Arkadaş ortamında dahi en sert eleştiri, önce okurunu sonra kendini ciddiye alan ve saygı gösteren, birkaç düzlemde ELEŞTIRI inşa edebilen; düşünceyi temsil ettiğini bilip gününü saatlerini ve olanca niteliğini işe koşan içerikler okumak istiyorsanız textumun yeni sayısına bkz.
Çin’in ilk otuz yılına ilişkin egemen “felaket” anlatısına karşı Maoist dönemin sanayi, tarım, sağlık ve eğitimdeki kazanımları ve bu mirasın Reform sonrası yükselişteki rolü...
✏️Onurcan Ülker’den Çin’in sosyalist kalkınma deneyimine sınıfsal bir bakış. https://t.co/5T10lScyIQ
📢“Çin: ‘Doğunun Hasta Adamı’ndan Hasta Sistemin Sacayağına” başlıklı dokuzuncu sayımız yayında!
Dar akademik tartışmaların ötesinde, eşitlikçi bir uygarlık arayışına katkı sunması umuduyla...
https://t.co/bYw9rJRzYB
Malûm sinema yazısının beğenilme sebepleri üzerine tez yazılır. Hayretle takip ediyorum beğendik lazımdı vs. diyenlerle eleştiri, üslup, yöntem konularında bir tane müşterek anlayışımız da yokmuş. Korkunç alıntılar var
linçlenmeden ve kanyeyi savunuyor gibi gözükmeden bu insanlara baya ağır retardasyon yaşadıklarını açık açık nasıl söyleyebilirim diye düşünüyor… ve vazgeçiyorum
ABD’nin üretim ve ticaretteki ağırlığı gerilerken doların küresel hâkimiyeti neden çözülmüyor? Bugünün emperyalizmini anlamak için bu gerilime daha yakından bakmak şart.
@C_Lapavitsas’tan “Yeni dolar emperyalizminin topografyası”nın ilk bölümü...
https://t.co/A3efl5C9Ov
💥 Çalmadığı şu faullere bakın inanılmaz ya. Paweł Raczkowski ve Marciniak dün İngiliz lobisinin talimatı ile emeğimizi çaldılar! https://t.co/hyO0ejOlpk
yemeksepeti kuryeleri örgütlenmesin diye bir gecede 8 bin işçinin işkolunu taşımacılıktanofis-büro sektörüne geçiren bir insanın adalete dönük serzenişte bulunması günümüz dünyasının özeti değil de nedir
Tartışmayla ilgili merkez-çevreciliğin tarihsel izleğini takip edip eleştiri sunan iki kişiye falan denk geldim. Burası çoğunlukla korkunç toksik bir ortam. çalışan zihin de çürür burada
Foucaultya falan da aynısı yapılıyor. Fransa'da birkaç kişi bir araya geldi ve kimlikçilik diye bir şey icat edip bütün sosyalist projeyi derdest ettiler gibi. Bu idealist bir eleştiri.
8k takipçisi olup, olanca ciddiyetle bütün gün solculuk yapıp daha soykırımın kanı kurumamışken "telavivsaray" diye şaka yapanların psikolojisi ile ilgili yazı serisi yayınlamak lazım
Tüm emek dostlarına dayanışma çağrısı📢
Polyak mandecilik işçileri ödenmeyen maaşları, gasp edilen promosyon ve tazminatları için günlerdir gece gündüz direniyor. Direnişimizin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına herkesi madencilerle dayanışmaya davet ediyoruz. #Madencilerleyim
Son sayımız vesilesiyle, Türkiye’de otoriter emek rejimini ve buna karşı gelişen fiilî/meşru işçi eylemlerini konuşacağımız çevrimiçi etkinlikte buluşuyoruz. Herkese açık, elbette ücretsiz.
📝Kayıt için: https://t.co/GJ3qLSitfM
Türkçede bu kitap çok okunmadı ama ben çok faydalandım. Her çağda paradigmatik sektör görüyor. Bu yüzyılı soru işareti bırakıyor. Oradan doğru bir diyalog çabası. Vesile olması, okunup tartışılması dileğiyle.
Neoliberal “zafer” anlatısının emek açısından karamsarlık dayattığı bir dönemde Beverly J. Silver Emeğin Gücü ile basit bir hatırlatma yapıyordu: sermaye nereye giderse çatışma da oraya taşınır.
Burak Ceylan’dan lojistik çağında emeğin gücü üzerine...
https://t.co/alF9nIr0Sj
Gramsci’ye atfedilen “aklın kötümserliği, iradenin iyimserliği” sözünü bir teselli cümlesi olmaktan çıkarıp, asıl bağlamına geri yerleştiren bir yazı...
4 Aralık 2025’te kaybettiğimiz Asad Haider’den, onun anısına. https://t.co/xJlIeAFoko
"Kırım'da yerleşen Sovyetler hayatı, Türkiye'deki Ermeni, Kürt, Rum ve Türk işçi ve köylü kardeşliğinin esası ve bütün Türkiye Şuralar Cumhuriyeti'nin canlı bir modeli olarak yaşayacaktır"
Gördüğünüz üzere, Suphi sizlerin ucube ilerlemeciliğinizden en az 5 adım öndeydi.
Kimse Anadolu'da komünist devrim olacak demiyor da Allah kimseyi meclis muhalefet grubu, Suphi ve yoldaşlarını, kendi akrabasına kurdurduğu komunist fırkayı birkaç ay içerisinde boğup Londra konferansına komünizmi boğduk diye mesaj gönderenlerin tarafında olacak kadar bozmasın.
Birtakım "solcular" uzun süre "Anadolu'da bir komünist devrim olacaktı da Mustafa Kemal bunu engelledi" yanılgısı içindeydi. Oysa bu mektuptan görüldüğü üzere Mustafa Suphi, Kuvayı Milliye hareketine sızıp yönetimi ele geçirme gibi bir niyet taşımadıklarını açıkça ifade ediyor. Üstelik kendisi de Anadolu hareketini bir DEVRİM olarak nitelendirmiş...
''Bu korkunç vaziyetten Türkiye'yi, Türk milletini kurtaracak yol, yine hürriyet, yine inkılap. Fakat bu sefer bir nice zabit ve paşanın apoletlerinde parlayan bir inkılap değil, halkın ruhundan fırtınalarla kopan, gönüllerinde yangınlar çıkaran hakiki inkılap, hakiki hürriyet.''