Paraguay savunma zaafları
ABD karşısında özellikle sol iç koridordan delindirler. Buraya sızdıracağımız oyuncularımız önemli. Ferdi bunu sık sık yapıyor takımımızda, umarım buradan gol buluruz.
Bosna'nın korner organizasyonu 🇧🇦
-Ön direkte ilk teması kazanacak oyuncunun konumlanması.
-Ön direkteki temasla topu altı pasa doğru yönlendirerek savunma dengesini bozmak.
-Altı pas içerisinde bekleyen oyuncuyla ikinci aksiyonu tamamlamak.
Basit görünen ama zamanlama ve yerleşim kalitesi isteyen bir organizasyon. Ön direkteki oyuncunun görevi bitirmek değil, ilk temasla savunmanın dengesini bozarak altı pasta avantaj yaratmak.
Güney Kore, Çekya karşısında duran toplarda fiziksel olarak üstünlük sağlayamayacağını bildiği için duran topta çok güzel bir set gösterdi. Biz ise Avustralya karşısında orta rekorları kırdık. Hem akan oyunda hem de duran toplarda...
Ne kadar fazla teknik oyuncuya sahip olursan ol, set oyununu ne kadar iyi kurgularsan kurgula, kapalı savunmalara karşı 1v1'de fark yaratıp dar alanı çözebilen bir dribler olmadan hücumun tıkanma ihtimali çok yüksek. İlk yarı boyunca bunun eksikliğini net şekilde hissettik.
Sonuç olarak Güney Kore ortaya koyduğu oyun nedeniyle de takip edilmeye değer bir takım görüntüsü verdi. Toplu oyunda belirgin prensiplere sahipler. Rakip yarı sahaya yerleşebiliyorlar, hat aralarını kullanabiliyorlar ve teknik oyuncularını doğru bölgelerde topla buluşturabiliyorlar. Özellikle Kang In Lee maç boyunca takımın hücum aklını oluşturdu ve neden bu takımın en önemli oyuncularından biri olduğunu gösterdi. In-Beom'un da boşlukları okuma ve kullanması, oyuncunun oyun zekasını çok net bir şekilde gösterdi. Her iki gole de etki etmesi sadece ikinci bölgede oyun kurmadığını, doğru anları yakaladığında hücuma da skor katkısı sağlayabileceğini gösterdi.
Çekya ise fiziksel gücü ve duran top tehditleriyle birçok rakibe problem çıkarabilecek bir takım. Ancak topsuz oyundaki yaklaşımlarını anlamak zor. Özellikle derin blokta adam adama markajı sürdürmeleri rakiplerinin savunma yapısını manipüle etmesine ve çok değerli boşluklar bulmasına neden oluyor. Güney Kore gibi hareketli ve teknik kapasitesi yüksek oyunculara sahip takımlar karşısında bu yaklaşımın bedeli ağır olabilir, bu maçta olduğu gibi. Bu nedenle ilerleyen maçlarda özellikle derin blok savunurken daha fazla alan savunmasına yönelmeleri onlar adına daha sağlıklı bir tercih olacaktır diye düşünüyorum.
İkinci yarıda da genel tablo çok değişmedi. İlk yarıdan farklı olarak bu kez tempo daha yüksekti. Güney Kore yine topa sahip olarak rakip sahaya yerleşti ve Çekya savunmasını delmeye çalıştı. Birkaç net fırsatı değerlendiremedikten sonra ise Çekya ana planıyla golü buldu. Uzun taçı kullanan Coufal ön direkte en tehlikeli bölgeye gönderdiği topun ardından Krejci'yi buldu ve Çekya kaptanı takımını 1-0 öne geçirdi. Toplu oyunda daha iyi gözüken taraf Güney Kore olmasına rağmen skoru bulan taraf Çekya oldu.
Güney Kore 2. golden sonra doğal olarak biraz daha savunmaya çekildi. Bu bölümde Çekya yeniden duran toplar ve uzun taçlarla tehlike yaratmaya başladı. Hatta bir pozisyonda beraberliğe çok yaklaştılar ancak kalecinin kurtarışı Güney Kore'nin üstünlüğünü korumasını sağladı. Kalan bölümde savunmasını iyi yapan Güney Kore maçı 2-1 kazanmayı başardı.
İlk yarı boyunca topa sahip olan, üretmeye çalışan ve daha net oyun sekansları gösteren taraf Güney Kore'ydi. Çekya birkaç duran topla tehlike yaratsa da akan oyunda fazla üretim sağlayamadı. Bu nedenle ilk yarı golsüz sona erse de oyun üstünlüğü Güney Kore'de olduğunu söylemek mümkün.
3-2-2-3 dizilimi ve kutu orta sahanın esnek davranışları dikkat çekiyor. Kang-In-Lee'nin hat arası performansı ve 6 numara In-Beom'un oyun kurma meziyetlerini sık sık kullandı Güney Kore.
