Hayatımda duyduğum en çarpıcı quote:
"Siz doğduğunuzda anneniz bana tam olarak anlayamadığım bir şey söylemişti. Demişti ki; Biz artık sadece çocuklarımıza hatıra olmak için varız"
Interstellar filminden.
vegana bile şaka yapılması sakıncalı ülkede siyasiyi nasıl ti'ye alacaksın? herkes kendisini çok fazla ciddiye alıyor.
bence kendinizle dalga geçmeyi öğrenmelisiniz.
Deniz Göktaş popisi yükselmiş. Yıllar önce veganlığa ve veganlara yönelik yaptığı aşağılayıcı "şaka"ları unutanlara hatırlatmak isterim. Sakın, ama o ofansif mizah, kalkanına da sığınmayın.
@sezeriltekin hukuk çalıştığı bir ülkede öyle olmalı.
benim iki ayrı hattıma aynı gb için çok farklı fiyatlar verdi bu hafta, yeniledim, ve ikisi de senin ekran görüntünden çok daha fazla fiyatlardı.
Müjde Kuşu ve Müjde Kuşu: İlk Buluşma kitaplarımıza gösterdiğiniz yoğun ilgi için eşim @ramazangulten_ ile birlikte hepinize teşekkür ederiz.
Umudumuzu kaybetmeden, haksızlıklar karşısında duygusal dayanıklılığımızı koruyarak ve hepimizin yapabileceği şeyler olduğunu bilerek yaşamaya, üretmeye, yolumuza devam ediyoruz.
Dayanışma gösteren, yanımızda olan ve desteğini hissettiren herkese çok teşekkürler.
Bu süreci birlikte aşacağız.
@krmzkedikitap@krmzkedicocuk
o kadar marka o kadar reklam bütçesi harcadı milli takım için dünya kupasına, en erken elenen olduk, devam ediyormuşuz gibi reklamlar yazık hala devam ediyor.
bu geceki sözcü tv'deki hain kemal'in röportajından tek bir sonuç çıkıyor, akp'nin tekrar iktidar olabilmesi için anayasa değişikliği projesinin destekçisi olacak. ne karşılığında?
hayır yani, nereye kadar bu artistliğiniz?
eninde sonunda bu ülke demokrasi ile tanıştı inönü sayesinde,
bu millet doğal olarak sizin gibi hainlere de ilk özgür seçimde siktiri seçecek. hain kemal ve avaneleri olarak neyin rüyasını görüyorsunuz ki?
belki de iyi oldu, irinlerini patlatıyor chp ve türk siyaseti bu hain kemal sayesinde.
Adam PM'de azınlıkta diye parti tüzüğünün apaçık maddesini çiğneyip geçiyor, kendisinde olmayan yetkiyi gasp ediyor, ondan sonra da çıkıp yok arınma diyor yok hukuk yok ahlak diyor. Arkasına sarayı almışlar, CHP'den nasıl nefret ediyorlarsa hukuk, kanun bırakmadılar. Yalan, dolan, iftiradan başka hiçbir şeyleri yok.
Çıkıp bir de utanmadan 63/5 diyor. 63/3de kocaman "YUKARIDA SAYILANLAR DIŞINDAKİ ÜYELERİN" yazıyor. Kim yukarıda sayılanlar? PM üyeleri, YDK Başkan ve üyeleri, TBMM üyeleri, Belediyeleri Başkanları.
Bunlar sadece CHP'ye kötülük yapmıyor. Milli egemenliğe, seçimli demokrasiye, milletin kendi yöneticilerini seçme hakkına bile saldırıyor. 86 milyona ve doğacak nesillere kötülük yapıyor.
Tarihte böyle bir ihanet görülmedi.
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
şiş ile kebap arasında bir seçim yapman lazım arkadaş.
seçim zor değil, kebabı yiyeceksin şişi de bir yerine sokacaksın sonuçta!
hangisinden zevk alıyorsan!
ulan dış güçlere inanacağım artık!
kasım 2015 seçimlerinde tam kazandık işte akp kaybetti dedik, en muhalif bahçeli ben başbakan olmam dedi durup dururken her şey bozuldu.
bugün akp %30 oy alamayacak bence ama ne oldu chp ikiye bölündü hain kemal sayesinde.
bıktım bu ülkeden! dinazorlara denk gelseydim daha kolaydı hayat!
🔴 İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
📌 Savcıya ifade vermek için avukatımla görüşeceğimi söyledim. 'Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bu kafayla bir daha çocuklarını asla göremeyeceksin' dedi.
📌 'Sen bekârsın, değil mi?' diye sordu. 'Evet' dedim. 'Velayetleri de sende?' diye sordu. Yeniden 'Evet' dedim. Senin çocukların reşit de değildi, değil mi?' dedi. 'Değil' dedim. 'Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını' dedi.
📌 Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler. Mesela birisinin birisiyle husumeti olur. Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki?
https://t.co/bitsGUgC2l
ya ne olur kelime kelime okuyun şunu!
