İyi insanların kanında vardır iyilik. Sonradan öğrenilmez, menfaatle değişmez. Kötü olmaya kalksalar bile beceremezler; bir cümleleri, bir bakışları ele verir onları. Çünkü vicdan, onların içinde hiç susmayan bir bekçidir. Ama iyiliği herkes taşıyamaz. İyilik zayıflık değildir, aksine en sessiz ve en büyük cesarettir. Kırılacağını bile bile affetmek, nankörlük göreceğini bile bile vermeye devam etmektir. İyi insanlar yorulur, evet, bazen küser ve geri çekilir ama asla özünden vazgeçmez. Dünya kötülerin gürültüsüyle dolu olsa da, sessizce iyilik yapanlar ayakta tutar bu hayatı. Onlar olmasa her şey çöker. Unutma: İyilik kaybolmaz, bir kalbe dokunur, orada çoğalır ve döner dolaşır yine seni bulur. Dert etme kalbi kirli insanlar, mutlaka yalnız kalırlar. —Emre Valez
Yoksulluk sadece, temel ihtiyaçlara erişim değilidir asıl mesele, insanların "aşağılanmadan" onurlu bir yaşam sürebilmesidir. Her insanın güvenli ve özgür bir yaşam sürme hakkı vardır. Kamunun ve siyasetçilerin görevi, bu hakkı bir lütuf konusu yapmak değil, herkes için eşit ve onurlu biçimde güvence altına almaktır. #AliŞekeroğlu
Son zamanlardaki en büyük başarın, belki de kimsenin bilmediği savaşlardan geçerken hayatına devam edebilmekti. İçinde her şey dağılırken dışarıdan güçlü görünmek, artık dayanamayacağını düşündüğün günlerde bile devam etmek kolay değildir. Kimse geceleri ne düşündüğünü, sessizce ağladığın anları ya da “İyiyim.” derken aslında ne kadar yorulduğunu görmeyebilir. Ama verdiğin mücadele, kimse görmedi diye daha az gerçek değildir. Bazen güç, büyük şeyler başarmak değil; vazgeçmek istediğin bir günde bile devam edebilmektir.
Öfkesini yönetmeyen birine maruz kalmak,
Her an tetikte olmak,
Sürekli kendini korumak zorunda kalmak,
Her an modunun düşeceği kaygısıyla yaşamak demektir.
Ve buna rağmen onu sevmeye çalışmak ise ruhun ızdırabıdır.
Serhat Yabancı
Güneşi ya da yükseleni İkizler, Yay, Balık ya da Başak olanlar retroya doğru ilerlerken ne duymalı diye baktığımda öncelikle burada hayatında bazı şeylerin senin kontrolünün dışında geliştiği bir dönemden geçiyor olabilirsin. Ne kadar uğraşsan, ne kadar müdahale etmeye çalışsan da bazı olayların kendi zamanlamasıyla ilerlediğini fark etmiş olabilirsin. Özellikle ilişkiler, karşılaşmalar, ayrılıklar, yeniden başlayan süreçler veya bir türlü sonuçlanmayan meselelerde "neden böyle oldu?" diye çok fazla düşünmüş olabilirsin. Sanki bazı insanlar ve bazı olaylar hayatına sen planlamadan girmiş, seni bir noktaya taşımış ve şimdi de senden bir değişim talep ediyor gibi.
• Burada asıl mesele akışa güvenmeyi öğrenmek olabilir. Her şeyi kontrol etmeye çalışmak, bir olayın sonucunu zorlamak veya "şu tarihte kesinlikle böyle olmalı" diye kendine baskı yapmak seni daha fazla yorabilir. Bazı süreçlerin tamamlanması için gerçekten zamana ihtiyacı olabilir. Özellikle son dönemde bir şeyi oldurmaya çalışıyorsan biraz geri çekilip olayların kendi doğal seyrinde nereye gittiğini görmen gerekebilir.
• Öte yandan burada çok güçlü bir "yenilenme ve dönüşüm" enerjisi var. Bir süredir kendini eski hâlinle karşılaştırıyor olabilirsin ama aslında aynı insan değilsin. Yaşadığın bazı deneyimler seni büyütmüş, bazı insanları ve durumları farklı gözle değerlendirmene neden olmuş olabilir. Daha önce tahammül ettiğin şeylere artık tahammül etmiyor, daha önce peşinden koştuğun şeylerin aslında sana ne kadar yük olduğunu fark ediyor olabilirsin.
• Bu dönüşüm özellikle duygusal anlamda çok belirgin olabilir. Bir ilişkinin, arkadaşlığın veya hayatındaki herhangi bir bağın seni eskisi gibi beslemediğini fark edebilirsin. Belki de bir süredir nasıl böyle değiştim?" diyorsun. Aslında değiştin ve bu kötü bir şey değil. Bazı insanlar senin eski hâlinle daha rahat anlaşırken sen artık başka bir noktaya geçiyor olabilirsin.
• Fakat burada özellikle dikkat etmen gereken bir enerji de var. Hayatında seni sürekli huzursuz eden, enerjini aşağı çeken, söyledikleriyle kafanı karıştıran veya iyi giden şeyleri bozan negatif enerjili biri olabilir. Bu kişi illa romantik anlamda üçüncü kişi olmak zorunda değil; bir arkadaş, aileden biri, iş çevrenden biri veya sürekli şikâyetleriyle seni tüketen herhangi biri olabilir.
