Hiçbir ekonomi kanalında bulamayacağınız, başvuru kaynağı gibi bir bölüm oldu. İzlerken "iyi ki Plan Program'ı yapıyorum" dedim.
Ekonomiye kafa yoran herkes izlemeli. 53 dakikanızın bir dakikası bile boşa gitmeyecek.
📺: https://t.co/RjZd1RUOHn
"SAF, TEMİZ, KURALLI KAPİTALİZM DİYE BİR ŞEY YOK."
Plan Program'ın yeni bölümünün konuğu Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özgür Orhangazi. @ozgur_orhangazi
📌 2001 sonrası dönemde Türkiye'de "dış sermaye girişlerine bağımlı, borç artışına dayanan, inşaat odaklı büyüme modeli"nin kurulmasında ekonominin tarihsel gelişimi, dış konjonktür ve AKP hükümeti nasıl bir rol oynadı? Bu model sanayiyi, tarımı ve emek piyasasını nasıl etkiledi?
📌Şimşek programının asıl amacı neydi? Amacını gerçekleştirebildi mi?
📌Türkiye'de kaynakların daha verimli ve kamu yararına kullanılmasını sağlayacak yeni bir ekonomi modeli nasıl inşa edilebilir? Yeni bir hükümet tek başına bu yeni ekonomi modelini hayata geçirebilir mi?
📌Ekoloji ve emek hareketleri nasıl bir politika alanı açıyor?
📺 Bölümün tamamı: https://t.co/k5DGFU7jXw
@kacislardayimm@hezarfen1923 THY'de fiyatı sabit tutarak yaptığın rezervasyonun bir süresi var. Bileti almak için vizeyi almayı beklersen bilet fiyatı tamamen Allah'a emanet oluyor. Kaçırdığım bir şey var mı?
Vizeciye para vermemek için yaşadığım rezillikleri anlatıyorum: 3 ay boyunca Yunanistan, İtalya ve Bulgaristan'dan randevu almaya çalıştım, alamadım. Danimarka randevu açmış diye 10 Nisan'da Danimarka'dan randevu alıp başvurduk. 40 gün içinde değerlendireceğiz dedikleri halde "çok fazla başvuru oldu, yetiştiremedik" deyip bayramdan sonraya bıraktılar. Yarın itibariyle bayram tatiline çıkıyorlar. Yaptığımız seyahat planı çöp oldu.
🟥 Özgür Özel, dün TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi:
📌“Butlancı ‘Herhangi bir vatandaş zaman geçince benimle empati kurar’ diye beklemesin”
📌“Partinin butlan yönetimi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı ile tandem oynuyorlar”
📌“‘Karar kesinleşmediği için kurultay yapamayız’ diyorlar. Kararın kesinleşmesi Yargıtay başvurusuna bağlı. Bizim avukata azledip dünün davacısı, bugünün davalısına dönmüş. Davalı hak arasın diye verilen bir yolu, kendi kullanıyor. O zaman avukatın bize sorsun. Yargıtay’daki başvuruyu çeksin. Karar kesinleşti işte”
https://t.co/3OPhVfHzga
Gateway International, VFS'nin Türkiye'deki eski taşeronu olmasının yanında Dışişleri Bakanlığı'nın Türkmenistan, Irak, Hindistan gibi ülkelerin vatandaşlarının Türkiye vizesi başvurularını işleme alması için yetkilendirdiği aracı şirket.
https://t.co/ZmGn9G2Enb
Bu ülkelerin vatandaşları turist vizesiyle gelip iş bulmaya çalışıyor ve Türkiye'den turist vizesi alabilmek için aracılara binlerce dolar para veriyor. @medyascope'ta okuduğum şu haber geldi aklıma:
"D. Türkiye’ye gelmek için Aşkabat’taki Türkiye Büyükelçiliği’nden turist vizesine başvurmuş. Resmi vize ücreti 200 dolar. Ancak başvurusunun kabul edilmesi için bir aracıya 2000 dolar vermiş. D., “Bu geçen yıldı, şimdi 3500 dolar istiyorlarmış,” diyor. Aile bu parayı ödeyebilmek için daha çok borç almak zorunda kalmış."
