Terörsüz Türkiye Süreci Çerçeve Yasası, Eşitlik Değil imtiyaz yasasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşı olan herkes, kanun önünde eşittir. Ancak bugün “eşitlik” söylemiyle getirilen düzenleme, gerçekte belirli bir gruba (teröristlere) hukuki imtiyaz sağlamaktadır.
En basit örnekle; sıradan bir vatandaş kişisel tercihiyle ruhsatsız silah bulundurduğunda cezalandırılırken, terör örgütü adına silah taşıyan veya örgütsel faaliyet içinde bulunan kişilerin cezalandırılmayacak olması, hukuk önünde eşitlik ilkesini ortadan kaldırmaktadır
Terör örgütü mensupları ve onları savunanlar eşitlik istemiyor; imtiyaz istiyor, ayrıcalık istiyor derken ne kadar haklı olduğumuzu gördük.
🇹🇷 BTP heyetimizden şehit yakınları ve gazilere destek
BTP heyetimiz, Ankara Güvenpark’ta haklarını ve taleplerini dile getiren şehit yakınları ve gazileri ziyaret etti.
Genel Başkan Yardımcımız Emekli Albay Selim Oktay, Ankara İl Başkanımız Emekli Yarbay Hüseyin Kuloğlu, Ankara İl Yönetim Kurulu Üyemiz Aydın İlik, Çankaya İlçe Başkanımız Mehmet Yalçın Vona, Altındağ İlçe Başkanımız Bayram Güzel ve teşkilat mensubumuz Ayhan Kurudan oluşan heyetimiz, şehit aileleri ve gazilerimizin taleplerini dinledi.
Görüşmede, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin endişeler de ele alınırken, Genel Başkanımız Hüseyin Baş’ın selamları şehit yakınları ve gazilerimize iletildi.
Genel Başkan Yardımcımız Selim Oktay, şehit aileleri ve gazilerimizin yaşamlarının geri kalanını kimseye muhtaç olmadan, onurlu bir şekilde sürdürebilecekleri düzeyde maaşa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
🇹🇷 BTP olarak şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin haklı taleplerinin yanında olmaya ve takipçisi olmaya devam edeceğiz.
BTP heyeti olarak Güvenpark’ta eylem yapan er şehit yakınları ve er gazilerimizi ziyaret ettik. Haklı taleplerini dinleyerek “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin endişelerini paylaştık.
Şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin daima yanındayız. 🇹🇷
"Hayatım boyunca millî egemenliğin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazarında bir defa daha doğrulamak için, bu yetkinin üç ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını istiyorum."
Başkomutanlık görevini kabul ederken söylediği bu sözler, Mustafa Kemal Paşa'nın yetkiyi bir ayrıcalık değil, millete karşı üstlenilmiş bir sorumluluk olarak gördüğünü gösteriyordu.
Bu kararın ardından millet topyekûn mücadeleye hazırlandı; Sakarya'dan Büyük Taarruz'a uzanan zafer yolunun en önemli dönüm noktalarından biri yaşandı.
Başkomutanlık yetkisinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilişinin yıl dönümünde Milli Mücadele’nin eşsiz önderini saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
ABD ve stratejik ortağı İsrail'in yıllardır ateşe verdiği coğrafyamızda kaos her geçen gün daha da büyüyor.
Gazze'de aylardır devam eden insanlık dramı, Lübnan'a yönelik saldırılar, Suriye'deki istikrarsızlık, İran'a yönelik tehditler ve bugün Yemen üzerinden yaşanan gelişmeler birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgeyi yeniden şekillendirmeye yönelik aynı planın farklı aşamalarıdır.
ABD ve İsrail, bölge ülkelerini birbirine düşüren, mezhep ve etnik ayrılıkları derinleştiren politikalarla Ortadoğu'yu sürekli çatışma içinde tutmak istemektedir. Çünkü parçalanmış ve birbirleriyle mücadele eden ülkeler, küresel güçlerin müdahalesine her zaman daha açık hale gelir.
İran'a yönelik saldırılarda da aynı senaryo işletildi. Ağır bir karşılık gördüklerinde "ateşkes" çağrısı yapıp toparlanmaya çalıştılar; ardından yeniden saldırgan politikalarına döndüler. Bu anlayışın değişmeyeceği açıktır. Çünkü mesele barış değil, bölgeyi sürekli kriz içinde tutmaktır.
Bugün en büyük tehlikelerden biri de savaşın mezhep eksenine taşınmak istenmesidir. Böyle bir senaryo gerçekleşirse kazanan ne bölge halkları ne de İslam dünyası olacaktır. Kazanan yalnızca bölgeyi yıllardır dizayn etmeye çalışan küresel güçler olacaktır.
Bu nedenle Yemen'de yaşanan son gelişmeler son derece dikkatle değerlendirilmelidir.
Türkiye, güvenliğini doğrudan ilgilendirmeyen bölgesel çatışmaların tarafı haline gelmemeli; hiçbir küresel planın veya askeri bloklaşmanın parçası olmamalıdır. Dün Gazze'de yaşanan katliam karşısında etkili bir duruş sergileyemeyen uluslararası çevrelerin bugün Yemen konusunda ortaya koyduğu hassasiyet de sorgulanmalıdır.
Türkiye'nin dış politikadaki pusulası;
milletimizin çıkarları olmalıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi olarak anlayışımız nettir.
Türkiye'nin görevi yeni savaş cephelerinin tarafı olmak değil, bölgede barışı, adaleti ve diplomatik çözümü savunan öncü ülke olmaktır.
