@ilgazcinar73 Adı lazım olmayan bir kulübün menfaatleri için aldığınız kararla, yönetimi, teknik direktörü ve taraftarı darmadağın olmuş GALATASARAY’ımızı kenetlendirdiğiniz için, teşekkürler TFF..
İbrahim Karagül:
▪️Eğer İsrail; İran’dan sonra Türkiye’yi hedef yapmayı planlıyorsa... ABD ile birlikte Türkiye’ye saldırmayı düşünüyorsa...
1- Önce Ege’de adaları işgal ederiz.
2- Sonra Batı Trakya’yı kurtarır hatta tüm Yunanistan’ı işgal ederiz.
3- Sonra Kıbrıs’ın tamamını alırız. Çünkü onlar İsrail’in tetikçisi oldu.
▪️En sonunda da 'asıl cephe' başlar.
1- İsrail’i işgal ederiz. Açık söylüyorum işgal ederiz.
2- Tel Aviv’i yok eder, Kudüs’ü kurtarırız.
3- Milyonları İsrail’e akıtır, taş üstünde taş bırakmayız.
▪️Tarihe bakın hele. Ne örnekler var.
▪️Hiçbir güç bu coğrafyada Türkiye’den habersiz harita çizemez. Bu bin yıldır böyle.
▪️Sadece yüz yıl ara verdik ve o süre bitti.
▪️Döndük... Herkes hesabını buna göre yapsın!
Şu anda ana muhalefet diye bildiğimiz türün de nesli tükendi.
İkiye bölündü; ikisinin de ne yaptığı, ne işe yaradığı, neyi temsil ettiği giderek daha az anlaşılıyor.
Bir yerde iyi de oldu. Çünkü Türkiye’ye katkılarından çok verdikleri zararlarla gündeme geliyorlar.
Son olarak, Cumhurbaşkanı adayı olan ve çok ciddi yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklu yargılanan bir belediye başkanının eşinin, Türkiye’nin en pahalı tatil bölgelerinden birinde tatil yaparken görüntülenmesi tartışılıyor.
Mesele, ortaya çıkan tablonun hem maddi hem manevi açıdan düşündürdükleridir.
Sıradan bir Türk ailesini düşünelim.
Ailenin reisi tutuklansa, üstelik çok ağır suçlamalarla karşı karşıya kalsa, o evde yalnızca hukuki bir sarsıntı yaşanmaz. Ailede adeta yas havası oluşur; herkes birbirine kenetlenir. Bir yandan da “Bundan sonra nasıl geçineceğiz, hayatımızı nasıl sürdüreceğiz?” telaşı başlar.
Burada ise kamuoyunun gördüğü bambaşka bir tablo:
Eş tutuklu, suçlamaların merkezinde çok büyük miktarlarda para ve kamu kaynakları var;
fakat ailenin hayat standardı sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor.
Bu görüntü insanın aklına iki soru getiriyor:
Birincisi, böylesine ağır yolsuzluk suçlamaları ve uzun bir tutukluluk sürecinin ortasında, kamuoyuna yansıyan bu kaygısızlık ve mutluluk tablosu nasıl açıklanmalıdır?
İkincisi ve devletin cevaplaması gereken asıl soru:
Bu ekonomik rahatlığın kaynağı nedir?
Aile yapısının ve aile dayanışmasının özellikle vurgulandığı bir dönemde, böylesine ağır bir süreçte sergilenen bu hayat tarzının manevi tarafını da konuşmak gerekir.
Ama maddi tarafı konuşmakla yetinmemek, araştırmak gerekir.
Çünkü ortada yalnızca bir tutukluluk değil; kamu kaynaklarının kullanımı ve çok büyük miktarlarda para üzerinden yürüyen ciddi bir yargılama var.
Gerçi onlara göre 1483’te fethedilen İstanbul’da deniz olduğundan da haberleri yoktur belki.
Kimin denize girdiğini tartışmak kolay.
Asıl mesele, o hayatın hangi kaynaklarla hiç değişmeden devam edebildiğidir.
Onu da magazin sayfalarının değil, devletin ilgili kurumlarının araştırmasını beklemek herhâlde vatandaşın hakkıdır.
@avukatyasarbas Bu kadar uzun yazmaya gerek yok üstad. Hasan Karakaya yine rahmet istedi. Bunun ne mal olduğunu merak edenleri, rahmetlinin yazısına havale et..
@06melihgokcek Bu adam(!)ı hiç sevmedim, it diyerek kendini tarif etmiş. Başkanı da, it dediği halde basit dedim diyerek kıvırmıştı. Bunun da kıvırması yakındır..
Yahu sen demokratik protesto hakkını kullanan başörtülü kızlara 'fahişeler, kevaşeler' diye saldırmış, tesettürlü hanımlar için Çarşamba'da ava çıkacağını duyurmuş bir rezilsin.
Sen, Dilek İmamoğlu'nun bir hanım, bir anne olarak özel hayatına ait görüntülerinin hoş olmayacak bir tarzda sosyal medyada yayınlanması üzerinden millete ahlak satacak son herifsin.
@samiltayyar27@ibrahimkaragul Tamam işte, niye sağa sola laf yetiştiriyorsun? Elinde bir sürü argüman varmış, çık karşısına “siyasi mevta” dediğini bir daha çıkmamak üzere toprağa göm.
@samiltayyar27 Siyasi mevta(!) seni tv’de tartışmaya çağırıyor, niye kabul etmiyorsun? Madem haklısın, çıkar siyasi mevta dediğin adamın üzerine toprağı atarsın.