✅ Milli Takım elenmedi…
Yapımı hukuken tartışmalı, futbolculara prim olarak öne sürülen villalar elendi…
Doğa, toprak, ağaçlar, villa arazisini yuva bilmiş canlılar şampiyon oldu…
✅ Milli Takım elenmedi…
Bir futbol turnuvasını, futbol turnuvası ötesinde gören anlayış elendi…
Tankla, tüfekle, silahla, Dünya Kupası’na değil de Savunma Sanayi Fuarı’na katılmış gibi tanıtımı yapılan propoganda elendi…
Sahadan, futboldan çok bıyıkla, saçla, sembollerle meşgul olan akıl elendi…
✅ Milli Takım elenmedi…
Sahadaki oyundan ziyade sloganlara, gösterilere ve hamasete güvenen akıl elendi..
Şımarıklık, tepeden bakma, hazımsızlık, adamcılık elendi…
Eleştiriyi düşmanlık, sorgulamayı ihanet, başarıyı hak, başarısızlığı ise tesadüf sayan kibir elendi…
Tevazu, liyakat, akıl şampiyon oldu…
✅ Milli Takım elenmedi…
Sıradan bir takımı çalıştıracak potansiyeli bile olmayan Montella ve sert sert konuşan Federasyon Başkanı elendi…
Futbol da her iş gibidir…
Ne kadar süslersen süsle, dönüp dolaşıp gerçeğe bakar…
Ne kadar slogan üretirsen üret, dönüp dolaşıp oyuna bakar…
Ne kadar gürültü çıkarırsan çıkar, sonuca bakar…
Dünya Kupası’da 2002’yi özel yapan yalnızca üçüncülük değildi…
O takımın etrafında oluşan samimiyetti…
Halkın tüm kesimi, dışlanmadan kendilerinden bir parça görüyordu…
Başarıdan önce sempatiyi,
sonuçtan önce duruşu, gösteriden önce futbolu kaybettik…
Maalesef…
Geçmiş olsun…
Bir haini sonradan fark etmek nasıl bir his biliyor musun?
Yıllarca ama yıllarca evine giren, evinin anahtarını verdiğin, birlikte tatile gittiğin, anneni, babanı emanet ettiğin, çocuğunun başını okşayan, zor günlerinde yanına koştuğun; meğer seni en başından beri kullanılacak bir güven olarak gören alçağın tekiymiş…
“Aman dikkat et” diye uyaranlara “dürüst biri ben güveniyorum” diyerek savunurken; etrafla aranı bozduğun, dost sandığın, ailen gördüğün, kefil olduğun meğer haysiyetsiz bir etten yığınmış…
Sen onu dost bellemişsin…
O seni fırsat bellemiş…
Sen; kimseye laf ettirmemişsin, kimseyi konuşturmamışsın…
O senin arkandan hayatını pazarlamış…
Meğer, sonsuz güvenip boş kağıtlara attığın imzaları senin aleyhine, kişisel çıkarları için kullanıyormuş…
Seni her yerde, her zaman satan, profesyonel, rolünü kusursuz yapan bir dolandırıcıymış…
Sonra da geçmişte imzaladığın o boş kağıtlarla evini, barkını, eşyalarını, arabanı, tüm birikimini, emeğini, alın terini “bunlar benim” deyip, kendisi gibilerle elinden alan vicdansız bir sinsiymiş…
Bunu yaparken de seni dürüst olmamakla, ahlaksızlıkla, hırsızlıkla suçlayan, “git dava aç mahkemeler orada, kanunlara uy” diyen, zeytinyağı gibi su üstüne çıkan, ar damarı çatlamış, utanmaz bir pişkinmiş…
Sen geleceğe yatırım yaptığını zannederken, o hain sessiz sessiz senin hayatına mayın döşüyormuş meğer…
Yeniden ev de alınır, araba da, eşyalar da…
Tutar sıfırdan başlarsın…
Ama insan en çok neye yanıyor biliyor musun?
Sürekli ama sürekli, geçmişteki sahneler tek tek geliyor gözünün önüne…
Verilen mücadeleler, yürünen yollar, üzüntüler, sana canımı emanet ederim denilen anlar, her bir saniyesi ömründen giden zaman vs…
Meğer, hepsinin içinde aslında alçakça hesap yapan bir hain varmış.
Hırsızlar, dolandırıcılar birikimini çalmaz sadece…
İnsanlara inanma şeklini de çalar…
Kime güveneceğini şaşırırsın…
Vicdanlı insanlar kandırıldığında utanır, yerin dibine girer, uykuları kaçar…
Hainler ise çoğu zaman gayet rahat uyur…
Ama bir gün o uyku elbette biter!
Vicdan kazanır…
İyilik kazanır…
İyiler kazanır…
Müge Anlı’nın başını çektiği sabah programlarının tamamı yayından kaldırılmalıdır.
Bu sözde programların Türk milletine verdiği zararın haddi hesabı yoktur.
📌Şiddeti özendiren, Türkçe’yi katleden, ahlaki değerler ve toplumsal normları hiçe sayan, ve bilinçli olarak Türk toplumunu bozmak için kurgulanmış ne kadar dizi, sabah kuşağı varsa yayından kaldırın‼️
#RTÜK muhalif kanallar için harcadığı enerjiyi, bunun için harcasın!
#şiddetehayır
Eşref Rüya dizisi yayından kaldırılmış. Hiç sanmıyorum. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki çocuk ölümlerinin sıcağıyla bu haftalıktır diye düşünüyorum…
Şiddeti öven bu ve benzeri diziler tamamen kalkmalı…
Bizimkiler, Avrupa Yakası, Süper Baba, Perihan Abla gibi dotluk, dayanışma, halkın günlük sıkıntılarına, sevgiye yer veren o eski Türkiye’nin dizileri gibi dizilere yer verilmeli…
Siz yeni Türkiye’nin dizilerinde hiç elektrik, doğalgaz faturasının yüksekliğinden, domatesin, biberin fiyatından bahsedildiğine denk geldiniz mi?
Eski dizilerde bunlar da vardı…
Adam yüzünüze baka baka
“Sürtük” dedi
“Çapulcu” dedi
“Ahlaksızlar” dedi
“Alçaklar, namussuzlar, it sürüleri” dedi
Bugün gelip burada ahlaktan, edepten bahsediyorsunuz… neymiş Özgür Özel “Siktir git” demiş. E iyi demiş!