@sneyluI Plana sadık kalıyoruz. Fırtına kopmasına gerek yok Önder Özen’in açıkladığı 3 aşamaya uygun hareket ediliyor bence. İkinci aşamayı beklerken sıkılmayalım diye Salah Show izledik sadece.
Zafer Toprak hoca halkçılık ve milliyetçiliği bir madalyonun iki yüzü olarak ifade ediyor. Halkçılığın toplumsal içeriğine vurgu yaparken arka planda köylücülüğe ve ahlakçılığa dikkat çekiyor. Bu 5 kavram 9 ışığın beşine karşılık geliyor. MHP’nin ideolojik temellerini Toprak’ın popülizm çözümlemesi üzerinden okumak sağ-popülizm ilişkisini teorik olarak açıklamaya yardımcı olacaktır.
Serdal Başkanı bir çok nedenle eleştirdim, son mali kongrede ibra etmedim. Ancak Salah transferi gerçekleşmedi diye eleştirilmesini doğru bulmuyorum. Salah defteri kapanmıştır Başkan masadan kalkarak doğru yapmıştır. Oyuncunun kime hangi şartlarla transfer olacağı Beşiktaş’ı ve Beşiktaşlıları ilgilendirmemelidir.
NYT’de yayımlanan “The Problem With Political Christianity”makalesinde çarpıcı bir tespit var: Hristiyanlar “Trump’a inancım gereği oy veriyorum” diyor ama veriler tam tersini söylüyor. İnsanlar önce Trump’a ve Cumhuriyetçilere yakınlaşıyor, kiliseye hiç uğramasalar bile sonradan kendilerini “evanjelik” ilan ediyor.
Yazara göre durum net: Trump kiliseden etkilenmiyor, tam tersine kilise Trump’a göre şekilleniyor. Artık siyasette Trump, evanjeliklerin adeta papası hline gelmiş.
Bu durumun etkisi gençlerde görülüyor: Z kuşağının %48’i, kilisenin Trump’a desteği yüzünden kiliseden uzaklaştığını söylüyor
Türkiye’de benzer bir araştırma yapılması, yapılsa bile salt akademik bir tartışma konusu haline gelmesi mevcut koşullarda olası değil. Ancak ileride Türkiye özelinde bir analizin ya da bir karşılaştırma çalışmasının yapılması siyaset bilimi açısından faydalı olacaktır,
The Problem With Political Christianity https://t.co/fewbipV86j via @NYTOpinion
Son dönemde Suudi Arabistan merkezli üç haber dikkat çekiyor. İlki ABD ile yapılan nükleer anlaşma. İkincisi hem bu anlaşmanın ön koşulu olması hem de Netanyahu’nun seçim öncesi bir kazanım olarak sunmak istediği İsrail Suud normalleşmesi. Ve bu normalleşme ile paralel İran savaşı sonrası Hürmüz’ün stratejik ağırlığının Süveyş’e kaydırılması hedefi kapsamına bu dönemde kanal güvenliği için Türkiye’nin de içinde olacağı bir koalisyon kurulması. Bu üç gelişme savaş sonrası kurulacak düzenin önemli sinyallerini veriyor. Bu arada Suudi Arabistan’ın hava savunmasında 2021’den beri Yunanistan’ın aktif şekilde konumlandığını ve ülkede askeri varlığını da hatırlamak gerek.
Salah sürecinde yapılan en doğru iş Önder Özen’in basın toplantısıdır. Bu saatten sonra Salah defteri kapanmış gibi hareket edilmeli, yönetim de taraftar da “bir hevesti geçti” deyip daha sağlıklı bir hedefe yönelmeli.
Haklar, özgürlükler, adalet, hukuk ve eşitlik devletten önce yaratılmış ve devletten bağımsızdır.
Devlet tüm bu kavramlar gibi insan içindir.
Aşağıdaki alıntı Sami Selçuk’un “Bağımsız Yargı, Özgür Düşünce” kitabındadır.
