SUSANLAR KONUŞUYOR
Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz davalarına ilişkin duruşmalardan öyle ayrıntılar aktarıyor ki, bu anlatılanlar birçok kişiyi tedirgin ediyor. Kılıçdaroğlu’nun daha önce, 17 Ocak 2018’de 15 Temmuz için “kontrollü darbe”, ardından da “tiyatro” demesi hâlâ hafızalarda. Şimdi konu yeniden gündeme geldikçe, bu işlerin aydınlanmasını istemeyenleri bir korku sarmış gibi görünüyor. TBMM’de Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Meclis Başkanlığına verdiği dilekçede araştırma komisyonu raporuyla ilgili bilgi istemesine karşılık “çöp oldu” ifadesi çok dikkat çekici. Acaba araştırma raporları neden yok edildi? 4 Ekim 2016’da, TBMM’de grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Halkların Demokratik Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisinin ortak iradesiyle kurulan Araştırma Komisyonu çalışmalarına başlamış, pek çok kurum ve kuruluştan bilgi istemişti. Ancak tepedeki bazı asıl sorumlular ifade vermeye yanaşmamıştı. Hâlâ gizemler ve sırlar devam ediyor. Fakat arşiv unutmuyor. Konu yeniden gündeme gelmeye başladı; çünkü kim olursa olsun bu alçaklığı yapanların ortaya çıkarılmasını isteyenlerin sesi bugünlerde daha da yükseliyor. Ortada yitirilmiş canlar, telafisi mümkün olmayan maddi ve manevi zararlar var.
Mahir Kaynak, “Bir olay oldu mu kime yaradığına bakarsanız failleri bulabilirsiniz” derdi. Asıl önemli olan da budur. İlk zamanlarda o kadar çok doğru-yanlış bilgi yayıldı ki, konuşan yandı. Bugün ise mahkemelerde bu kirli işlerin deşifre olmasını sağlayan cesur gazetecilerin ve siyasetçilerin takibi, bu işlere bulaşan karakter yoksunlarını rahatsız etmeye başladı sanki.
İnsan deneyiminin en derin kısmı çoğu zaman konuşulanlarda değil, konuşulamayan alanda saklıdır. Bilinenler zamanla anlatılsa bile hakikatin bir parçası daima sessiz kalır; zamanın ve güç dengelerinin değişmesini bekler. Bu da böyle mi acaba? Kahraman kim, hain kim; 15 Temmuz bütünüyle aydınlansa belki yeni şeyler ortaya çıkacak. Bunu zaten AK Parti milletvekili Şamil Tayyar da söylemişti.
Konunun aydınlatılmasını istemeyenlere bakmak ve sorgulamak gerekir. Açık yaraya kurt düşmez diye bir tabir vardır. Bunu siyasilerin iyi araştırması gerekir. Sebebi bilinmeyen acıların şifası olmaz. Bugün yaşananlara bakınca; kurumların bağımlı hâle gelmesi, sivil alanların yok edilmesi, keyfilikler ve hukuksuzluklarla KHK’lerle yok edilen insanlarımızın durumu, basın ve din kurumları dâhil her yerin tek merkezden yürütülmesi, hürriyet ve mülkiyet güvencesinin ortadan kalkması, TBMM’nin işlevini yitirmesi, yasallığın itaat ve biata dönüşmesi, halkın meşruiyetinin yok edilerek sömürüye tahsis edilmesi, tek adam rejimi için yapılan rejim değişikliğinin sonucu mu acaba? “En kötü proje” diyen eski başbakan niçin böyle söyledi ve sustu? Her alanda yaşanan çöküşe, sömürü güçlerinin planına ve dış olaylara, komşu ülkelerdeki gelişmelerin bu işlerle bağlantısına bakmak gerekmez mi? Asıl bunları incelemek gerekmiyor mu?
Muhalefet, diyelim ki o günün şartlarında iktidara destek oldu; ama bugün bunlar konuşuluyor ve yazılıyorsa, mutlaka sorgulamalıdır. CHP’nin başına gelenler, kayyumlar, butlanlar, devlet imkânlarıyla kurulan tuzaklar ve adaletsizlikler birden ortaya çıkmadı. Bu işlerin aydınlatılması gerekir.Muhalefetin bunu sorgulaması,bu davaları incelemesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri bile takip ederken bunlara bakmak, incelemek siyasi sorumluluk değil midir? Görevde olanlar niçin sorgulanmadı? Mağduriyet yaratanların bu işlerden mesuliyeti yok mu? Kanunlar ahlakı ölçen bir terazi değildir; ancak kanunların ve gizli sırların aydınlatılması, kanunlara ruhunu ve anlamını veren ahlak ve sorumluluktur. Ne kadar sır üstü kapatılsa da, iki kişinin bildiği sır sır değildir. Bugün olmasa da yarın olabilir. Suçlular sırların açıklanmasından korkar; çünkü karakterleri ahlaki değildir. Suçsuzlar ise adaletsizliği yaşasa da korkmaz. Karanlıklar aydınlatılmaya muhtaçtır. Ahlak alkış beklemez. Araştırma da bir ödüldür.
27-06-2026 Kemal Albayrak
Hukuksuzluk ilk kez yaşanıyormuş gibi davrananları anlamıyorum.
