رصدت كاميرا مثبتة على سطح أحد المباني في ليما قطة رمادية نحيلة للغاية، لدرجة أنك تستطيع رؤية أضلاعها،
وهي ملقاة بلا حراك على جانبها فوق الخرسانة لساعات.
في الساعة الثامنة صباحًا، حطّ غراب على حافة السطح وفي منقاره قطعة خبز.
الغربان لا تشارك طعامها مع غيرها، ولا تُطعم الحيوانات الأخرى، وبحسب ما يعرفه علماء الأحياء، كان من المفترض أن يأكل الغراب الخبز ويغادر.
اقترب الغراب من القطة، ووضع الخبز على الأرض أمام أنفها، ثم تراجع خطوتين، وبقي واقفًا ورأسه مائل حتى رفعت القطة أنفها وبدأت في الأكل.
بعد سبع دقائق، طار الغراب وعاد بقطعة أخرى.
سجلت الكاميرا قيامه بنفس الرحلة أربع مرات في ساعة واحدة، وهو يحضر الخبز من مكان مجهول، بينما كانت القطة تأكل ببطء، ورأسها لا يزال ملتصقًا بالأرض لأنها لم تكن تملك القوة للوقوف.
في اليوم التالي، راجع أحد الج��ران التسجيل وصعد للبحث عن القطة. فوجدها جالسة على حافة السطح، تنظر إلى السماء، والغراب يقف على بُعد نصف متر تقريبًا، كما لو كانا ينتظران معًا شيئًا لا يعرفه سواهما.
تتلقى القطة العلاج في عيادة، ولا يزال الغراب يظهر على سطح المنزل كل صباح في تمام الساعة الثامنة ومعه قطعة خبز لم يعد لديه من يعطيها إياها.
Lahmacunu çox yerdə sınadım ki, bəlkə biri pis edir, amma hər dəfə dadı mənə qəribə, pis gəlib. Əsla sevə bilməyəcəyim bir şeydir. Çiy köfte də həmçinin. Bir tək çiy köfte suşi olanı qəşəngdi fso
Yıllar boyunca bir ülkenin üzerine mezar taşı gibi çöktün.
Kadınlara sokakta copla, kırbaçla, tecavüzle, kurşunla “ahlak” dersi verdin.
Mahsa’yı öldürdün, Nika’yı parçaladın, Hadis’i astın,
sonra da “kızlarımız iffetli olsun” diye nutuk çektin.
İtiraz edenin nefesini kestin.
Muhalif dediğin herkesi ya zindanda çürüttün,
ya darağacında sallandırdın,
ya da faili meçhul bir kurşunla susturdun.
Binlerce genci idam sehpasına çıkardın;
bazıları 17’sinde, 18’inde, 20’sinde…
Cellatlara “Allah’ın emri” dedirttin.
Korkuyu resmî ideoloji yaptın.
Biatı iman, itaati ibadet, sorgulamayı küfür saydın.
Bir nesli Evin’de, Rajai Shahr’da, Gohardasht’ta çürüttün;
bir nesli pasaportu elinden alınmış, bavulla sürgüne mahkûm ettin;
bir nesli de annesinin kucağında ağlarken yetim bıraktın.
Adalet diye bir şey kalmadı; yerine infaz mangaları geldi.
Hukuk diye bir şey kalmadı; yerine fetva makinesi geldi.
Özgürlük diye bir şey kalmadı; yerine “ölüm” kelimesi geldi.
Şimdi bir ceset toprağa indi.
Ama arkanda ne bir dua var, ne bir gözyaşı, ne bir saygı.
Sadece asılan çocukların annelerinin laneti var.
Sadece cop yemiş, saçları kesilmiş, göğsü kurşunlanmış kadınların öfkesi var.
Sadece hapishane duvarlarında kanla yazılmış isimler,
sadece sürgünde ölenlerin kemikleri,
sadece “nereye gömdünüz oğlumu?” diye haykıran analar var.
Tarih seni affetmeyecek.
Halk seni affetmeyecek.
O darağacında sallanan gençlerin gölgesi,
senin mezar taşının üstünden hiç inmeyecek.