Bir kaç hafta önce 84 yaşındaki Zekai Tunca’nın şimdi de 91 yaşındaki Aldo’nun Bodrum da şarkı söylemesi gündem oldu. Sahne enerjisi dedikleri bu olsa gerek. Ajda Pekkan ve Zülfü Livaneli de 80 yaşında ve onlarda hala konser veriyor. 👏
Habere göre Yunanistan-İsrail savunma işbirliği yeni bir boyut kazanıyor: “Aşil Kalkanı” ile Yunanistan ‘ın Ege hava savunması tamamen dışa bağımlı hale geliyor. Sistemin omurgasını Rafael ve IAI’nin ürettiği Spyder, David’s Sling ve Barak MX oluşturacak. 4,2 milyar €’luk paket, 35 aylık teslimat takvimiyle ilerliyor.
Türkiye tarafında tablo farklı: Çelik Kubbe artık kağıt üzerinde değil, EFES-2026 tatbikatında sahada test edildi. SİPER uzun menzili, HİSAR-A/HİSAR-O orta ve kısa menzili, KORKUT ve TOLGA ise namlulu savunma ve anti-drone katmanını oluşturuyor. En önemlisi hepsi yerli üretim ve tek bir ağ altında entegre.
Kısacası: Ege’nin bir yakası ithal sistemlerle korunurken, diğer yakası kendi teknolojisiyle katmanlı bir savunma mimarisi kuruyor. Bu bizim için önemli bir üstünlük. Ancak İsrail/Yunanistan yakınlaşması dikkatli izlenmeli.
https://t.co/hU3BUBgYXD
Ardahan Valisinin görevden alınması NY Times a haber olmuş. Ne taytmış mübarek. Uluslarası mevzu oldu . Güler misin ağlar mısın?
A Turkish Governor Was Ousted. Were Bicycling Tights to Blame? https://t.co/7b1xLnnEkj via @NYTimes
70’lerde gençler duvara slogan yazardı, biliyorlardı ki yarın kireçle örtülecek. Yine de yazarlardı, çünkü susmak bir teslim oluş gibi gelirdi. Bir insana aşkını söylemek de böyle bir şey: cevap gelmeyeceğini bilsen de söylersin. Çünkü önemli olan karşılık almak değil, sesini bir kere de olsa duyurabilmektir
Duvar Yazısı
https://t.co/SFqc71ybPz @libertytek aracılığıyla
Gerçek, inandırılmak istediğimiz şey, inanmak istediğimiz şey. Türkiye siyasetinde üçü birbirine o kadar çok karıştı ki artık hangisinin peşinde olduğumuzu bile bilmiyoruz.
Ekfrasistik görsel sanat eserlerinin onları hiç görmeyenlere anlatılma usulüymüş. Bugün öğrendiğim bu kelime için Pamuk, Balzac’ın “Bilinmeyen Şaheser” kitabını öneriyor. Ama benim aklıma hemen “Benim Adım Kırmızı” geliyor.
Haber doğruysa dünya savaşımın eşiğinden dönülmüş. Bir Nato toplantısında Türkiye topraklarında, Nato üyesi bir ülkenin devlet başkanını öldürmeyi denerseniz tüm NATO’yu savaşa dahil edersiniz . Bunu yapacak vekil güçler kimin vekilidir ?
Iranian Threat to Air Force One Prompted Plane Swap During NATO Summit https://t.co/S3J7s6woZY via @NYTimes
Borges’den ilhamla Pamuk romancılığı dünyayı taklit etmek, gerçekçi bir şekilde yansıtmak kadar eğlenceli bir ruh haliyle yeniden kurmak yani değiştirmek olarak görüyor. Hepi topu bir roman yazmış biri olarak bu tesbite roman kahramanları ile ilgili bir not düşerek katılırım. Roman kahramanları ama sadeleştirilmiş ama abartılmış olsun gerçekte var olan karakterlerdir aslında. Gerçekliklerinin karikatürüze edilmiş olması onları gerçek üstü kılmaz aksine daha anlaşılır bir sahicilik kazandırır.