Mizahtan, kahkahadan korkuyorlar! Hakaret sayıyorlar!
Bu nedenle Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisine adli işlem başlattılar.
Önce "milli güvenlik ve kamu düzeni" gerekçesiyle erişim engeli getirdiler. Sonra “dini değerler” kapsamında soruşturma açtılar.
Bu çelişki bile tek başına hukukun nasıl keyfileştirildiğini gösteriyor.
Üstelik gösteriyi salondaki yüzlerce kişi izledi. Kahkahalar kesilmedi. Alkışlar susmadı.
Gösteriden paylaşılan görüntüleri sosyal medyada milyonlar izledi.
Yani iktidarın asıl rahatsız olduğu şey, aslında o kahkahaların arkasındaki ortak duygu!
İktidar, hoşuna gitmeyen her söze sonradan gerekçe üretmek için kanunları keyfiyetiyle kullanıyor.
Oysa hukuk özgürlüğün güvencesidir, korkunun değil!
İktidar, yapılan mizaha millet güldüğü için korkuyor. Attıkları uzun nutukların bir cümleyle altüst edilmesi alkışlandığı için korkuyor.
Ama korkunun ecele faydası yok!
Mizah da gerçeklerin cesaretle dile getirilmesi de sürecek.
Susturamayacaklar!
"bir mü'minle bir kafir denize düşse,
yalnızca yüzme bilen kurtulur. allah cahilleri kayırmaz" der, mısırlı düşünür mustafa mahmud. inananlar bu net ve yalın hakikati tam anlamıyla kavramadıkları müddetçe bir adım yol alamazlar.
Kırklareli’deki bir festivalde oyuncak satarak harçlığını çıkaran çocuğun çarpıcı sözleri:
Muhabir: Kolay gelsin. Harçlık çıkarmaya mı çalışıyorsun?
Çocuk: Harçlık çıkarmaya çalışıyorum.
Muhabir: Satışlar nasıl gidiyor?
Çocuk: Çok iyi abi.
Muhabir: Okul nasıl gidiyor?
Çocuk: 99 ortalama falan yaptım.
Muhabir: Oğlum Türkiye ortalamasının üstündesin, farkında mısın? Rap dinliyor musun, rap?
Çocuk: Rap tabii, ceza dinlerim.
Muhabir: Ne dinliyorsun?
Çocuk: Ceza.
Muhabir: Lvbel C5?
Çocuk: Yok abi, terbiyesizliği sanat olarak insanlara sunuyor yani. Anlatabildim mi?
Muhabir: Rap'in C5 terbiyesizliği sanat olarak...
Çocuk: Tabii. 4 tane şarkı cümlesine baksan zaten, nasıl anlatayım ki? Üniversiteyi okuyanların %90'ı işsiz, okumayanların %90'ı işli yani. Nasıl anlatayım, öyle bir eğitim sistemi.
Havlasan bile rapçi yapıyorlar zaten.
Muhabir: Başka ne anlatmak istersin şampiyon? Memlekette ne hoşuna gitmiyor?
Çocuk: Memleket, yönetim sistemi, eğitim sistemi... Okula sürüklenerek giden çocukları görüyorum. Yani parçasından tutup götürülen. Gelişmiş ülkelere bakıyorum. Yani koşarak okula gidenler...
(Kaynak: Gece muhabiri)
Şu rezalete bakın. Şarkıcı Mustafa Keser’in 15 Mayıs’ta Kayseri’de vereceği konser anlattığı bu fıkra yüzünden iptal edilmiş.
Yahu bunda ne sorun var? Adam dümdüz insanlar gülsün eğlensin diye espri yapıyor işte. Neymiş efendim “dini değerlere” saldırıymış! Sabah Bosch reklamına soruşturma, akşam fıkraya soruşturma. Yeter artık ya! Bu insanlar gülmeyecek mi? Bu insanlar eğlenmeyecek mi? Sizin çizdiğiniz sınırlarda mı eğlenmek zorundayız?
Bu arada Mustafa Keser “iptal ediyorsanız edin, özür dilemiyorum” demiş.
Helal olsun Mustafa Keser! 👏🏻
Önce bana bir anneden gelen mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Orhan bey, geçen gün 8 yaşındaki kızım kıyafet giydirme oyunu oynuyordu ben de küçükken oynardım normal basit şiddet içerikli bir şey yok diye oynamasına izin veriyordum.”
“Bir ara geldi ve geldi ‘anne bak bunu giydirdim ve birinci oldum’ dedi. Yaptığı kıyafete baktım ve şok oldum. Bebek sayılabilecek bir figüre, minicik bir etek, altta çamaşırı belli oluyor, üstünde krop ve makyaj... Çok şaşırdım.”
“’Kızım neden böyle giydirdin?’, ‘Daha düzgün bir şeyler giydirseydin ya!’ diye sordum. ‘Anne benim kıyafetlerim gibi uzun şeyler giydirince hep sonuncu oluyorum. Böyle kısa giydirince birinci oluyorum’ diye cevap verdi.”
“Ben de denemek istedim ve gerçekten de öyle. Karakterlerin üzerine neredeyse çıplaklık düzeyinde bir şeyler giydirirsem istisnasız her seferinde oyunu kazandım. Daha uygun kıyafetler giydirdiğimde oyunu hiç kazanamadım.”
