Dünya üstünde iha, siha, otomobil, savaş uçağı ile milli takım reklamı çeken üstelik bunu iktidar partisi eliyle çekip yayınlayan başka bir ülke daha var mıdır?
Bunların içine siyaset bulaştırıp da başarılı olduğu tek konu yoktur.
Tebrikler AK PARTİ
Şirketler kendilerine doğrudan çökülmesini ve batırılmayı engellemek için onları yönetim kuruluna alıp gerekli payı aktarmak zorunda kalıyor…
Dünyanın en çürümüş iktidarı. Açık ara.
Az önce evimize iki polis geldi. İfade için Vatan Emniyet’e davet ediyorlar.
Aşağıdaki haberden dolayı Nureddin Nebati’nin şikâyeti üzerine ifade vermem gerekiyormuş.
Ülkenin geldiği durumu görün diye paylaşıyorum.
Böyle bir haber için neden eve polis gönderiliyor?
Böyle bir haber için neden soruşturma açılıyor?
Böyle bir haber için neden 23 Nisan günü evimde rahatsız ediliyorum?
Bu bir haberdir. Nureddin Nebati’nin şikâyeti varsa, itirazı varsa tekzibini yazar, gönderir.
Bu ne demek oluyor?
Yeter kardeşim artık, vallahi yeter ya!
AKP istilası arkasında büyük bir yıkıntı bırakacak; kurumlar, kurallar, ahlak, adalet, güven hepsi yerle bir edildi. Sadece Boğaziçi Üniversitesi’nde yapılan saçmalıklar bile AKP’nin Türkiye’nin getirdiği durumu ortaya koyuyor. Kaliteye, iyi olana, liyakata, düzgün işleyen herhangi bir şeye düşman bu kafa.
Ne yaptığını söyleyeyim;
1- Ülkenin ekonomisini batırdın, Merkez Bankası kasasını boşalttın.
2- Adaleti yok ettin, yargı hiç olmadığı kadar senin döneminde siyasallaştı.
3- Gençlerin umutlarını bitirdin, sonra da giderlerse gitsinler dedin.
4- Demokrasimizi gerilettin, meclisi etkisizleştirdin, bütün yetkileri kendinde topladın.
5- İsraf ettin, milletin parasını çarçur ettin, kendine kışlık yazlık saraylar yaptırdın, uçaklar arabalar aldın.
6- İnsanımızı birbirinden ayırdın, ayırımcılık yaptın, insanlar gerildikçe sen kazandın.
7- Devlette liyakati bitirdin, her yere liyakatsiz insanları doldurdun.
8- Devleti ayakta tutan kurumlarını, kurallarını, geleneklerini hiçe saydın, zayıflattın.
9- Eğitim sistemini çökerttin, bilimsel olmaktan uzaklaştırdın, tarikatların eline terkettin.
10- Özgür basını elinden geldiğince susturdun, yalandan suçlamalarla gazetecileri içeri attın.
11- Korku imparatorluğu kurdun, insanlar söylemez, yazamaz, çizemez oldu.
12- Yanlış ekonomi politikalarında ısrar ettin, enflasyonu hortlattın.
13- Depremle ilgili alınması gereken tedbirleri almadın.
14-Depreme, orman yangınlarına, sele müdahaleleri zamanında yapamadın, kayıpları artırdın.
15- Camiye günlük siyaseti soktun, insanları dinden soğuttun.
16- Yolsuzluk, hırsızlık, devlet malına çökme işlerini teşvik ettin, bunlara göz yumdun.
17- Devlet yönetiminde şeffaflığı, hesap vermeyi ortadan kaldırdın.
18- Kibrin o kadar arttı ki şahsın ile devleti aynı görmeye başladın.
19- Kendi kurduğun düzenin karşısında olduğunu düşündüğün herkesi yok etmek istedin, zulm ettin.
20- Yurt dışındaki itibarımızı yerle bir ettin, üçüncü dünya ülkeleri dışında kimseyle görüşemez hale getirdin.
21- 21 yıldır iktidardasın, ülkenin temel hiç bir sorununu çözemedin.
22- Kendin zenginleştin, dostların, arkadaşların, akrabaların, berberin, şoförün zenginleşti; ama halk fakirleşti.
23- Eğitimli, kültürlü, yetenekli insanları aşağıladın, cahilleri eğitimsizleri yücelttin, toplum geriledikçe geriledi.
24- Üniversiteleri binadan ibaret zannedip, her yere üniversite diye binalar diktin, gerçek üniversiteleri düşman belledin, zayıflattın.
25- Cumhuriyetimizin kurucularına saygısızlık yaptın, Atatürk'e sövenleri cesaretlendirdin.
26- Sınırlarımızı kevgire çevirdin, elin Afgan’ı, Suriyelisi kontrolsüz bir şekilde ülkeyi işgal etti.
27- En kötüsü; insanımızı ayrıştırdın, birbirine düşman haline getirdin.
Vesaire vesaire...
Sabaha kadar sayarım.
Özet geç dersen; senin bu ülkeye yaptığın kötülüğü, gavur gelse yapamazdı.
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
iki çocuk dışarı çıkıp birer simit yiyip birer meşrubat içse 500 lira. iki ergen bi sinemaya gidip birer kahve içse 1.000 lira. çocukları sanal dünyaya hapseden sizsiniz
Bir konserde “zıplamayan tayyipçi” dendiği için ilgili sanatçıyı “anayasal düzeni hedef almakla” suçlamak, en ağır istibdat rejimlerinde bile absürt olacak bir suçlamadır. Türkiye’de yargının ve devlet idaresinin geldiği nokta tek kelimeyle facia.
Savciyken, baska yerden maasa baglandigi ispatli insan meslekten atilmasi gerekirken bakan yapildi. Bu ulke duzelebilir mi ya? Boyle yonetilirken dusmana ihtiyacimiz var mi?
Gönlünüz yumuşayacak gibi mi oldu, bu gaflet ve dalâlet karşısında mücadele etmekten yorulduğunuzu mu hissediyorsunuz. Bu saldırıda yakılarak öldürülenlerden birinin 2 yaşındaki bir kız çocuğu olduğunu unutmayın, aradığınız kıvılcımı orada bulacaksınız.