Türkiye’de bağımsız dergiciliğin neden yaşamakta zorlandığının özeti aşağıda. Bahsettikleri “ekstra maliyet”, aylık 150 bin TL’ye kadar çıkabilen dağıtım ve raf bedelleri. Üstelik bu bedeller doğrudan dergilere yükleniyor ve alternatif bir dağıtımcı da bulunmuyor. Birçok bağımsız dergi daha okura ulaşamadan ekonomik olarak sürdürülemez hale geliyor.
İki Ayda bir yayınlanacak derginizin dağıtımı için Türkiye Geneli Dağıtım Şartları: Sayı başına 150.000-TL+KDV Dağıtım Hizmet Bedeli + Net Satış üzerinden Türkiye Geneli % 35– Kıbrıs % 45 komisyon oranıdır.
(Dağıtım hizmet bedeli , sözleşmenin yenilendiği her yeni yıl için bir önceki yıl tutarı*(Üfe+Tüfe)/2) olarak yenilenerek uygulanacaktır.)
Özel bayiliklerde satılan yayınlar için +%9 hizmet bedeli komisyonu alınmaktadır.
Ayrıca Özel bayilik için yayın açılış bedelleri: Migros 1.000 Euro, Carrefour 1.000 Euro, D&R 550 Euro +KDV’dir. (2026 yılı Mayıs ayındaki içindeki artış yansıtılacaktır.)
Özel mağazalar için, Migros vb. market zincirleri ve kitapevlerine ilişkin uygulamalarda oluşabilecek her türlü ekstra maliyet (Mağaza açılış, B2B, fire payı, vb.)ciro bazında yayınevlerine faturalandırılmaktadır.)
Platon’un diyaloglarını en başından, Sokrates’in Savunması’ndan itibaren birlikte okuyoruz.
Sadece Platon’un tüm eserlerini değil, aynı zamanda filozofların bu eserler üzerine yaptığı yorumları ve bağlamları da tartışıyoruz. Böylelikle, metinlerin tarihsel ve felsefi haritasını birlikte çıkarıyoruz.
Her hafta 1,5 saatlik çevrim içi oturumlarda metinleri derinlemesine tartışıyor, okumalara eşlik eden kısa videolar ve sesli özetlerle öğrenmeyi güçlendiriyoruz.
Katılım, Patreon’daki Platon Akademisi düzeyine destek olan herkese ücretsizdir.
Felsefenin başladığı yere, söze ve düşünceye dönmeye davetlisiniz.
👉 Ayrıntılar ve kayıt: https://t.co/1XL2n84ZDE
Sorularınız olursa DM’den veya [email protected] üzerinden bizimle iletişim kurabilirsiniz.
#PlatonAkademisi #Felsefe #Platon #Sokrates #TarihselFelsefe
Bazen hayatın akışı durur, aynı sorular dönüp durur. O soruların altında yatan hikâyeyi yeniden duymak, anlamı yeniden kurmak mümkün. Bir bakış yeter.
Bireysel Lacanyen Anlatı Pratiği
https://t.co/DWn3puIT5V (online danışmanlık)
📢 “Lacan’ı Anlamak” Semineri: Psikanalitik düşüncenin derinliklerine bir yolculuk Freud’un adını duymayan yok… Peki ya Lacan?
Kimi için karmaşık, kimi için büyüleyici; ama psikanalizi anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir durak. Bu seminerde, Lacan’ın düşünce sistemine yeni adım atanlar için sade, anlaşılır ve bütünlüklü bir çerçeve sunuyoruz.
📷 “Ayna evresi”, “Öteki”, “arzu”, “dil” ve “özne” gibi temel kavramları birlikte keşfedeceğiz.
Eğer sen de Lacan’ın dünyasına kapı aralamak istiyorsan, bu seminer tam sana göre.
📷 Yer: Online Seminer
📷 Kayıt ve detaylar: https://t.co/GU5ltxDSOp
📢 “Lacan’ı Anlamak” Semineri: Psikanalitik düşüncenin derinliklerine bir yolculuk Freud’un adını duymayan yok… Peki ya Lacan?
Kimi için karmaşık, kimi için büyüleyici; ama psikanalizi anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir durak. Bu seminerde, Lacan’ın düşünce sistemine yeni adım atanlar için sade, anlaşılır ve bütünlüklü bir çerçeve sunuyoruz.
📷 “Ayna evresi”, “Öteki”, “arzu”, “dil” ve “özne” gibi temel kavramları birlikte keşfedeceğiz.
Eğer sen de Lacan’ın dünyasına kapı aralamak istiyorsan, bu seminer tam sana göre.
📷 Yer: Online Seminer
📷 Kayıt ve detaylar: https://t.co/3ehnqzePBs
🔗
Kayıt için son saatler:
Jacques Lacan’ın Psikanaliz Kuramına Giriş
💬 Psikanaliz, felsefe, sanat ve insan üzerine düşünen herkes için.
Detaylı bilgi ve katılım için: https://t.co/FGNOCdYEzR
📢 “Lacan’ı Anlamak” Semineri — Psikanalitik düşüncenin derinliklerine bir yolculuk
Freud’un adını duymayan yok…
Peki ya Lacan?