Şimdi gelelim benim yoruma... Bundan yıllar önce bir iş ziyaretinde babası Yeşilçam’da yönetmen olan biriyle tanıştım. Biraz Türk filmleri ile ilgili sohbet ettik. Ve bu sohbette çok ilginç şeyler öğrendim...
“Abi, yabancılar bavulla dolar getiriyordu. Yapımcılara film çekmeleri için bu paraları dağıtıyordu. Senaryo hazır, oynayacakların listesi hazır, yönetmenin ismi bile ellerine veriliyordu.”
O dönemin Türk filmlerini bir aklınıza getirin. Yatlarda, yalılarda, içki gırla gidiyor, partilerde bikinili kızlar, yurtdışı seyahatleri, yabancı hayranlığı... Nasıl ama? Bavul dolusu paralar boşa gitmemiş değil mi?
Şimdi artık para harcamaya da gerek duymuyorlar. Hatta üzerine para bile alıyorlar. Kızlarımızı, erkeklerimizi, çıplaklığa, cinselliğe, alkole, kumara, yabancı hayranlığına daha küçücükken alıştırıyorlar.
“Hocam, kızım 5 yaşında. Hangi oyunu tavsiye edersiniz?”
Yobaz! Gerici! Kadınları rahat bırak!
Yukarıdakiler, toplumumuzun yapısını korumaya çalışanlara her zaman edilmiş laflar.
Kadınları çok düşünselerdi daha 5 yaşında oyunlarına bu şeyleri koymazlardı.
İleriye gitmemizi çok istediklerini de sanmıyorum. Yani gerçekten gerici olsaydık ses etmezlerdi.
Yobaza gelince. Bakın bakalım onları yönetenlerin eşleri ve kızları nasıl giyiniyor…
Geline bal geline!
Gürsel Tekin'in Gelini 2.000 Fotoğrafla Instagram'da Lüksü Sergiliyor
Gizem Sarı Tekin'in Instagram'ında 2.000 fotoğraf var ve bir giydiğini bir daha giymiyor.
Londra, Viyana, Monaco, Saint-Tropez paylaşımları arasında tek bir kombininde Hermès çanta, Burberry trench coat ve Chanel gözlükle 1,5 milyon lirayı geçiyor.
400.000 takip��iyle ürün tanıtımından bu hayat yaşanamaz; harcamaların tamamı Gürsel Tekin'in parasıyla yapılıyor.İZLE👇
Japon oyuncu Hiroyuki Sanada, insan doğasındaki derin çelişkiler hakkında şöyle söylüyor:
“Bazı insanlar evlerinde bir yüzme havuzu hayali kurar…
Ama havuzu olanlar çoğu zaman onu kullanmaz.
Sevdiklerini kaybedenler derin bir boşluk hisseder…
Ama sahip olanlar çoğu zaman yanındakilerden şikâyet eder.
Yalnız olanlar bir ilişki ister…
Ama ilişkisi olanlar çoğu zaman kıymet bilmez.
Aç olan biri bir lokma için her şeyini verir…
Tok olan ise yemeğin tadını beğenmez.
Arabası olmayan bir araba hayal eder…
Arabası olan ise hep daha iyisini ister.
Mutluluğun sırrı şudur:
Şükretmek.
Sahip olduklarını gerçekten görebilmek,
değerini anlayabilmek.
Ve şunu unutmamak:
Senin sıradan gördüğün bir şey için…
dünyanın bir yerinde biri her şeyini vermeye hazır.”
“Ben Mehmet Baransu. Bugün ‘soğuk’ denilen Silivri’deyim. Ama suçlu olduğum için değil, doğru bildiğimi söylemekten vazgeçmediğim için buradayım.”
Gazeteci Mehmet Baransu, GDO’lu pirinç haberini yaptığı için 2 Mart 2015’te tutuklandı.
Bugün tam 11 yıl oldu
#KHKlılarÇözümBelliyor
@sivriikalemler Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne-üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hainin...
Dayan kitap ile,
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile...
İlahiyat yazarı Abdullah Yuyucu’dan ders niteliğinde sözler:
“Metroda başörtülü 4 kadın gördüm, ağızlarında küfürler uçuşuyordu.
Onlara göre daha seküler giyimli bir hanım kardeşimiz, bu yaptıklarının ayıp olduğunu ve yanında çocuğunun olduğunu söyledi.
Kadına, ‘Bize ahlak öğreteceğine başını kapat’ diye cevap verdiler. Yani akılları sıra ‘Başörtün varsa ahlaka ihtiyacın yok’ diyorlar.
Yani dükkanında ‘Rızkı veren Allah’tır’ yazıyorsa faiz yiyebilir veya fahiş fiyattan satabilirsin; namaz kılıyorsan adam kayırabilirsin, kul hakkı yiyebilirsin.”
📍SON DAKİKA - ABD SENATÖRLERİNDEN İLK İFŞA GELDİ!
Senatörler dün belgelerin “karalanmamış” halini görmüşlerdi.
Belgelerde çok iğrenç bir mesaj vardı Epstein’e gönderilen:
“— Dünki işkence videosunu çok beğendim…”
Senatör Thomas Massie, işkence videosunun göndericisinin Birleşik Arap Emirlikleri Sultan Ahmed Bin Sulayem olduğunu açıkladı!
Sorsan en müslüman kendidir, sorsan en mümin kendidir!
BU YÜZÜ ASLA UNUTMAYIN!
ALLAH SENİN BELANI VERSİN!