@canancoskun
https://t.co/p7MOoKbc5f
@yenalbilgici@dlemmaa Devlet aklı vatandaşın derdini, güvenliğini, sağlığını, refahını dert etmediği için vatandaşın elindeki son tercih hakkı sandığa da göz dikti zaten.
Annennem vefat ettiği seneye kadar avuç içi kadar yazlıkta misafir ağırladı. Gelenleri bazen tanımıyordu bile. İstanbul'dan komşusu gelirken bir arkadaşını da getirmiş misal. Kadının ömrü millet denize girerken mutfakta geçti. Tonla param da olsa asla dememin sebebidir
Yerebatan Sarnıcı münferit bir olay değil. Çoklu bir projenin küçük bir parçası. Yeşilköy Atatürk Havalimanı gibi. Andımız gibi. Bu coğrafyada artık yağmur bile politiktir, tartışma götürür. Öküzün altında buzağı vardır.
Kılıçdaroğlu "kul hakkı yemedim" demiş. Hatalıdır. "Vakit" de kul hakkı kapsamındadır. Başkasının malına, şerefine, emeğine veya vaktine haksız el atan kişi, ahirette hak sahibiyle hesaplaşır. Bir kuşağın ömrünü yiyen insan, hele de bunda ısrarlıysa, "kul hakkı yemedim" diyemez.
Biraz önce Temsilciler Meclisi’nde Savaş Yetkileri Yasası kapsamında Trump’ın İran’a karşı savaş yetkilerini sınırlama oylaması 208 hayır oyuna karşı 215 oyla kabul edildi. 4 cumhuriyetçi demokratlara destek verdi. ABD’de ara seçim çarkı dönmeye başladı ++
@murat_somer@cansucamlibel Kamu hizmeti olabilmesi için ülkelerin bu işi taşerona havale etmemesi ya da sübvanse etmesi gerekir. Taşerona havale etmekle kalmıyor, tamamen başıboş bırakıyorlar.
İnsan yeri geliyor kardeşini eşini bile yeterince tanıyamıyor. Ayrıca KK’nın rakibi Erdoğan’dı. Erdoğan karşısında KK kazanabilir ve kazanmalı diye düşündük. Yanılmışız. Seçimden sonra saçma sapan davranmasalardı İnce’yi de KK’yı da saygıyla yad ederdik.
Ahmet Şık bunu o dönem katıldığı bir yayında da söylemişti. Bu uyarıyı yaptığı için de ne mezhepçiliği, ne ülkücülüğü, ne sentezciliği, ne ajanlığı kalmıştı. 20 Senedir her seçim öncesi aynı şey söyleniyor ama 2023 gerçekten köprüden önceki son çıkıştı, o çıkışı da İmamoğlu’dan başka hiçbir aday sağlayamazdı(İmamoğlu kesin başarırdı demiyorum ama şansı olan tek kişiydi). O dönem Ahmet Şık’a hakaret eden ve Kılıçdaroğlu için Müslüm Gürses fanatikleri gibi kendilerini jiletleyen hesapların çoğunun profil fotoğraflarında Ekrem İmamoğlu var şu an. 2023’te o halüsinasyona teslim olan, KK’nın kazanabileceğine inananlardan biri olduğum için haddimi biliyor ve artık yorum yapmıyorum bu konularda, eklemek istediğim tek şey kendine muhalif diyenlerin yansıttıkları kibrin aksine politik bilinci son derece kıt insanlar oluşu. 2018 Seçimlerinde çok büyük hevesle destekledikleri Muharrem İnce’ye seçimden sonra yaptıkları muamelenin aynısını Kılıçdaroğlu için yapıyorlar üç senedir, kuvvetle muhtemel ki artık çıkış şansı kalmayan bu yolda yapılacak bir sonraki formalite seçimde Özgür Özel’e yapacakları da yine aynısı olacak.
Sevgili gençler, zaman bir kurtarıcı bekleme zamanı değildir.
Sizin hür fikriniz, hür vicdanınız sizin için en doğru rehberdir. Bu ülkenin aydınlık yarınlarını kurmak hepimizin üzerine düşen bir vazifedir.
Sonunda hem kendi geleceğinizi kurtaracak hem de sizden sonrakilere gururla anlatacağınız bir özgürlük destanınız olacak.
