Erhan Afyoncu:
▪️Tarihte ilk yazılı anlaşmayı imzalayan Hititler nerede yaşadı? Anadolu'da... Bugün Hititli bir komşunuz var mı? Yok.
▪️Tarihte ilk parayı kim buldu? Lidyalılar... Peki Lidyalı bir komşunuz var mı? Yok.
▪️Tarihte ilk büyük imparatorluğu kim kurdu? Roma... Romalı bir komşunuz var mı? Yok.
▪️Bunları niye söylüyorum? Anadolu toprakları milletler mezarlığıdır. Tarihin en büyük milletlerini bu mezarlığa gömmüşler.
▪️Eğer direnme ve yaşama gücümüzü kaybedersek biz de tarihe gömülürüz.
▪️Türkiye nüfus meselesini toparlayamazsa 2100'lerde bu topraklarda Türk diye bir şey kalmaz, bunu bilin.
Hulusi Kentmen Aslında Kimdi? "1933 yılı, Kasımpaşa Askeri Hastanesi..."
İyot ve rutubet kokan bir koğuşta 21 yaşında gencecik bir astsubay yatıyor.
Dumlupınar Denizaltısı’nın güvertesinde rüzgâr yemiş, denize sevdalanmış bir çocuk. Ama şimdi başı önünde. Çünkü eline tutuşturulan raporda "tüberküloz" yazıyor.
Ordudan atılacak. Sivil hayatta ne yapar, nasıl yaşar, bilmiyor. Üniformasına son kez bakıp yutkunmuş.
O çaresizlikle, hiç umudu olmadan bir mektup karalamış.
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yüksek huzurlarına..." diye başlamış. Yanlış teşhis konduğunu, tek hayalinin denizlerde kalmak olduğunu yazmış.
Göndermiş ama kim takar Kasımpaşalı bir astsubayı...
Bir sabah koğuşun kapısı açılmış.
Görevli askerin sesi titremiş:
"Atatürk'ün doktoru geldi... Sizi görmek istiyor."
...
O muayene sonrası teşhis "ağır soğuk algınlığı" olarak düzeltilmiş.
Şimdi düşününce insanın içine oturuyor.
Bir devlet, en tepedeki adamına kadar, kendi halinde bir astsubayının derdiyle dertlenmiş.
O genç astsubay, o gün kurtardığı üniformasını 28 yıl boyunca şerefle taşıdı.
Ama asıl ağır olanı başkaydı.
1938'in o soğuk Kasım gününde, Ata'nın cenazesini İstanbul'dan İzmit'e taşıyan Yavuz zırhlısının güvertesinde, Ata'sına son selamı duran o gözü yaşlı askerlerden biri de oydu.
Hayatını kurtaran o şefkate, denizlerin ortasında ağlayarak veda etmişti.
Biz onu yıllarca o tatlı sert fabrikatör, Yeşilçam'ın babacan çınarı Hulusi Kentmen olarak bildik.
Gülüşüyle içimizi ısıttı.
Yani... bazı adamların o bitmez tükenmez şefkati, aslında nereden aldıkları belli oluyor.
Mekanı ucmak olsun Bahriyeli Hulusi. Bu ülke sizi hiç unutmadı.
İyi bayramlar dilerim.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu ve Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Kahraman gazilerimize sağlık ve esenlik diliyor; Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarının ve aziz milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlarım.
🇹🇷 Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti.
🇹🇷 Yaşasın bağımsız ve güçlü Türkiye.
🇹🇷 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
🇹🇷Ne Mutlu Türküm Diyene
Delighted to address an audience of Ministers, CEOs & other leaders at the opening of ONS 2026 in Stavanger, Norway
I highlighted how the Hormuz crisis is reshaping the global energy map, making trust the scarcest commodity. And I congratulated 🇳🇴 for its strong World Cup run ⚽️
Very pleased to meet with COP31 President @murat_kurum 🇹🇷 in Istanbul to discuss preparations for COP31 in Antalya in November, including @IEA's contributions as the strategic partner, working with Türkiye and Australia.
Mavi Vatanın Unutulmaz Kahramanları: TCG Kocatepe Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz 21 Temmuz 1974 tarihinde, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın en acı ve trajik hadiselerinden biri olan TCG Kocatepe muhribimizin batışı esnasında şehadete yürüyen 54 kahraman denizcimizi, vefatlarının yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.Vatan savunmasında her türlü imkânsızlığa ve zorluğa göğüs geren, Akdeniz’in mavi sularında görevini canı pahasına yerine getiren kahraman astsubaylarımızı ve tüm personelimizi asla unutmayacağız.Aziz şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) olarak, gazilerimize şükranlarımızı sunar, şehit ailelerimizin acısını yürekten paylaşırız.
