Uyuyamayacak kadar kaygılıyım. Gözlerimi kapatıyorum ama zihnim kapanmıyor. Düşünceler, sanki arka arkaya gelen trenler gibi hiç durmadan geçiyor içimden. Her biri başka bir endişe taşıyor. Yetişemediğim işler, kuramadığım cümleler, susup içimde tuttuğum onlarca şey… Gece sessizliğin içinde daha da yüksek sesle konuşuyorlar. Ama uyanamayacak kadar da yorgunum. Sabahları gözlerimi açmak, bir dağın tepesine tırmanmak gibi geliyor artık. Vücudum yorgun değil sadece, ruhum da ağırlık taşıyor. Dinlenemediğim bir döngüye sıkıştım. Ne gerçekten uyuyabiliyorum ne de uyanıkken tam anlamıyla var olabiliyorum.
Bir gün iyileşiyor gibi hissediyorum, ertesi gün yeniden karanlığa düşüyorum. Eskiden bir şekilde mutlu olmak için çabalardım. Şimdi kendimi uzun zaman önce kaybetmiş gibiyim. Ne heyecan ne heves ne uyku düzeni ne eski neşem kaldı. Akıp giden bir hayat var; ben sadece izliyorum.