Kimi için karmaşık, kimi için büyüleyici; ama psikanalizi anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir durak.
Bu seminerde, Lacan’ın düşünce sistemine yeni adım atanlar için sade, anlaşılır ve bütünlüklü bir çerçeve sunuyoruz.
👉 “Ayna evresi”, “Öteki”, “arzu”, “dil” ve “özne” gibi temel kavramları birlikte keşfedeceğiz.
Eğer sen de Lacan’ın dünyasına kapı aralamak istiyorsan, bu seminer tam sana göre.
📅 Tarih: 3 Kasım 2025
📍 Yer: Online Seminer
🔗 Kayıt ve detaylar: https://t.co/mYJsZPGYOl
Sevgili okurlarımız, dostlarımız, kültür ve düşün dünyamızın destekçileri,
Bir yılı aşkın süredir, bağımsız bir düşünce dergisi olarak Düşünbil’i yeniden yayına sokabilmek için büyük zorluklarla karşılaştık. Düşünbil, arkeoloji, tarih, felsefe ve kültür alanlarında derinlemesine içerikler sunuyor, düşünceyi özgürce yaymayı ve yeni bakış açıları geliştirmeyi hedefliyordu. Ancak, ekonomik zorluklar, baskı maliyetleri ve dağıtım problemleri nedeniyle dergimizi baskıya veremedik ve yeni sayıları yayımlayamadık.
Bugün, dergimizi yeniden yayına sokabilmek ve güçlü bir başlangıç yapmak için sizin desteğinize ihtiyacımız var.
Düşünbil’i yeniden basabilmek, sizin katkınızla mümkün olacak!
📚 Yeni Abonelik Kampanyamızla Karşınızdayız:
Abone olarak, dergimizi kendiniz için değil, toplum için destekleyebilirsiniz. İşte destek yolları:
Abone Olun: Düşünbil’e abone olarak bu yolculuğun bir parçası olun; eski sayılarımızı ve dergi setlerini sitemizden satın alarak katkı sağlayabilirsiniz https://t.co/DpqnrFvzky
Kütüphanelere ve Okullara Bağış Yapın: 10 kütüphaneye, üniversitelere veya liselere 10 adet dergi aboneliği bağışlayın veya hediye edin: https://t.co/BTNBORysbP
Neden Düşünbil?
Bağımsız düşünce: Bizler için felsefe, tarih ve bilim yalnızca bilgi sunmak değil, insanın anlam arayışını teşvik etmektir.
Kültürün gücü: Bir derginin sadece bilgi sunmakla kalmayıp, toplumsal dönüşüm yaratacak potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz.
İleriye dönük bir hareket: Sadece bir dergi değil, bir aydınlanma hareketi başlatıyoruz. Hep birlikte düşüncenin gücünü yeniden yeşerteceğiz.
📢 Düşünbil’i yeniden yayına sokmamız için desteğiniz çok önemli!
Düşünbil, sesini tekrar duyurabilmek için, tarih, felsefe ve arkeoloji dünyasında bir aydınlanma yaratmayı hedefliyor. Kültürel ve entelektüel varlıklarımıza sahip çıkmamızın tam zamanı. Gel, birlikte yeniden başlatalım!
“İnancın nedir?” sorusu sorulduğunda, çoğunlukla akla ilk gelen şey dini inanç olur. Oysa dini inanç, bir insanın hayattaki inançlarının yalnızca küçük bir bölümünü oluşturur. Dinî ideoloji ise, hayatta yalnızca tek bir inanç biçimi varmış gibi bir algı yaratmaya çalışır. Diğer tüm inançları da bu ideolojik çuvala doldurur ve hepsini tanrının bir yaratısı olarak sunar. İnsan emeğini bile bu çuvalın içine koyarak tanrıya atfeder. Oysa, bu diğer inançların bir tanrısı yoktur. Yedi günde yaratıldığı söylenen inanç, yüzbinlerce yılda şekillenen inançları yok edemez.
Olcay Yılmaz
@yesimsalkim Erkek çocuğunu kız çocuğa tercih eden kadın mı? Küpeli, boyalı, ekranda güzel giyinen anne mi? Kızı kayıpken kameralara gülen anne mi?
Yeşim Salkım kaç para aldın? Alçalma dik dur!
Genel ev düşkünü, PSA köyünü savunma.
KÖYLÜLERİ NİÇİN ÖLDÜRMELİYİZ
Çünkü onlar ağır kanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Her şeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünemezler…
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde kitap, müzik ve resim yoktur.
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
On bir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler!
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokusu içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini
ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, Tanrının bir lutfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler…
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi bir tutkuları yoktur.
Gökyüzünü baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde…
KÖYLÜLERİ, SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM.
Şükrü Erbaş
Çocukları taciz eden hizmetli Sivas Altınyayla Belediye Başkanı Zeki Tuç’un amcasının oğlu çıktı…
Oraya da torpille aldırmış zaten.
Nasıl yeni Türkiye?