Fatih Altaylı dan gündemi sarsacak iddia ;
“Oda TV’nin yazdığına göre, BlackRock adlı dev Amerikan fonu Türkiye’de bir şirketin peşindeymiş.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi, iş insanı, bankacı Tom Barrack’ın aracılığı ile Türkiye’den kamuya ait bir devi almak isteyen BlackRock’ın hedefindeki şirket, Türk savunma sanayinin gözbebeği ve aynı zamanda devi Aselsan’mış.
Türkiye’nin en büyük savunma sanayi şirketi olan ve dünya savunma sanayinde de hatırı sayılır bir yere ve paya sahip olan Aselsan’ın bir yabancıya hele hele bir Amerikan şirketine satılma ihtimalini sıfırın da altında görüyorum.
Dünyanın en büyük 43. savunma sanayii şirketi ve Türkiye’de bırakın savunma sanayii gibi stratejik bir sektörü, başka alanlarda da bu sıralamaya ulaşmış bir şirketimiz yok.
Yani hem önemi hem değeri çok fazla.
Ülkenin, halkımızın 50 yıllık birikimi.
Oda TV’nin bu kulis bilgisi umarım doğru değildir.
Doğruysa bile umarım böyle bir satış gerçekleşmez.”
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, Dünya Kupası’ndan elenen Milli Takımına:
Beklenmedik bu sonuca şaşkınlığın ötesinde saçmalık hissettim.
Dünya Kupası'na katılım için birçok vatandaş vergisi ve ulusal destek kapasitesi harcandığı için, Kültür ve Spor Bakanlığı'ndan bu olayın tam durumunu, neden analizini, tekrarı önleme ve iyileştirme için önlemleri titizlikle ele almanızı rica ediyorum.
Akıl almaz bir olayla vatandaşlara derin hayal kırıklığı yaşattığımız için son derece üzgünüm. Tekrar böyle bir olayın yaşanmaması için spor idaresi reformunu hızla gözden geçireceğim.
1960 Zürich-Londra Antlaşmaları ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, iki toplumlu bir ortaklık devletiydi. Türklere anayasada cumhurbaşkanı yardımcılığı vetosu, kamu hizmetlerinde belirli oranlar ve temel konularda çift çoğunluk gibi güvenceler tanınmıştı. Makarios’un Kasım 1963’te önerdiği 13 maddelik anayasa değişikliği, tam da bu güvenceleri ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Türk tarafı bu değişiklikleri kabul etmeyince, şiddet tırmandı.
Aralık 1963’te uygulamaya konulan Akritas Planı, bu sürecin yazılı ve inkâr edilemez belgesidir. 1963’te Yunan subaylarının da katkısıyla hazırlanan plan, Rum liderliği tarafından yürütüldü. Amaç: Anayasayı tek taraflı değiştirerek Türk direnişini kısa sürede bastırmak, dış müdahaleyi imkânsız kılmak ve Enosis’i (ada’nın Yunanistan’a ilhakı) gerçekleştirmekti. Plan, 1966’da Rum gazetesi Patris’te yayınlanarak kamuoyuna mal oldu.
Kanlı Noel (20-21 Aralık 1963) ile başlayan şiddet dalgası, planın ilk aşamasıydı. Lefkoşa’da Türk mahallelerine yönelik saldırılar hızla ada geneline yayıldı. 1963-1964 döneminde 364 Türk Kıbrıslı hayatını kaybetti; 103-104 Türk köyü saldırıya uğradı. Yaklaşık 25.000-30.000 Türk evlerini terk etmek zorunda kaldı ve ada yüzölçümünün yalnızca %3’üne sıkıştırıldı. Bu bölgelerde ekonomik abluka, su ve elektrik kesintileriyle sürdürülen bir kuşatma yıllarca devam etti. UNFICYP’in 1964’te devreye girmesi, şiddeti sınırlasa da statükoyu değiştirmedi.