Vize şirketleri tartışmasında kesinlikle Schengen ülkeleri de sorumlu. Birleşik Krallık gibi evrakların online yüklendiği, hemen randevu alınabilen bir sistem kurmak çok mu zor? Tomar tomar evrağın karaborsadan randevu alarak aracı şirkete teslim edildiği sistem çağdışı ve her türlü suistimale açık.
Vizeciye para vermemek için yaşadığım rezillikleri anlatıyorum: 3 ay boyunca Yunanistan, İtalya ve Bulgaristan'dan randevu almaya çalıştım, alamadım. Danimarka randevu açmış diye 10 Nisan'da Danimarka'dan randevu alıp başvurduk. 40 gün içinde değerlendireceğiz dedikleri halde "çok fazla başvuru oldu, yetiştiremedik" deyip bayramdan sonraya bıraktılar. Yarın itibariyle bayram tatiline çıkıyorlar. Yaptığımız seyahat planı çöp oldu.
Dilek Kaya İmamoğlu'ndan Ekrem İmamoğlu'na doğum günü mesajı:
🗣️"Canım Ekremciğim, doğum günün kutlu olsun. İnşallah burada kutladığımız son doğum günün olur. En güzel doğum gününü henüz kutlamadık, ileride beraber kutlayacağız. Seni çok seviyoruz."
Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'nun doğum gününü duruşma salonuna gönderdiği notla kutladı:
"Canım Başkanım,
Biliyorsun kalbimin bir yarısı seninle birlikte Silivri'de tutuklu. Çok zor günlerdeyiz ama biz başaracağız, biz kazanacağız.
Yeni yaşın kutlu olsun.
Seni özgürlükte kucaklayacağım günler uzakta değil.
İyi ki doğdun. İyi ki dostumsun."
Selva Hoca'nın söylediği gibi "üretmeden büyüdük" ifadesi başlık olarak hoşa gitse de aslında ÇOĞUNLUKLA yanlıştır; ama her zaman değil. Fakat bu sorun GSYH ölçümünün içsel sorunlarına girmeden anlaşılamaz.
Selva Hoca bunun imkansızlığını GSYH tanımını veri alarak uç bir örnekte dahi göstermiş. Öyleyse ben de uç bir örnek vereyim.
Şimdi varsayalım ki 3 katlı bir eviniz var, daha yeni. Herhangi bir sebepten bu evi yıktırmak zorundasınız. Bu durumda ne oldu?
Toplumun ve sizin varlığınızda durum nedir?
Ortada 1 ev vardı ve şimdi artık yok. Buna karşılık yıkım ekipleri bu hizmetleri için belli bir kazanç elde etti ve ülkenin milli geliri o kazancın müsaade ettiği kadar arttı.
Toplumun evvelce yaptığı üretim eksi değere dönüştü ama milli gelir + değerde. Bakın bu aslında üretmek değil yok etmektir.
Ya da bazı dışsallıklar durumu...
Ör. yanlış planlanmış bir baraj ve/ya enerji üretim tesisi (ör. HES) ciddi bir çevre sorunu yaratıyor; tarım ve balıkçılık, hayvancılık üretimi 2 sene sonra düşüyor. Peki yapımın sürdüğü önceki mesela 5 yıl içinde ne oluyor? İnsanlar sular altında kalan köylerini terk ediyor. Büyük bir manevi kayıp ama taşınma masrafları GSYH'yı arttırıyor: Büyüdük!
Doğaya zararlı bir inşaat yapılıyor; büyük bir maddi kayıp da var ama ormanınız, kuşlarınız, temiz su ve hava bedava olduğundan onların kaybı GSYH hesabına katılmaz ama zararlı inşaat GSYH'yı arttırır. Büyüdük!
Daha bir sürü örnek verilebilir.
Yani bu gibi durumlarda (ki çok fazla başka örnekler de vardır) mesele sadece GSYH artışının iç bileşimi ve sürdürülebilirliği değildir (şüphesiz bu da önemlidir ve bahsettiğim sorunlar, önünde sonunda burada da etkisini eksik de olsa hissettirir) GSYH hesabının kendisinin neyi ölçüp ölçemediği, ya da yanlış ölçtüğüdür.