Sabrın bir zekâ biçimi olduğunu öğrendim. Her şeyin hemen çözülmesi gerekmiyor. Bazen yapabileceğimiz en iyi şey; nefes almak, gözlemlemek ve olan bitene müdahale etmeden kendi akışını bulması için zaman tanımaktır. Çünkü bazı şeyler, ancak zamana bırakıldığında anlam kazanır.
Gerçekten sevilirseniz şüpheye düşmezsiniz. Sevgi: endişeyi, merakı ve özlemeyi barındırır içinde. Gerçekten sevildiğinizde, ne kalbinizde boşluk hissedersiniz ne de sırtınızı yaslarken düşeceğim korkusu. Birinin gönlüne hoş gelmekle, birinin gönlünde yer etmek aynı şeyler değil.
Dünyadaki en çözüm odaklı, kin tutmayan ve iletişime açık insanlardan biri olabilirim.
Buna rağmen benimle problem yaşamak, ciddi bir başarı ve art niyet ister.
Her şey yoluna girmese de, altında kaldığın depremlerden sakat çıkmayı, kaybolduğun yollarda korkmayı bırakıp yine de yürümeyi, hayatı bir şekilde akışına bırakmayı öğreniyorsun. Çünkü önüne bakmak zorundasın. Çok istediklerinle değil, tabağına koyulanlarla doymak zorundasın.
Gün gelecek, beni yaraladığınız yerlerden yaralandığınızı göreceğim. Çünkü biliyorum, açılmasına sebebiyet verdiğiniz her yaranın hesabı bir bir sorulacak sizden. O gün geldiğinde, siz o hesabı verir misiniz bilmiyorum ama benim yaralarım çoktan geçmiş olacak.
Biri de durup başımı okşasın, biri de durup, “Sen üç tabak kırmışsın ama bak, ikisini de düşmeden tutmuşsun.” desin. Biri de karşıma geçsin ve omzumu okşasın, “Hadi ağla.” desin. Biraz huysuzlanabileyim. “Al, bu da senin hakkın.” desin biri. Ne olacak, dünya mı batacak?
Ben bir çuval olsaydım, içimde diken olsun isterdim. Kimse dokunsun, sırtlasın, yorulsun istemezdim. Yani ben canım yanıyorken de geçtim kenara, oturdum. Yemin ederim, çok kırıldım ama kendimle bile konuşmadım. Nasıl oluyor da herkese, yani öylece dururken bile yük oldum?
Bazı hislerin anlatılır yanı yoktur. İnsanın, içinde yaşayarak ayağa kalkmayı öğrenmesi gerekir. Bazı zorlukları atlatabilmen için düşmen, değişmen gerekir. Belki de senin acı çekmeni sağlayan olay, büyümen içindir. Her sınanış, kendiyle mücadelesinde insana güzel bir olgunluk katar.
Mağlup olduğumu sandığım bütün savaşlardan dimdik çıkmış, dikenli yollardan yalın ayak geçmişim. Ayağım taşa takılsa, gökteki yıldıza inanmışım. Yapamam sandığım, gidemem diye düşündüğüm her şeyi başarmışım. En çok kendimde kaybolup, en sonunda kendime kavuşmuşum