Hayatta en önemli şey insanın kendisi. Kendi değerinin farkında olması, kendini sevmesi, kendiyle barışık ve kendine sarılabilmesi. Bakın bu, hayattaki muazzam bir farkındalık. Güzelliklerle olsun ömrümüz 💖
ŞAKA DEĞİL: Eğer bunu 16 HAZİRAN veya 17 HAZİRAN'da görürseniz, 30 HAZİRAN'dan önce hayatınıza büyük bir bereket getiren sürpriz bir tezahür alacaksınız; daha fazla para, iyi haberler, gerçek mutluluk ve taşan başarıyla birlikte. Talep etmek için "111" yazın.
Dengeli beslenmeyen öz-değer, kişiyi ya ezilen bir kurban ya da değersizliğini şişirilmiş benlikle örtmeye çalışan bir narsist olmaya mahkum eder.
Gerçek özgürlük ve iç huzur, bu ikisinin arasında, kendini olduğu gibi kabul eden, hem güçlü hem kırılgan yanlarıyla bütünleşmiş, dışa bağımlı olmayan bir benlik duygusunda bulunur.
Bu yolculuk zorlu ama son derece ödüllendirici bir içsel keşiftir.
İnsanın en önemli görevi, var oluşunu sağlam bir temel üzerine oturtmak ve öz-değer alanlarını dengeli besleyebilmektir.
Yargıladığımız, ayıpladığımız, ‘Asla bunu yapmam’, ‘Bunu nasıl yapar’, ‘Zaten hepsi böyle’ gibi sözler kullandığımız, dedikodusunu yaptığımız, genellediğimiz her olayı tecrübe etmeden bu dünyadan gitmeyiz. Yaratan ‘Sen işin doğrusunu yap, insanlara örnek ol, diğerlerini bana bırak, yargılamak ve herkesi bir kalıba sokmak senin görevin değil’ der.
Bütün gün belli sayılarla Esma ya da zikir çekmek mi? Yoksa fiili olarak tesbih etmek mi?
Her varlık, yaratılış amacına (fıtratlarına) uygun hareket ederek aslında bir nevi kendi "dillerince" Allah'ı tesbih eder. Bir kuşun ötmesi, uçması, yuvasını yapması onun tesbihtir. Bir nehrin akması, balıklara yuva olması onun tesbihtir. Güneşin doğup batması, enerji ve ısı yayması onun tesbihtir. ‘Görmez misin ki, göklerde ve yerde olanlar, havada kanatlarını açarak süzülen kuşlar Allah’ı tesbih ederler. Hepsi duasını ve tesbihini bilmekte, Allah da onların bütün yaptıklarını bilmektedir.’ (Nur 41)
Bu fiili hal, "Seni her türlü noksan sıfattan tenzih ederiz, bizi böyle yarattığın için sana şükürler olsun" (Sübhanallah) demenin en saf ve en etkileyici yoludur.
İnsan, irade sahibi olduğu için bu noktada diğer varlıklardan ayrılır. Bir taş veya hayvan, fıtratına aykırı davranma ihtimali olmadığı için otomatik olarak tesbih halindedir. İnsan ise, kendi iradesiyle fıtratını, potansiyellerini keşfedip onunla uyum içinde yaşayarak (kendisine ve varlıklara fayda sağlayarak, Yaratıcının rızasına ulaşmak, Yaratıcıya inanıp, güvenerek, potansiyelleriyle doğru eylemlerde bulunmak) bilinçli bir tesbih haline geçebilir. Ya da nefsinin istekleri ve çevrenin etkisiyle fıtratından uzaklaşarak bu evrensel koroya katılamaz, kendine ve yaratılış amacına yabancılaşır. Allahı anmak, zikir etmek güzeldir ama bunu sayıya, ritüele bağlayarak değil. Kişi istediği kadar esma ya da benzeri tekrarları yapsın, kalpte ve eylemde olmayanın, dilde tesiri olmaz. ‘Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasık topluluğu doğru yola eriştirmez’ (Tevbe 80) Cüzi kaderinizi değiştirmek istiyorsanız, önce cüzi iradenizle doğru seçimler yapıp sonra tevekkül edebilmeniz gerekir.
Sonuç olarak, kainat, fıtratlarına uygun yaşayan ve böylece Yaratıcısını tesbih eden varlıklarla doludur. İnsana düşen de, bu muhteşem uyum ve tesbih korosuna, kendi iradesiyle katılmak ve kendine verilen rolü en güzel şekilde oynamaktır.
İçsel dönüşüm ve farkındalık, başlangıcında zorlayan, huzursuz eden, bütün sabitliklerinizi kırmaya mecbur bırakan, başladığınız zaman geri dönüşü olmayan, her şeyinizi geride bırakmayı göze aldığınız bir yolculuktur. En güçlü içsel savaş orada başlar. Farkındalık arttıkça sistem sana emin misin diye sorar.
- Eskiye ait bütün yargı ve korkularından arınmaya
- Kendinle yüzleşmeye ve şeytanlarınla yüzleşmeye
- Ruhunu tanımaya, bu hayata hangi amaçla gelmeyi seçtiğini anlamaya
- Sana yük olan şeylerden arınmaya, fark ettiklerini eyleme dönüştürmeye
- Sevdiğini sandığın şeylerden, yeni enerji alanına ait olmayan her şeyden, her alandan ve herkesten vazgeçmeye
- Hayatının merkezine ruhunu ve ruhunun asıl Yüce Kaynağını koyarak
- Kendini her haline severek, kabul ve takdir ederek bu merkezden dışarıya doğru yeni bir benlik ve hayat oluşturmaya hazır mısın?
"Felsefe, Tasavvuf, Budizm, Tao, Kabala ve sayamadığımız daha pek çok kadim kültür ve inançta yol ne olursa olsun hepsinin vardığı mana kapısında "Kendini bil" yazılıdır. Çünkü, insan tüm yolculuklarının sonunda yine kendisine varır."
Annem iftar için yemek yaparken pilav da istedim. Gel bak bu kadar yeter mi sana ben yemeyeceğim dedi. Bu yeter ben 3 gün yerim farklı yemeklerle dedim. Yok ne 3 günü Ramazan boyunca ye diyo 😂