Güney Kore 2-1 Çekya
Maçın ilk yarısı oldukça temposuz başladı. Her iki takım da uzun toplar oynadı ve oyun sık sık taç atışlarıyla bölündü. İlk 10-15 dakikalık bölüm bu şekilde geçtikten sonra Güney Kore topun hakimiyetini almaya başladı. Her iki takımın da net yaklaşımları olsa da oyunu şekillendiren taraf Kore oldu. Topa sahip olup rakibinin hatları arasında yetenekli oyuncularını buluşturmak üzerine oynadılar. Özellikle Kang In Lee bu konuda harika bir maç çıkardı. Ayağına gelen hemen her topta progresif oynamayı ve hat aralarını karıştırmayı başardı. Güney Kore'nin ilk tehlikeli aksiyonları da Kang In Lee ve 10 numaranın yaratıcılığıyla geldi. Kang In Lee hem hat arasında topla buluşmakta hem de aldığı topu pas veya driplingle ileri taşımakta oldukça başarılıydı. Daha ilk dakikalardan itibaren takımının en önemli silahı olduğunu hissettirdi.
Bunun yanında kendi kullandıkları birkaç duran topta da fiziksel savaşa girmeyip, zekice duran top fikirleri denediler. Heung-min Son, şut şansına çok yaklaşsa da Soucek'in tecrübesi son anda şutu engellemesini sağladı.
Duran toplarda Güney Kore'nin yaklaşımı ise dikkat çekiciydi. Her ne kadar maç boyunca fiziksel mücadelelerde geri adım atmadıklarını gösterseler de iki takım arasında belirgin bir boy farkı bulunuyordu. İlk 11'lerin boy ortalamalarına baktığımızda bunu net şekilde görmek mümkün. Güney Kore yaklaşık 1.81 boy ortalamayla sahaya çıkarken, Çekya'nın ortalaması 1.87. Güney Kore'nin bu dezavantaja karşı aldığı önlem ise oldukça zekiceydi. Duran top savunmalarında savunma hattını ceza sahasının içine gömmek yerine daha önde kurmayı tercih ettiler. Bu sayede Çekya'nın fiziksel üstünlüğünü kullanarak ceza sahası içerisinde ivme kazanmasını engellemeye çalıştılar ve hava toplarındaki dezavantajlarını mümkün olduğunca azaltmayı hedeflediler.
Çekya'nın hücumları ise daha çok ikinci bölgede kazandığı toplar ve duran toplar üzerinden geldi. Akan oyunda çok fazla pozitif sinyal vermeyen ekip, duran toplarda ise ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi. Zaten takımın boy ortalamasına ve sahadaki oyuncuların oyunu ne kadar fizikselliğe döktüğüne bakınca bunu anlamak mümkündü. Sahanın her yerinde fiziksel temas kurdular ve Koreli oyunculara karşı sert oynadılar. Açıkçası maç öncesinde Kore'nin bu sertlik karşısında biraz daha sinmesini bekliyordum. Fakat tam tersi yaşandı. Güney Koreli oyuncular hem savunmada hem hücumda ikili mücadelelere sert karşılık verdi. Hiçbir şekilde oyundan düşmediler. Fiziksel savaşta ezilmedikleri gibi teknik kalitelerini de maç boyunca sahaya yansıttılar.
Sonuç olarak Meksika açılış maçında rakibini ezerek kazanmadı ancak oyunun hemen her bölümünde ne yapmak istediğini bilen taraftı. İlk gol rakibinin zaaflarını doğru analiz etmesinin, ikinci gol ise kendi oyun kimliğini sahaya yansıtmasının sonucuydu. Güney Afrika ise büyük oranda kompakt kalmayı başarsa da oyuncu profiline uygun görünmeyen pas odaklı yaklaşımının bedelini ödedi. Meksika rakibinin zaaflarını cezalandırırken kendi kimliğine sadık kaldı. Güney Afrika ise maçın erken dakikalarında toplu oyundaki gereksiz risk almasının bedelini ödedi. Turnuvanın kalan maçlarında bu yaklaşıma devam edeceklerini sanmıyorum. Devam ettikleri takdirde turnuvada 0 puan çekeceklerini düşünüyorum.
Dünya Kupası'nın açılış maçında Meksika, maç öncesinde favori gösterildiği karşılaşmada Güney Afrika'yı 2-0 mağlup etti. Skor çok farklı görünmese de oyunun genel kontrolünü elinde tutan taraf Meksika'ydı. Özellikle rakibinin oyun kurulumundaki zaafları doğru analiz eden Meksika, ilk golünü bu plan üzerinden bulurken ikinci golde ise kendi oyun kimliğinin önemli yansımalarını sahaya koydu.
Maçın son bölümünde Montes'in kırmızı kart gördüğü geçiş hücumu ise aslında Güney Afrika'nın bütün maç boyunca neden daha direkt oynaması gerektiğini gösteren bir örnekti. Karşılaşma boyunca en tehlikeli göründükleri anlardan biri hızlı geçişten geldi.