ortalama biletlerin 2 bin liradan başladığı konserde paraya ihtiyacı olan gençleri/öğrencileri 12 saat çalıştırıp 1.300 lira teklif ediyorlar. sokayım böyle düzene. bu düzene öfkeli olmayanın da kafasına sıçayım.
Deniz için ne ah edeceğiz ne vah edeceğiz. Deniz'in eylemi politik bir eylemdir, sonuçlarını gayet doğru bir şekilde tahlil etmiş ve bedelini göze almıştır. Deniz "bizim" çocuklardandır. Mizahı içerisinde kendisini ne kadar naif ve güçsüz bir yerden tarif etse de son derece yiğit mert biridir. Şu anda bize düşen helal olsun demek ve onun cesaretini bulaştırmaktır. Deniz bizim çocuktur ama çocuk değildir. Gayet bilinçli bir biçimde eylemiştir. Helal olsun, kutlu olsun.
@idgoktas
baştan sona yaptığı eylemi sahiplendi. reklamsız, sansürsüz paylaştı. türkiye’ye döneceğini söyledi. cumhurbaşkanı hakkındaki şakasını tekrar yayınladı. kıvırmadı, eğilmedi, bükülmedi. seni doğuran ana desin ki ben aslan doğurdum. imran deniz göktaş yalnız değildir.
Deniz Göktaş'ın gösterisini önce 10 milyona, sonra 20 milyona taşımak hepimizin borcu. Türkiye'nin hikâyesini, yakın tarihin hayaletlerini, medyadan akademiye devletin makbul yüzlerini, son derece politik olan kişisel öykülerimizi AKP-MHP iktidarının savcıları, kalemleri ve kolluk kuvvetleri değil, en iyi Deniz Göktaş anlattı.
Bu oyunu kutulara sıkıştıran, hedef gösteren bütün o muhbirlerin hayal gücünün ötesinde bir ülke anlattı.
Madem o gözaltında, şaheserini biz paylaşalım.
Türkiye'de her şey gibi laiklik de özelleştirilmiş durumdadır.
Ancak parası olan kişiler, çocuğuna dinsel olmayan laik bir eğitim aldırabilir veya "beach" ücretini ödeyebilenler sahilde içkisini yudumlayabilir.
Garibana reva görülen şey tahakkümdür.
Deniz Göktaş popisi yükselmiş. Yıllar önce veganlığa ve veganlara yönelik yaptığı aşağılayıcı "şaka"ları unutanlara hatırlatmak isterim. Sakın, ama o ofansif mizah, kalkanına da sığınmayın.
İdeolojisini size "insan doğası bu" diye itelemeye çalışan liberalle, yoksul köylülere "tanrı böyle istiyor" diyen ortaçağ rahibi arasında, yöntem ve egemen sınıfa verdiği hizmet açısından hiçbir, altını çiziyorum, hiçbir fark yok.
"Solculuk insan doğasıyla uyumlu değil.
İnsan doğası, büyük idealler için kendini feda etmeye veya bir ahlak adına kendi zararına olacak eylemlerde bulunmaya müsait değil.
İnsan binlerce yıldır aynıdır, dürtü ve doğası değişmez."
Burak Bilgehan Özpek
Hüseyin bey , bir hukukçu olarak bu sözlerin cinsiyetçi ve ayrımcı olduğunu, bu haliyle nefret söylemi içerdiğini, AİHM kararlarına göre de nefret söyleminin ifade özgürlüğü sınırlarına girmeyeceğini biliyor olmalısınız.
Hele verdiğiniz önyargılı benzetmelerle, bu sözlerin ne ilgisi var? İroni filan demişsiniz ama naçizane ben anlayamadım yaptığınız ironiyi...
bilen bilir yıllardır komprador burjuvazi Koç sermaye grubuna muhalifliğimle tanınırım fakat Rahmi Koç’un anlattığı fıkra düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır, Rahmi Koç’un yanındayım.
Rahmi Koç ülkede vergi ödenmemesinden şikayet ediyor. Peki Koç şirketleri ne kadar vergi ödüyor?
2025’te TÜPRAŞ 830 milyar lira gelir elde etti, Ford Otosan 831 milyar lira ciro yaptı. Bu iki şirketin ödediği toplam kurumlar vergisi ise yalnızca 2,7 milyar lira oldu.
TÜPRAŞ’ın ödediği kurumlar vergisinin ciroya oranı binde 3 düzeyinde kalırken, Ford Otosan’da bu oran on binde 2’ye kadar düştü.
Aynı dönemde ücretli çalışanlar gelir vergisiyle, dolaylı vergilerle ve hayat pahalılığıyla ezilirken; Koç Holding’e bağlı dev şirketler yasal muafiyet ve teşviklerle fiili vergi yükünü minimuma indirdi.
https://t.co/hlDNITFjSw
🔴 Kısa Dalga’nın sansürlenen “Vize imparatorluğu” araştırma dosyası Meclis gündeminde
İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın (@bdalgin), Kısa Dalga’nın sansürlenen araştırma dosyasına ilişkin Bakan Hakan Fidan'a "Bakanlığınız, VFS Global ve benzeri dış hizmet sağlayıcılar üzerinden yapılan vize başvurularına ilişkin şikâyet envanteri tutmakta mıdır? Son üç yılda kaç şikâyet ulaşmıştır ve bunlar hangi ülkelerde yoğunlaşmaktadır? Vize başvuru süreçlerinde vatandaşlarımızın kişisel verilerinin korunması için Bakanlığınızın ilgili ülkelerden ve dış hizmet sağlayıcılarından talep ettiği güvence ve denetim mekanizmaları nelerdir?" diye sordu.
Canan Coşkun’un (@canancoskun) hazırladığı "Vize İmparatorluğu" yazı dizisinde VFS’nin Türkiye pazarındaki hâkimiyeti, başvurucuların karşılaştığı sorunlar, Türkiye’deki alt yüklenicisi Gateway şirketinin ticaret hayatı ve AKP’li bürokratlarla ilişkisi ele alınmıştı. Yazı dizisi, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nin 1 Haziran 2026 tarihli ve 2026/5576 sayılı kararıyla erişime engellendi.
https://t.co/45VfB1a4Do