Seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel, 30 Mayıs Cumartesi günü saat 14.00’te, Ankara İl Başkanlığımızın önü / Güvenpark’ta örgütlerimiz, partililerimiz ve vatandaşlarımızla bayramlaşacak.
Dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek için sizleri de bekliyoruz.
Partimize mahkeme tarafından atanan yönetimin bugün ortaya koyduğu tavır, en az Genel Merkezimize polis sokmak kadar ağır bir zarara neden olmuştur. Yalanlarla bezenmiş bir seviyesizlik ne yazık ki bayram gününde sergilenmiştir.
O zaman artık, sustuğumuz gerçekleri anlatmanın zamanıdır.
İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki;
1-Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Bir daha böyle seviyesiz görüntüler görmemek umuduyla söylüyorum:
Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
CHP Genel Merkezi’nin bahçesinde “Haram araç” yazılarıyla sergilenen iki araç yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, araçların parti bütçesiyle alındığını, tüm faturalarının mevcut olduğunu açıkladı. Karabat, araçlardan birinin Kemal Kılıçdaroğlu döneminde satın alındığını ve uzun süre makam aracı olarak kullanıldığını da söyledi.
Ancak açıklamanın en dikkat çekici bölümü başka bir başlık açtı.
Karabat, Çubuk saldırısından sonra Erdoğan Toprak tarafından Aziz İhsan Aktaş’tan temin edilen zırhlı aracın yaklaşık 1,5 yıl boyunca Kemal Kılıçdaroğlu’nun kullanımında olduğunu açıkladı.
Hatırlatmak gerekiyor…
Aziz İhsan Aktaş’ın Avcılar ve Gaziosmanpaşa belediyelerine seçim döneminde araç verdiği iddiası nedeniyle iki belediye başkanı tutuklandı ve görevlerinden uzaklaştırıldı.
Aynı suçlamalar nedeniyle insanlar hakkında yargı süreci tamamlanmadan siyasi ve hukuki sonuçlar doğuyorsa, bugün ortaya çıkan bu tabloyla ilgili nasıl bir değerlendirme yapılacak?
Kılıçdaroğlu’nun basın müşaviri Atakan Sönmez ise sergilenen araçların Aziz İhsan Aktaş ya da Özkan Yalım’a ait olmadığını, teşhirin “sembolik” olduğunu belirtti.
Açıklamada, amaçlarının CHP üzerindeki şaibe riskine dikkat çekmek olduğu ifade edildi.
Görünen o ki mesele artık yalnızca iki araç değil.
Birleşme, bütünleşme ve itidal çağrılarının siyasette karşılık bulmadığı; CHP içindeki hesaplaşmanın perde arkasından çıkıp doğrudan kamuoyu önünde yürütüldüğü yeni bir döneme giriliyor.
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
İsmail Saymaz yazdı: CHP’yi ‘arındırma’ mizanseni
"Vatandaşlara “CHP’liler hırsızdır, yolsuzdur, haramzadedir” dedirtmek istiyorlar. ‘Arınma’ diye diye CHP’yi seçmenden arındıracak, Türkiye’nin birinci partisini barajın altına indirecekler. Bu yıkım ekibi AK Parti’ye 2028’i armağan edene kadar durmayacak"
https://t.co/NwgNpuFWve
@ismailsaymaz
Özgür Özel:
"Kurultayda hile vardı, biz kazanacaktık diyenler kurultaydan kaçıyor, hile yaptı dedikleri kurultay istiyor. Bu işte bir yanlışlık yok mu"
"Erdoğan CHP'nin başına bir kukla yerleştirdi"
Mutlak butlan kararı ve CHP Genel Merkezine yapılan polis baskını, Alman basınında da yankı buldu
Yorumlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a karşı net bir tavır alınması gerektiği savunuluyor
https://t.co/qAARLSPqx1
O gün darbeciler CHP’de Atatürk ve İnönü tablolarını yaktı, genel merkez binasını mahkeme yaptı, gencecik fidanları gözü bağlı olarak tuttuğu kendi yuvalarında sadece CHP’li oldukları için yargıladı.
Bugün ise CHP’de yaşananlara sevinenler bilmelidir ki tarih, binaları ele geçirenler ile o yuva için yırtık paltosuyla direnen bekçi Necip Utkuların gerçek yerini herkese gösterecektir.
Cumhuriyet’te, Arka Bahçe’de yazdım 👇🏼
https://t.co/d6Z8Zh892Q
Der Spiegel is right: “The Turkish president is shaping the opposition to suit his own purposes.” And yes, this is “no longer merely an internal matter for a NATO partner”. It concerns Europeans too. When pluralism is bent, courts are pressured and elections become a managed theatre, Europe must stop pretending this is only domestic politics. Democracy is not optional for our partners. Europe must stand with Turkish democrats, clearly and firmly.
