kültürü, medya reytingi, adaletin sağlık hakkına duyarsızlığı ve sosyal medyanın kayıtsızlığıyla şekillenen toplumsal bir sorundur.
İçerik üreticisi Bilge Özsar:
“Bütün Türkler içten içe bir Recep İvedik değil.
Burada kahve çekirdeği tanıtımı yapan, Radiohead öven herkes farklı görünmeye çalışmıyor.
Bazıların en sevdiği yemek gerçekten suşi.
Türkiye herkesin aynı hayatı yaşadığı 50 kişilik bir köy değil.”
Bütün bu yalanlar, yalan söyleyeni s*kmedikleri için ortaya atılıyor.
Dezenformasyonla mücadele vardı hani, nerede?
Fotoğrafta görülen kadın Şalcı Bacı değil, Ispartalı Hasan kızı Fatma. Suçu ise cinayet.
Şalcı Bacı yalanını anlatacağım. Lütfen dikkatle okuyun.
1⃣- Aşağıdaki iftiracının paylaştığı fotoğraf kimi zaman başörtüsü sattığı için, kimi zaman Şapka Kanunu'na karşı çıktığı için güya idam edilen Şalcı Bacı olarak pazarlanır. Bu iki hikaye de tamamen uydurmadır.
Ben bir Türk olarak niye herhangi bir etniği mutlu etmeye çalışayım? Mutlu değilse yaşamak istemiyorsa siktirsin gitsin fonlandıkları ülkelere. Yok bayrak ismi niye böyle yok devletin adı niye böyle beğenmiyorsan ananıda dilini de al çek git.
Bir genç kardeşim Beyazıt meydanında düşüp kafasını vuruyor. Bilinci kapanıyor. 25 dakika sonra ilk ambulans geliyor. Polis/zabıta zincirleri kapadığı için ambulans meydandan çıkamıyor. Kilitleyen polis ve zabıtalar ortada yoklar. Şaka gibi.
İkinci ambulans çağrılıyor. Hasta diğer ambulansa alınıyor. Ve nihayet Taksim ilkyardıma ulaştırılıyor. 65 dakika.
Dayan benim güzel kızım. İnşallah başaracaksın. @TCSaglikBknligi
Doğa Kaycı Ekim 2023'te Mahmut Celalettin Öktem İmamhatip Ortaokulu'na müdür yardımcısı olarak atandı. Atamadan en çok okulun müdürü Engin Kaya Kırbıyık rahatsız oldu. Çünkü Kaycı başörtüsü takmıyordu. Atamanın ardından müdür Kırbıyık, Kaycı'ya mesaj atarak, tayin istemeden önce neden kendisine sormadığını, uyumlu! kadrolarla çalışmak istediğini söyledi.
Kırbıyık, Kaycı'nın göreve başladığı ilk günden itibaren yoğun mobbinge başladı, Kaycı'ya önce küçük penceresiz bir oda verildi, odasından hiç çıkmaması istendi. Daha sonra içinde umumi tuvalet olan başka bir odaya taşınması emredildi. Kaycı buna da itiraz edince, müdür Kaycı'yı revire taşıtmaya çalıştı. Yani işin özeti müdür, başı açık olan Doğa Kaycı bıksın da gitsin diye elinden gelen mobbingi yapıyordu
Oda kavgası sonunda aşağıdaki görüntülere kadar geldi dayandı.