Tam bağımsız Türkiye; hiçbir küresel gücün eksenine girmeyen, kendi iradesiyle karar alan, komşularıyla iyi ilişkiler kuran ve bölgesinde güven veren güçlü bir devlettir.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı da tam olarak budur.
Genel Başkan Yardımcımız Sn. Mustafa Pak, bu hafta sonu gerçekleştireceğimiz program kapsamında; 1 Ağustos Cumartesi günü Kırşehir'de teşkilatımız ve halkımızla bir araya gelecek, STK ve esnaf ziyaretlerinde bulunacaktır. Ardından Kırşehir Genişletilmiş İl Divan Toplantısına katılacaktır.
Endişe yok, BTP var!
Açlık sınırı: 36 bin 940 TL
Yoksulluk sınırı: 120 bin 325 TL
En düşük emekli aylığı: 23 bin 552 TL
Bunlar, son 24 saat içinde açıklanan ve Türk ekonomisinin karnesi niteliğindeki verilerdir.
Buna bir de 28 bin 75 TL olan asgari ücreti ekleyelim.
Alın size ekonominin resmi!
5 emekli maaşını birleştirince ancak 1 yoksul ediyor.
4,2 asgari ücretlinin maaşını birleştirince ancak 1 yoksul ediyor.
Türkiye'de asgari ücretin, diğer ülkelerin aksine, temel ücret hâline geldiğini de hatırlatalım.
Bir de açlık sınırı var!
Asgari ücret, açlık sınırının 8 bin 865 TL; en düşük emekli maaşı da 13 bin 388 TL altındadır.
Yani milyonlarca insan, açlık sınırının altında maaşla yaşamak zorunda.
Tablo gerçekten vahim.
İstanbul'da kiralar 40 bin liradan başlıyor. Gıda enflasyonunda, savaştaki ülkelerin bile fersah fersah önündeyiz.
Böyle bir ortamda TÜİK, enflasyonun ve işsizlik verilerinin düştüğünü iddia ettiği istatistikleri açıklıyor.
TÜİK'e göre işsizlik oranı, haziran ayında bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 7,6'ya gerilemiş. TÜİK'e göre Türkiye'deki işsiz sayısı 2 milyon 688 bin kişi.
Ancak DİSK-AR öyle demiyor.
Bu kurumun raporuna göre geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 28,8, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 11 milyon 643 bin olarak açıklandı.
Nereden bakarsanız bakın, durum Türk halkı için hiç de iç açıcı değil ve önümüzde de ne yazık ki umut verici bir ışık yok.
Halk çaresiz.
Vatandaş, kendisini boğan ekonomik sorunlarına çözüm bekliyor.
Sorunlar çok büyük ama çözüm var.
Çözüm, defalarca ifade ettiğimiz gibi, parti programımız olan Milli Ekonomi Modeli'dir.
Milli Ekonomi Modeli ile Türkiye'de kaynaklar, yabancıya ve yandaşa değil, milletin kendisine akacak.
Milli Ekonomi Modeli ile sosyal devlet anlayışı hâkim olacak.
Bu konuda da karar verici merci yüce Türk milletidir.
Milletimiz, "Bağımsız Türkiye" diyerek makûs talihini değiştirmeye karar verdiği gün bambaşka bir Türkiye ortaya çıkacaktır.
Genel Başkan Yardımcımız Sn. Seçil Mumcuoğlu, bu hafta gerçekleştireceğimiz program kapsamında; 31 Temmuz Cuma günü Düzce'de teşkilatımız ve halkımızla bir araya gelecek, STK ve esnaf ziyaretlerinde bulunacaktır.
Ardından Düzce Genişletilmiş İl Divan Toplantısına katılacaktır.
Endişe yok, BTP var!
Türkiye'nin ABD ile ilişkileri tek taraflı bir taviz süreci şeklinde ilerliyor.
Türkiye, ABD'ye "stratejik ortak" derken; ABD, Türkiye'yi düşman ülkelere uyguladığı CAATSA yaptırımlarına tabi tutuyor.
ABD Başkanı Trump'ın NATO Zirvesi için geldiği Ankara'da yaptığı açıklamalar hâlâ gündemde.
Ankara'ya hediyelerle gelecek denilen Trump, Sayın Cumhurbaşkanımızı bol bol övdükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılma ihtimalinden bahsetti.
Bu açıklama, Türk basınında zafer başlıklarıyla yer alırken, araya F-35'ler ve KAAN uçağı motorları da sıkıştırıldı.
Peki, sonuç?
Yine sonuç yok!
ABD, bırakın yaptırımların kaldırılmasını, hazır giyimde yüzde 12,5 oranında ek vergi getirdiği ülkelerin arasına Türkiye'yi de dâhil etti.
Bu durum bir kez daha tescillemiştir ki; ABD, ülkemizi bölgedeki çıkarları için bir aparat olarak görmektedir.
ABD'nin bölgede bir tane stratejik ortağı vardır; o da İsrail'dir.
İsrail'in çıkarları, ABD'nin kendi çıkarlarından bile önceliklidir.
Türkiye konusunda da İsrail ne derse, ABD onu yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
Amaç, bölgeyi bu iki ülkenin çıkarlarına göre dizayn etmektir.
Gazze'den İran'a kadar yaşananlar ne yazık ki bu durumun kanıtıdır.
Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'nin bu kötü gidişatını değiştirecek olan partidir.
Ekonomi başta olmak üzere, gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye ancak Bağımsız Türkiye Partisi iktidarı ile mümkün olabilecektir.