@eczozgurozel@ozgurozeliletsm@imamoglu_int
Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir dönemde saray vesayetinin, yargı mühendisliğinin aparatı olmamıştır. Bugün PM toplamaya bilece cesaret edemeyen, yayınladığı kararları imzasız yayınlayan bu kayyum zihniyetinin partimizde asla yeri yoktur.
CHP, kararlarını kapalı odalarda değil, örgütün iradesiyle alan bir mücadele partisidir.
Kimse CHP’yi sahipsiz sanmasın. Bu parti, kişisel hesapların, korku siyasetinin ve siyasi yağma düzeni kurmak isteyenlerin değil, örgütün ve milyonların partisidir.
AKP yargısı tarafından CHP’ye kayyum olarak atanan AKCHP’liler kendilerine verilen görevi yerine getiriyor. Kendi partilerini karalıyor ve AKP’nin yolsuzluk propagandasına hizmet ediyorlar. Zaten kendilerine genel merkezi veren AKP’ye muhalefet edemezler, iktidar hedefleri olamaz, makam ve koltuk uğruna kendi partilerine ihanet etmenin bir mazeretini bulmak zorundalar. Bu nedenle AKP yargısının suçlamalarına dört elle sarılıyorlar.
Bu durumda tek varlık nedenleri var: kendi partilerini yok etmek. Bu siyasal tarihte görülmemiş bir rezalet. Bu rezalete hizmet edenler hep utanç ile anılacak.
Bugün sözde bir gazete, gerçekle hiçbir ilgisi olmayan iddialarla gazeteci arkadaşlarımın yanı sıra benim ismimi de hedef göstermiştir.
CHP’nin Adana’da düzenlediği Yerel Medya Buluşması’na, memleketimin etkinliği olması nedeniyle katıldım. Yüzlerce meslektaşımla gazetecilik üzerine konuştuk.
Herhangi bir otelde ya da organizasyon kapsamında konaklamadım. Adana benim kökümdür, toprağımdır. Yedi ceddim bu şehirdedir. Doğal olarak baba evimde kaldım.
Bu katılım karşılığında tarafıma teklif edilmiş herhangi bir telif ödemesi, maddi menfaat ya da başka bir karşılık söz konusu değildir.
Çok uzun yıllardır tek bir bankada hesabım bulunmaktadır. Defalarca soruşturma ve denetimden geçmiş biriyim.
Gazetecilik; dedikodu üretmek değil, belgeyle konuşmaktır. Elinde tek bir belge olmadan insanlara iftira atanlar gazetecilik değil, tetikçilik yapmaktadır.
Ben geçmişte AK-İT isimli paçavranın yaptıklarını belgeleriyle yazdım. İBB’den o günün 3 milyon lirası, bugünün yaklaşık 40 milyon lirasına karşılık gelen para aktarımını ortaya koydum. O gün sesiniz çıkmadı, çıkamadı.
Kaçak hafriyat döktüğü ve naylon fatura kestiği iddia edilen itirafçı -iftiracı Murat Gülibrahimoğlu’nun , seçimler öncesinde size yaptığı ödemeler ortaya çıktı; yine tek kelime edemediniz.
Şimdi ise hiçbir belge ortaya koyamadan iftira siyaseti yürütmeye kalkıyorsunuz.
Madem gazetecilik yapıyorsunuz, hodri meydan: Elinizde belge varsa yayınlayın.
Yoksa insanlara çamur atarak itibar suikastı yapmayı bırakın.
Murat Gülşnrahimoğlu’nun size sponsor olduğu faturalardan birini de paylaşayım. Hatta dilerseniz, diğer kurumlardan size reklam adı altında ödenen paraların faturalarını da paylaşabilirim.
Alman basını: Erdoğan CHP'nin başına bir kukla yerleştirdi
CHP ile ilgili mutlak butlan kararı ve Genel Merkez'e yapılan polis baskını, Alman basınında da yankı buldu
https://t.co/qAARLSOSHt
Kemal Kılıçdaroğlu medyanın tek taraflı yayın yaptığından yakınmış.
Biz de kendisini Onlar TV’de Şule Aydın’ın hazırlayıp sunduğu “Tatava Yok” programına davet ettik ancak olumsuz yanıt aldık. Basın danışmanına ulaşmak zaten mümkün değil. Zira basın bülteni gibi TGRT kullanılıyor. Yanındaki milletvekillerinden de biri dışında dönüş yapan olmadı.
Sonra da “taraflı yayın yapılıyor” eleştirisi geliyor.