• Hatta bazılarınıza karşı can yakıcı sözler söylenmiş olabilir. Birinin söylediği bir söz seni düşündüğünden daha fazla etkilemiş, özgüvenini kırmış veya bir konuda kendinden şüphe etmene neden olmuş olabilir. Burada dikkat etmen gereken şey, başkasının sana söylediği şeyin senin gerçeğin hâline gelmesine izin vermemek. Bir insanın kendi huzursuzluğunu sana yansıtması onun söylediklerini doğru yapmaz.
• Bir başka ihtimal de senin artık bazı insanlarla arana mesafe koyman. Çünkü burada “bırakmak” enerjisi çok güçlü. Bir kişiyi, bir alışkanlığı, bir beklentiyi veya “böyle olması gerekiyor” düşüncesini bırakman gerekebilir. Özellikle sürekli aynı yere dönüp duran bir mesele varsa, çözüm bazen daha fazla uğraşmak değil, elini üzerinden çekmektir.
• Enerjini tüketen şeyi bırakmadıkça yeni gelecek olan güzelliğe yer açamayabilirsin. Bir kapının kapanmasına direniyor olabilirsin çünkü onun sona ermesini "başarısızlık" gibi görüyorsun. Oysa bazı bitişler aslında seni başka bir sürece hazırlıyor olabilir.
• Yaşadığın bütün bu değişim, kayıp, bırakma veya belirsizlik sonunda “iyi ki böyle olmuş” dedirtecek bir gelişmeyle sonuçlanabilir. Bir işte başarı, bir sınav sonucu, bir projenin tamamlanması, beklediğin bir haber veya kişisel olarak kendinle gurur duyacağın bir gelişme olabilir.
• Bu başarı illa dışarıdan görünen büyük bir olay olmak zorunda değil. Bir konuda kendini aşman, uzun zamandır yapamadığın bir şeyi yapabilmen, birini geride bırakabilmen veya artık seni tüketen bir insanın etkisinden çıkabilmen de senin için çok büyük bir başarı olabilir.
• İz bırakan takipçilerime niyetlidir. Ruhunuza şifa olmasını dilerim.
“İfade yorgunluğu” diye bir evre var. Uzun süre anlayışsızlığa maruz kalan insanın artık bir şeyleri dile getirme gücünü ve isteğini kendinde bulamayışıdır. Bir şeyleri söylemenin, anlatmanın, sürdürmenin anlamsız olduğuna ikna olması ve sessizliği seçmesidir.
Fuzuli ne demiş: “İnsanın ar damarı ne zaman çatlar biliyor musun? Birinin gözyaşına sebep olduğu halde, sanki hiç bir şey yokmuş gibi davranmaya başladığında."
Hayatınızdaki kişinin doğru insan olup olmadığını anlamak için zihninizi çok yormanıza, öyle derin analizlere gerek yok. Rahatsız olduğunuz bir durumu söylemenize rağmen düzeltmiyorsa, ortada saygı yoktur. Hayatınızı kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyorsa, ortada sevgi de yoktur. Karşı cinse kendini ulaşılabilir gösteriyorsa, ortada sadakat de yoktur. Ortada saygı, sevgi ve sadakat yoksa, ilişki de yoktur.
Depresyon her zaman karanlık bir odada saatlerce ağlamak gibi görünmez. Bazen sabah kalkar, işe gider, insanlarla konuşur, güler ve gün boyunca her şey yolundaymış gibi görünürsün. Sonra eve geldiğinde hiçbir şey yapacak gücün kalmaz. Sessizce oturur, saatlerin geçmesini beklersin ve sonunda uyursun. Dışarıdan iyi görünmek, içeride de iyi olduğun anlamına gelmez.
İspanya sokaklarında gezerken sıkça gördüğüm bu örtülere “alicantina” denir. Gün ışığını camın dışında kesip sıcaklığı engellerken çıta aralarından hava akışı sağlar. Klima ihtiyacını azaltan, pasif bir iklimlendirme elemanıdır,dışa doğru açılarak manzara ve havalandırmayı korur. İspanyol geleneksel siesta ( gün ortası uykusu) saatlerinde içeriyi serin ve loş tutar
Yasemin ben ne yapacağım şimdi der bakışları serhat abinin eğlenceli dalgaya vuran hareketleri şu ikili başka bir boyut komedi konusunda şu editi yaparken resmen Nazlı ile Ergunu gördüm 😂♥️
Bugün kendinize şunu sorun;
Bu zamana kadar üzüldüğünüz , sürekli düşündüğünüz şeyler size ne fayda sağladı?
Değiştiremeyeceğiniz, düzeltemeyeceğiniz hiç bir şey için üzülmeyin.. Kendi kul hakkınıza girmeyin. Siz öldüğünüz de arkanızdan ağlayacak tek kişi annenizdir. Burası sınav dünyası, ölümün olduğu bu dünyada herşeyin geçici olduğunu ve bir gün sona ereceğini lütfen tekrar hatırlatın kendinize.
Siz çok değerlisiniz. 👏🏼🙂↔️