Üstelik dün olanları alkışlayanların, bugün mağduriyet edebiyâtı yapmasını da ibretle seyrediyorum.
İnsanda biraz utanma olur…
Biraz ar, biraz vicdan, biraz ilke, biraz fikir nâmusu olur. Bu ülkede bir gecede Harp Okulları, Gülhane Askerî Tıp Akademisi kapatıldı. 15 vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyeti sonlandırıldı.
Kapatılan üniversitelerden mezun olan birçok kişinin diploması, kamuda ve özel sektörde fiilen geçersiz hâle getirildi. 65.000 öğrenci okulsuz, 2.800'den fazla akademisyen, yüz binlerce insan sorgusuz, sualsiz işinden edildi.
İnsanlar özgürlüğünden, ailesinden, hayatından oldu.
Kimileri sustu…
Kimileri alkış tuttu…
Kimileri ise “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyerek olan biteni seyretti.
O gün hukuku hatırlamayanlar, bugün adalet arıyor. O gün mâsûmiyet karînesini yok sayanlar, bugün kendileri için hukuk istiyor. O gün “devletin vardır bir bildiği” diyenler kendilerine dokununca şaşkınlık yaşıyor.
Adalet; kişiye göre çalışan bir mekanizma değildir. Hukuk, demokrasi; yalnızca sizin kazandığımız gün savunulacak bir kavram hiç değildir.
Bir gün mutlak butlanla, ertesi gün tavuk etiyle, sonra kayyımla meşgul edilen toplum; asıl kaybının hakları ve özgürlükleri olduğunu maalesef hâlâ görebilmiş değil. Üstelik görecek gibi de görünmüyor.
Dün başkasının hakkı çiğnenirken sustunuz; bugün sıra size gelince şaşırıyorsunuz.
Sessizlğin bedeli ağırdır!
Sincan Cezaevi’nde tutulan ağır hasta mahpus KHK’lı Mehmet Parlak’ın eşi Nurten Parlak: “Ben eşimi sağlam teslim ettim ama şuan cezaevi koşulları yüzünden diyalizin eşiğinde…”
@mlsaturkey
MehmetParlaka DestekZamanı
Gözaltındakilerin ifadelerini okudum.
61 kadının tek tek fotoğraflarını birbirlerine gösterip, 'Onu tanıyor musun, bunu tanıyor musun?' diye sormuşlar.
Üniversite öğrencisi, 20'li yaşlardaki başörtülü kızları fişlemeye utanmadınız mı?!
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
Ağır hasta KHK'lı Mehmet Parlak'ın böbrek yetmezliği 3. evreden 4. evreye geçti! Bu kritik ve hayatını tehdit eden aşamaya rağmen ısrarla tahliye edilmiyor. Acil tahliye şart! 🚨⚖️
SymphonyOfTheEarth Stuttgart
MehmetParlaka DestekZamanı
Eşi @prlknrtnmn;
Drlarının 30 yıl sağlıkla kullanırsın
dediği böbreğini sadece 9 yıl sağlıkla kullandı
Cezaevi koşulları 1 yılda onu
kaybetme eşine getirdi
4 yıldır cezaevinde ve
böbreği iflas etmek üzere..
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
Anne sütüyle beslenen 9 aylık Emin bebeğin annesi, Rümeysa Şanal (31), bugün İzmir'de TUTUKLANDI.
Şanal, Bosna-Hersek’e geziye gitmek, bebeğine hediye olarak verilen paraları evinde bulundurmak, öğrencilerle görüşmek gibi gerekçelerle suçlanıyor.
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
Anne sütüyle beslenen 9 aylık Emin bebeğin annesi, Rümeysa Şanal (31), bugün İzmir'de TUTUKLANDI.
Şanal, "2024 yılında Bosna-Hersek’e geziye gitmek", "bebeğine hediye olarak verilen paraları evinde bulundurmak", "öğrencilerle görüşmek" gibi gerekçelerle suçlanıyor.
Rümeysa Şanal:
“Bebeğimin akciğerinde bulunan kistler nedeniyle tomografi çektirmesi gerekiyor. Doktor yaşını doldurunca tomografi çekelim dedi. Ameliyat olabilir. Ayrıca bebeğim emzirme döneminde ve benim bakımıma muhtaç."
https://t.co/FoXfcZnbXc
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
YİNE SUÇ YOK, SUÇ İCADI VAR!
İzmir’de gözaltına alınan 40 kız öğrenciden 34’ü tutuklandı. Suçları; birlikte ev tutup aynı evde kalmak, kira paylaşmak, arkadaşlarıyla görüşmek.
Bunun adı SOSYAL SOYKIRIM.
İzmir’de bugün tutuklanan kız öğrenciler arasında, tıp fakültesi son sınıf öğrencisi bir genç de vardı. Mezun olmasına sadece bir ay kalmıştı. Bu ay son sınavlarına girecek, doktorluk hayaline kavuşacaktı. Şimdi ise İzmir Şakran Cezaevi’nde.
Bir doktor adayı daha eğitiminden, geleceğinden ve özgürlüğünden mahrum bırakıldı.
Gurur duyun.
MehmetParlak Yaşamakİstiyor
https://t.co/abn21m8ewj