@hdpdemirtas Başkanım tüm köy WhatsApp yazışmalarını Nevzat için mi sildi yani? Jandarmayı kamuoyunu Nevzat için mi yanıltıp bilgi sakladılar yani? Suçlu gerçekten Nevzat olsaydı evini ocağını çoktan ateşe vermişlerdi. Vicdanına ve öngörülerine hep güvendim ama bu kez yanılıyorsun gibi.
CHP Genel Merkezi’nin kolluk güçleriyle zapt edilmesi, demokrasiye ve halk iradesine saldırıdır. Bu mesele bir parti meselesi değil, Türkiye’de hukuk ve özgürlüklerin hedef alınmasıdır.
Kayyumu tanımıyoruz, saray darbesine teslim olmayacağız!
İsmail Saymaz, Amasra'da 13 yaşındaki kız çocuğunun 36 erkek tarafından uğradığı cinsel istismarın detaylarını yazdı:
• Erkeklerin 26'sı yetişkin, 10'u 18 yaşından küçük.
• Kız çocuğunu manipüle ederek ilişki yaşayan yetişkin erkek, çevresine anlatıyor.
• İstismarcılar birbirini tanıyor.
• İkili, üçlü istismar yaşanıyor.
• İstismarcılar, kızın 'küçük bir çocuk' olduğunu biliyorlardı.
• Annesi ile babası boşanınca abisi ve ablasıyla birlikte yaşamaya başladı.
• Annesi, çocuğun geceleri evden çıktığını ve yaşı büyük insanlarla ilişki yaşadığını biliyordu.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma sırasında Tuncay Sonel'e çok ama çok önemli bir soru sormuş ve Tuncay Sonel bu soruya yalan söyleyerek cevap vermiş.
Sorulan soruyu ve cevabı aşağıda yazacağım ancak öncelikle şunu söyleyeyim.
Gülistan Doku'nun kaybolduğu dönemde kaybolan ve kayıp olduğu Hozat Cumhuriyet savcılığına ve kolluk güçlerine bildirilen ve bu konuda soruşturma başlatılmasına rağmen kayıp Esma Kılıçaslan için bir tek gün bile arama çalışması yapılmamıştır. Esma Kılıçaslan'ın cansız bedeni tesadüfen bulunmuştu. Tuncay Sonel ifadesinde helikopter ile olay yerine gittim demesine rağmen yalan söyleyerek olay yerine makam aracı ile gittiğine bütün herkes şahittir. Ayrıca Koruması Şükrü Eroğlu de ifadesinde olay yerine 4 ekip ile makam aracı ile gittiklerini söylüyor. Hatta gölde bulunan kişinin Esma Kılıçaslan olduğunu anlayınca, cansız bedenin Gülistan doku olmadığını anladığı anda olay yerinden hızla ayrılmıştır.
Yine aşağıdaki soruya verdiği yanıtta arama kurtarma çalışmalarını dönemin Başsavcısı ile yerinde takip ettiğini söylemiş. Oysa dönemin başsavcısı 1 tek gün bile arama çalışmalarına gelip takip etmemiş bu duruma ne ben ne da Doku ailesinden kimse şahit olmamıştır.
Ayrıca aynı soruya verdiği yanıttı, Aygül doku7nun barajın boşaltılarak barajda aramaların devam etmesini istediği yönündeki beyanı da tamamen yalan aile zaten aramalardan çok kısa bir süre sonra Gülistan'ın suda olmadığına kanaat getirmiş ve ortadan kaybedildiğini cinayet şüphesinden bahsetmiştir. Bu yönlü hem annenin, hem de Aygül Doku'nun bir çok açıklaması mevcut.
SORU: Mülki amir olarak görev yaptığınız yerlerde Gülistan DOKU’nun kaybolması olayına gösterdiğiniz hassasiyeti diğer kayıp şahısların bulunmasına yönelik de gösterdiniz mi?
CEVAP: Ben görev yaptığım her yerde bu hassasiyeti gösterdim. Devletimizin kapısı her zaman halkımıza açık olmuştur. Gülistan DOKU kayıp haberi geldiğinde ve ailesiyle görüştüğümüzde, bir baba olarak adli olay olmasına rağmen, ailenin yanında olduğumuzu, İçişleri Bakanlığımızla, Adalet Bakanlığımızla, Emniyetimizle, Jandarmamızla, Mitimizle, Afadımızla, Deniz kuvvetlerimizle yani devletin bütün kurumlarıyla yanlarında olacağımızı belirttik. Türkiye'nin en büyük arama kurtarma ekipleri aylarca hem karada hem baraj gölünde aramalar yaptılar. Bu süreçte başsavcımızla devletimizin bütün birimleriyle bizzat aramaları da yerinde takip ederek, kaybolan kızımıza bir an önce ulaşmak istedik. Çünkü, terör örgütleri Tunceli'de var olan huzuru bu şekilde proveke etmek istiyorlardı. Yeni yaptığımız öğretmen evinde kaybolan kızın ailesini aylarca barınma ve iaşelerini sağlayarak devletin şefkatini göstermeye çalıştık. Kısaca yaptığımız insani bir vazifeydi. O zaman kaybolan kızın ablası Aygül DOKU, annesi, babası, akrabaları bana hitaben "Allah razı olsun sayın valim" diyorlardı. Hatta kayıp kızın ablası aramaların uzatılmasını, barajda devam edilmesini, birkaç kez daha baraj suyunun boşaltılmasını talep etti. Biz de vali olarak, insan olarak yardımcı olmaya çalıştık. Bu çalışmalar aynı zamanda başsavcımızın da bilgisi dahilinde yapılıyordu. Karada da aramalaryapıldı. Jöhler ve Pöhler ile her yerde aramalar yapıldı. Karada aramalar da aynı anda başlatıldı. Bu kara dediğimiz alanlar baraj çevresi başta olmak üzere geniş çevrede kırsal alanlar, kıyı şeritleri bölgelerinde gerçekleştirildi. Yer ihbarı gelip gelmediğini ben bilemiyorum. Onu o dönemki başsavcımız bilir. Ancak şunu biliyorum. Adli olay bünyesinde araştırma yapılırken baraj bölgesinde hatırladığım kadarıyla bir makas, bir not ve bir tarak bulunduğunu biliyorum. Emniyet ve jandarmamız bana bildirmişti. Gülistan DOKU ile bu bulunanlar arasında nasıl bir irtibat olduğunu ben bilemiyorum. Onu bilen kişilere sormanız gerekiyor. Bana emniyet ve jandarmadan ilgisi olabilir denmişti.
✍️ Umur Talu yazdı:
🔴 Seyhan’dan Gülistan’a…
📌 “Küçük bir devlet ağı ve ağalığı” tecavüz, cinayet, delil yok etmenin ardından hiçbir şey olmamış gibi “halkın dirliği, birliği, güvenliği ve kontrolü ile devlet baskısı”ndan “sorumlu” olarak yoluna devam etmiş!
https://t.co/4jNiHHxl5D
🗣️Aydınlar, sanatçılar, gazeteciler tek ses oldu: #KÜBA YALNIZ DEĞİLDİR!
🇨🇺 ABD'nin Küba'dan elinin çekmesini isteyen herkesi bu sese kulak vermeye çağırıyoruz.
👇Siz de imzanızla destek olun:
https://t.co/FgTuEnyoK3
#Cuba#CubaNoEstáSola#CubaVencerá#TumbaElBloqueo #NoMásBloqueo
#100AñosConFidel #Fidelle100Yıl