#tcgkocatepe
#kıbrısbarısharekatı
#temad
@tcbestepe@tcsavunma@KKTCCB@kktc_bbbasin@KKTC_Disisleri@TC_Disisleri
Polislere düzenleme geliyor, astsubaylar ve uzman çavuşlar yine görünmez kalıyor
Polislere yönelik mesai ve fazla çalışma düzenlemesi yapılacağı yönündeki sinyaller, güvenlik güçlerinin bir kesimine sınırlı bir iyileştirme vaadi taşır. Ancak daha ağır şartlarda, daha uzun operasyonlarda ve daha yüksek bedeller ödeyerek görev yapan astsubaylar ile uzman çavuşların aynı ciddiyetle ele alınmaması, adaletin ne kadar seçici uygulanabildiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Astsubaylar ve uzman çavuşlar, ordunun sahadaki fiili yükünü omuzlayan temel unsurlardır. Sınırda ve operasyon bölgelerinde en uzun saatleri geçiren, aile ayrılığını ve yıpranmayı en ağır biçimde yaşayan statülerdir. Buna rağmen özlük haklarındaki eşitsizlikler, terfi tıkanıklıkları ve dinlenme düzenindeki belirsizlikler uzun süredir birikmekte, kalıcı bir çözüme kavuşturulmamaktadır.
Bu birikim rastlantı değildir. Sorunların sürekli ötelenmesi, kurumsal önceliklerin ve hiyerarşik yapının bir sonucudur. Talepler gündeme alınır ancak kalıcı düzenleme, mevcut dengeleri koruma kaygısıyla veya gerekli iradenin gösterilememesiyle ertelenir. Sonuç aynı kalır: Mağduriyet büyür, adalet duygusu aşınır, kurumun kendi insan kaynağına duyulan güven zayıflar.
Mevcut mekanizmalar, sorunu yaşayanların bilgi ve tecrübesini karar süreçlerine yeterince yansıtmadan çözüm üretme iddiasındadır. Yıllar boyu aynı konular konuşulur; somut adımlar ise gelmez. Bu durum, ya irade eksikliğinden ya da çözümün üst yapının çıkarlarını tehdit edebileceği çekincesinden kaynaklanır. Oysa sorunu her gün omuzlarında taşıyanlar, en gerçekçi çözümleri de üretebilecek konumdadır.
Eğer mevcut yapı bu sorunları çözme iradesini veya yeteneğini gösteremiyorsa, çözümün asıl sahipleri sürece etkin biçimde dahil edilmelidir. Sorunu en iyi bilenler, çözümü de en doğru biçimde tasarlayabilir. Onları dışarıda bırakmak yalnızca adaletsizliği sürdürmekle kalmaz; kurumun kendi insan kaynağını değersizleştirdiğini de gösterir.
Adalet seçici uygulanamaz. Bir kesime mesai ve fazla çalışma düzenlemesi getirilirken diğerine “zaten fedakârsınız” denilmesi, vicdanı değil çifte standardı besler. Emanet duygusu yalnızca vatandaştan devlete değil, devletin kendi görevlilerine karşı da eşit sorumluluk yükler. Uzun zamandır çözülemeyen sorunlar artık “zamanla aşılır” gerekçesiyle örtülemez.
Bu seçici yaklaşım devam ederse zarar yalnızca astsubaylar ve uzman çavuşlarla sınırlı kalmaz. Güvenlik zincirinin bütününde moral, motivasyon ve aidiyet duygusu erir. Çünkü bir ordunun gerçek gücü, sahip olduğu silahlardan çok, o silahı taşıyan insanın adalet duygusundan, kurumuna olan güveninden ve emeğinin karşılığını göreceğine dair inancından doğar.
**Siz olsaydınız, yıllardır aynı yükü taşıyan insanların haklarını sürekli erteleyen bir yapıyı nasıl değiştirirdiniz?**
Adalet, en fazla sorumluluk üstlenenlerin ve en büyük fedakârlığı gösterenlerin hakkını da teslim ettiğinde gerçek anlamına kavuşur.
Bakan Çiftçi: Polislerin mesai saatlerine düzenleme geliyor - Ekonomim https://t.co/LQ59m4kTme
🇹🇷 Ülkemizin bütünlüğünü bölmeye yönelik hain darbe girişiminin 10. yılında şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.
#15TemmuzDemokrasiveMilliBirlikGünü
15 Temmuz Şehitlerimizi Anmak İçin ANKARA CEBECİ ASKERİ ŞEHİTLİĞİN'DE buluşuyoruz.
15 Temmuz 2026 saat : 10.30 da Cebeci Askeri Şehirliğine bekliyoruz.
#15temmuz#temad#sehitlerölmez