Rum yönetiminin kontrolündeki “Kıbrıs Cumhuriyeti” artık tek toplumlu bir yapı haline gelmişti. EOKA-B ve diğer milliyetçi grupların Enosis hedefli eylemleri devam ederken, Türk tarafı TMT’nin öz savunma örgütlenmesiyle hayatta kalmaya çalıştı. Bu dönem, uluslararası kamuoyunda büyük ölçüde görmezden gelinen, sistematik bir etnik temizlik ve tecrit sürecidir.
15 Temmuz 1974’teki Yunan cuntası darbesi, Enosis’in açık ilanıydı. Nikos Sampson’un yönetimi, 1960 antlaşmalarını ve anayasayı doğrudan ihlal ediyordu. Türkiye, Garanti Antlaşması’nın IV. maddesi uyarınca (danışma sonrası ortak eylem mümkün olmazsa her garantörün “statüyü yeniden tesis etmek” amacıyla eylem alma hakkı) 20 Temmuz 1974’te müdahale etti. Bu antlaşmayla tanınan yasal bir garantörlük hakkının kullanılması ve Türk toplumunun yok edilmesini önleyen bir müdahaleydi. Müdahale sonrası Ada’da büyük ölçekli toplu katliamlar bir daha yaşanmadı.
Bugün hâlâ “1974’ten önce ne oldu?” sorusunu sormayan veya Akritas Planı’nı, Kanlı Noel’i, EOKA terörünü tartışmayan her anlatı, eksik ve taraflıdır. Gerçek bir çözüm arayışı ancak 1960 ortaklık devletinin Yunanistan destekli Rumlar tarafından ortadan kaldırıldığını, Türk toplumunun acımasızca katledildiğini ve haklarının elinden alındığını, Türkiye’nin 1974 müdahalesinin önleme niteliği taşıdığını kabul etmekle başlayabilir.
Genel Başkanımız Erkan Baş:
"Eğer burada güvenlik işçileri kaybederse, emin olun, maden işçisi de kaybeder. Öğretmenler de kaybeder, doktorlar da, mühendisler de kaybeder. Bankalarda, plazalarda çalışan arkadaşlar da kaybeder."
Haksızca işinden atılan Güvenlik-Sen Genel Başkanı Yusuf Küçük için bir kez daha Marmara Park AVM'nin önündeyiz.
Şaka değil gerçek! Adam diyor ki: DANAMI ÖLDÜRDÜNÜZ ,EZDİNİZ
Bakanlık açıklama yapıyor: Biz o yörede her çiflikteki hayvanlardan kan aldık. Size baskın yapmadık.
Bunlar anlaşabilir mi?
Yani Tansu Çiller gibi oldu tüm yetkililer..
Sen botanik diyorsun o titanik diyor..
Bu nasıl idare?
Cihat Yaycı :
🇹🇷 Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın 2235’inci kuruluş yıl dönümünü en kalbî duygularımla kutluyorum.
Eğer adı “Türkiye Kara Kuvvetleri” olsaydı, bu yaşta olamazdı.
Çünkü bu ordu, yalnızca Cumhuriyetimizin değil; Türk milletinin binlerce yıllık devlet, ordu ve cihan hâkimiyeti geleneğinin adıdır.
Mete Han’dan bugüne uzanan bu kutlu yürüyüşte, Türk Kara Kuvvetleri; vatanın çelik iradesi, milletin sarsılmaz kalkanı ve Türk tarihinin yaşayan hafızasıdır.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor; Türk Kara Kuvvetlerimize nice şanlı bin yıllar diliyorum.
Ne mutlu Türk ordusuna! Ne mutlu Türk’üm diyene!
Saray’ın efendilerine hoş görünmek için Ankara’yı açık hava hapishanesine çevirdiği yetmezmiş gibi, NATO Zirvesi’ne katılmak üzere haydutların ülkemize gelmesini eleştiren onlarca yurttaşı uydurma gerekçelerle hapse atıyorlar. Zulmünüz batsın!
