Allah'tan geldik Allah'a gideceğiz. En tasalı anlarımız O'na gittiğimizde unutulmuş olacak. En mutlu anlarımız silinip gidecek. Kalbimizdeki bu manalı uçurum dünya sürgününde biter ya da bitmez, bilinmez. Ama bu sürgün bittiğinde bizimle beraber hiçbiri kalmayacak.
Tarihin her noktasında Müslümanlar büyük bedeller ödemiştir ve bunun tek sebebi Müslüman olmaktır. Dün Bosna bugün Filistin, Doğu Türkistan. İsimler değişti ama hikayeler aynı. Dün unuttuk bugün tekrar ediyor. Aliya İzzetbegoviç'in de söylediği gibi; "Unutulan zulüm tekrarlanır."
Allahım erkek evlatlarımızı merhametli, ahlaklı, dindar, nerede ne konuştuğunu bilen, değer veren ve değerini bilen, rızan yolunda ve adam gibi adam olarak yetiştirmemizi nasip et.
Şehitlerimizin videosu düştü, onları herkes gördü. Ya Rabbim, İsrail'in helakına da herkesi şahit tut, dünyada yaşayan hiçbir canlı o helak görüntülerini ömrü boyunca unutmasın.
Belki biraz kırıcı olacak ama madem bu hanım kızımız isteklerini sıralamanın hak olduğunu düşünüyor, o zaman erkek tarafının da hakları olmalı.
İlk olarak çirkinsin kızım. Bu sebeple o bahsettiğim uzun boylu erkek sana bakmaz, bakmayacak. Sen nasıl asgari ücretle çalışan işçiye "Benim dengim değil, ben dil bilen, uzun boylu istiyorum" diyorsan, sen de dil bilen uzun boylunun dengi değilsin. Vasat altında çirkinsin hem de.
Hemen siz gelmeden ben söyleyeyim, evet ben daha çirkinim ama sokakta video çekerek koca aramıyorum farkındaysanız. Dolayısıyla bunun konumuzla ilgisi yok.
İkinci olarak üslubundan da belli oluyor ki ukala ve geçimsiz bir kadın. Ben bu tipimle, bu yaşımla bile bunu eve karı diye almam ki, o kadar özellikliği olan uzun boylu genç erkek neden alsın.
Dolayısıyla, sonuç; Şikayet eden kadınların %90'ı, vasat olduğu için şikâyet ediyor.
Alın bu bilgiyi ne yaparsanız yapın.
kadınları sokmadınız. Şimdiyse ihl'ler, tesettürlü kadınlar toplumda var oldukça çıldırıyorsunuz. Çünkü amaçlanan hedefe ulaşamadı, kuşlar filleri yendi.
Meselenin arkasındaki asıl kaygı hiçbir zaman bahsettiğiniz gibi "siyasal" olmadı, korktuğunuz asıl şey İslam'ın görünür olmasıydı ve siz her tesettürlü kadına baktığınızda onda İslam'ı görüyordunuz. Bu sebeple daha yakın geçmişe kadar kamusal alanlara ve eğitim kurumlarına
Bu doğru değil. Tesettürlü kadınlar hep vardı. Kamusal alanlarda da var oldular. Karşı çıkılan ve aslında korkulan şey, siyasal İslam'ın yükselişiydi. Korkunun hedefinin kadın olmasını eleştirebilirsiniz. Ancak meselenin arkasındaki esas siyasal kaygıyı çarpıtarak o tarihi anlayamazsınız.
Dahası, unutmayın ki, o kadınların ekseriyeti de siyasal İslamcı erkeklerin iktidar mücadelesini kadınlar üzerinden vermesine itiraz etmediler. O sırada tek itiraz yoktu. Erkekler hemen arkalarında duruyorlardı. AKP de yükselişini bu dinamiğe borçlu mesela.
Yani kavganın ekseni başından itibaren kadın mücadelesi olarak değil, siyasal İslam mücadelesi olarak kurulmuştu. Ve toplumda siyasal İslam'ın yükselişi karşısında büyük bir kaygı egemendi. Bugün geldiğimiz noktada kim boşuna endişelenmişler diyebilir.
İleride bu tarih daha cesur yazıldığında Karaca gibilerin bugün tekel kurmuş bu anlatıları sarsılacak.
Orada Cumhuriyetçilerin en büyük hatası, siyasal İslamın yükselişini örgütleyen orduya güvenmeleriydi. Ve de üniversitelere boyun eğdirmek için kurulmuş YÖK'e. Kemalist aydınların tek tek öldürülmelerine göz yuman 12 Eylülcü askerdi. Tarikatların önünü açan da onlardı. Cumhuriyetçiler ve aslında tüm yurttaşlar bu vahim hatanın bedelini çok ağır şekilde ödüyorlar.
"Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
Zifiri karanlıkta ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...
Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün davacısı bir gençlik..."
Prof. Dr. Nilüfer Sabuncuoğlu:
"Bir çocuğun parmağı, dünyadaki tüm hayvanlardan kıymetlidir. Veteriner bilimleri böyle söyler. Evrensel hukuk böyle söyler."