İBB davasında 47. gün | Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker: Gözaltında polis 'Cinsel organını aç' dedi; Savcı beni çocuklarımı elimden almakla tehdit etti! https://t.co/bD7kMxa7Zd
Cumhuriyet Halk Partisi'ne çok büyük bir tuzak kuruldu. Bu son olay, yani 21 Mayıs günü Bölge Adliye Mahkemesi'nin mutlak butlan kararı alması, bu tuzağın son adımı. Bu son adımın getirdiği başka sarsıntıları, olumsuzlukları yaşıyoruz. Genel Başkanımız Özgür Özel'in ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yöneticilerinin hakları gasp edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partililer bir tuzağın, bir çukurun içine itilmiştir. Hakkımızın aranması için arkadaşlarımızın çabaları, girişimleri maalesef sonuç vermiyor. Bunu karara bağlaması gereken yargı organları, yüksek yargı organları maalesef karar vermiyorlar, uzak duruyorlar, işi bir başkasının üzerine atıyorlar.
Böyle bir devlet yönetimi olamaz. Cumhurbaşkanı, ‘Bu bizim işimiz değil, bu CHP'lilerin işi’ diyor. Meclis Başkanı aynı şekilde, ‘CHP'lilerin kendi sorunu’ diyor. Yani öyle bir ortamdayız ki ne yargı organları ne de devlet yöneticileri bizim bu durumumuzla ilgili gasp edilmiş hakkımızla ilgili ilgi gösteriyorlar, çaba harcıyorlar. İş başa düştü. Şimdi Cumhuriyet Halk Partililer olarak, hiç ayrım yapmaksızın söylüyorum; bunu biz çözmeliyiz, bunu biz çözeceğiz. Bu işin çözüm yolu kurultaydır. Bunun başka bir yolu yok. Tüm siyasi partilerde, demokrasinin olduğu her yerde karar üyeler tarafından verilir. Üyelerin verdiği karar ya da delegelerin verdiği karar geçerli olur, yargı kararları değil.
Şimdi atanan yönetimin bazı değerlendirmeleri var, onu da anlıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu bir arınmadan söz ediyor. Tabii arınması gereken bir şey varsa arınılmalı, o da ortaya konulmalı. Sayın Kılıçdaroğlu, 'önce arınma, önce hesap sorulmalı, arınma olmalı, sonra kurultay yapılmalı' diyor. Şimdi arınacak bir şey varsa ortaya konulmalı. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kirlilik içinde olduğu kanısında değilim ama eğer parti içinde bu tür kişiler varsa, Sayın Kılıçdaroğlu bu konudaki bilgilerini, belgelerini yargıya vermeli. Bir yandan o süreç işlemeli, bir yandan kurultay yapılmalı, ikisi birlikte olmalı. Yani 'önce hesap soracağım, önce arınacağım, sonra kurultay yaparız' denilemez.
Kurultayın yapılamayacağına ilişkin değerlendirmeler doğru değerlendirmeler değil. Yani 'tedbir kararı alındı, o nedenle kurultay kararı alamayız’ deniyor. Bunu Sayın Zeynel Emre, Parti Sözcümüz açıkladı. Sayın Zeynel Emre diyor ki; tedbir kararına rağmen İstanbul İl Kongresi yapıldı. Yüksek Seçim Kurulu bunu yaptı. Aynı şekilde şimdi de tedbir olmasına rağmen bunu yaparız, yapabiliriz. Burada bir engel yok. Ama eğer bunun engel olduğu kanısındaysanız, o zaman başvuruyu çekin, bunu kesinleştirmiş olalım. Dolayısıyla tedbir kararı da olmaz. Hemen kurultaya gidelim.
Sayın Zeynel Emre'nin eklediği şöyle bir görüş var, onu da önemsiyorum. Eğer Temmuz'un 25'ine kadar galiba kurultay yapılamazsa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimlere girmeme olasılığı var. Bu nedenle kurultayı ivedilikle yapmalıyız. Sonuç itibarıyla birbirimizden saklayacağımız herhangi bir şey yok. Biz CHP'liyiz, biz kardeşiz.
Yani genel merkezde olanlar, olmayanlar diye bir ayrım da yapmıyorum. Bir araya gelmeliyiz, bunu biz çözmeliyiz. Bize böyle bir tuzak kuruldu. Bu tuzaktan biz dayanışma içinde, birbirimize tutunarak çıkabiliriz. Ben bunu herkese söylüyorum. Herkesin de bunu düşünmesini talep ediyorum. Eski bir genel başkan olarak, bir partili olarak, bir Cumhuriyet Halk Partili olarak çıkış yolumuzun böyle olacağını düşünüyorum.
oyunu izlemeye gelen @dk_imamoglu dakikalarca alkışlandı, fotoğraf çektirmek ve desteklerini iletmek için yanına giden insanlar sıra oldular resmen, oyun başlayana kadar yerine oturamadı kadın.
sonrasında gelen @alimahir da zira aynı şekilde çok sevilen bir siyasetçi.
hain kemal gelseydi oyuna keşke. yüzüne tükürmek için bir saat sıra beklerdim!
bu gece gırgıriye oyununda, müjdat gezen, repliği gereği perran kutman'a küfür edecekken küfrü ağzında geveleyip geveleyip "mutlak butlan" diye bağırdı.
tüm salon alkış kıyamet!
güncel siyasi hicivlere seyircinin tepkisi inanılmaz bir dip dalgayı işaret ediyor bence.
Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!