Organize suç işliyorsunuz, günü geldiğinde adalet size hesap sormaz sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Emekçi halka işkence etmenin hesabı mutlaka görülecektir!
TARİHİ İŞARETLE:
EĞER 30/06/2026 ÖNCESİNDE BUNU GÖRÜYORSANIZ, 2-5 GÜN İÇİNDE MUazzAM BİR SERVET ELDE ETMEK ÜZERE OLDUĞUNUZ ANLAMINA GELİR. BUNU ATLAMAK İÇİN RİSK ALMAYIN, KARMA GERÇEK. EN AZINDAN BU GÖNDERİYİ BEĞENİN & PAYLAŞIN.
İNANIYORSANIZ "EVET" YAZIN!
Zeynep Sönmez neredeyse WTA kadınlar tenisinde ilk 50 ‘ye girmek üzere. Milyarlarca insanın takip ettiği bit etkinlik olan Wimbledon grandslam ana hesabının paylaşımı Zeynep’imiz nasıl gurur verici, ülke temsili için nasıl önemli… bravo @ZeynepSonmez__
🔴 Cihat Yaycı :
İsrail Bakanlar Kurulu, 1915 olaylarını “Ermeni Soykırımı” olarak tanıma kararı aldı.
Türkiye de buna karşılık,
İsrail’in kuruluş gününü, “Filistin Soykırımı Günü” olarak kabul etmeli; bunun uluslararası alanda tanınması için diplomatik girişim başlatmalıdır.
📢 Ümit Özdağ:
⭕ "Ekrem İmamoğlu'nun fotoğrafını İstanbul'da asmak yasak, Abdullah Öcalan'ın fotoğrafını asmak yasak değil!
⭕ Bu ayıp oğlu ayıptır! Bu Türk milletine hakarettir!"
🗣️ "EuroLeague'e 5 yıllık taahhütte bulunduk. Bu serüveni uzun vadeye yaymak istiyoruz."
Beşiktaş Basketbol Şube Sorumlusu Özkan Arseven, siyah-beyazlı kulübün EuroLeague planlamasını anlattı.
💬 "EuroLeague'le görüştüğümüzde uzun vadeli olma planımızı kendilerine sunduk. Resmi iyi niyet mektubunu gönderdik. Resmi olarak da 3+2 yıllık, organizasyonda yer almaya yönelik taahhütte bulunduk.
Şu anki tablo şu; bu yıl buradayız. Önümüzdeki sezon ne olacağı bizim başarımıza da bağlı olacak. Ancak önümüzdeki sezon EuroLeague'in 24 takımlı bir yapılanmaya geçmesi planlanıyor.
EuroLeague farklı bir yapıya geçiyor. Bundan dolayı biraz daha uzun vadeli düşünebiliyoruz. Biz burada sadece 1 yıl kalmayı hedeflemiyoruz. Bu serüveni uzun vadeye yaymaya çalışıyoruz.
Buradaki ilk hedefimiz tabii ki kalıcı olmak. 'Şampiyonluk hedefimiz var' desek doğruyu söylemiş olmayız. Play-off yapabilir miyiz? Şu an bizim için en büyük hedef bu."
(via HT Spor)
Makam dedim saygı gösterdik ama hak etmiyorsunuz bu saygıyı. Düpedüz yalancısınız. Perşembe çiftliğime BASKIN yapıldı! Personelimin ahırlara girmesine izin vermediler. Biz yapacağız dendi! Biz kanı alacağız dediler. Bizim personelimize hiç bir müdahale yapmasına izin vermediler! Pis yalancılar sizi! Rutin falan değil! 2 gün önce tarım il müdürlüğünün aldığı kanı kabul etmeyip yine kan almaya çalıştılar! Bizden başka kimden kan aldınız?