İşçi maliyeti 200 USD olsun Türkiye'de siz yine rekabet edemezsiniz. Doların fırladığı dönem 350 USD'lere kadar düştü asgari ücret. Rekabet edebildiniz mi?
Haber "Çin’de, 5 bin dokuma tezgahına sahip insansız bir tekstil fabrikası inşa edildi." Bizimkilerin yaklaşımı aylık 1000 USD geçti bizim işçi maliyeti.
Bizdeki 170 bin USD olan tezgah Çin'de 20 bin USD bu doğru ama bir ton devlet teşviki ve hibesi alıyorsunuz makineler için, hem oradan ithal edebilirsin makineyi vergiyle birlikte yine TR'den ucuza gelir.
Devlet yıllarca vatandaşın içtiği sudan, yediği ekmekten aldığı vergiyle sizi finanse etti, bizim sanayici tayfa da şımardı.
Burada amaç Çin ile rekabet değil devlet işçi maaşlarına destek açıklasın, biz de Mercedes E serisine değil G serisine binelim mesajı.
Bunu bir girşimci olarak yazıyorum. Daha önce konuştuk bunları burada. Türkiye dışında para kazanamıyor çoğu çünkü arkasında devlet baba desteği olmadan işi yürütmeye, rekabet etmeye, pazarlar bulmaya, para kazanmaya alışmamışlar.
Dünya üzerindeki en sosyalist tandanslı ülke olan Kuzey Kore’de doğmuş olsaydınız size tanınacak bazı özgürlükler;
-İnternete muhtemelen erişiminiz olamazdı. Erişebilseniz bile bu özgür erişim olamazdı.
-Kaçakçılık yapmadığınız sürece film, dizi izleyemezdiniz.
-Başka bir partiye oy veremezsiniz çünkü başka bir parti yok.
-Ben burada yaşamak istemiyorum ülke dışına çıkmak istiyorum derseniz onun da cezası idam.
-Televizyonda sürekli olarak devlet propagandasına maruz kalırdınız. Evinizdeki radyoyu kapatmak yasak, çünkü o propagandayı dinlemek zorundasınız.
-İstediğiniz yerde oturamazsınız, devlet sizin için hangi evi uygun görürse orada oturmak zorundasınız.
-Muhtemelen fakir olurdunuz. Ama dünyanın en zengin ülkesinde olduğunuzu zannederdiniz.
-Cep telefonunuz sürekli olarak izlenirdi.
-Maaşınızın %90’ını istediğiniz gibi harcayamazdınız.
-Gece eğlenmeye çıkamazsınız, alkol belli günler harici yasak, ibadet etmek yasak.
-Kim Yong’un insanüstü bir varlık olduğunu, hatta yaratıcı olduğunu düşünmeniz muhtemeldir. Öyle düşünmüyorsanız bile öyle davranmak zorundasınız. En azından evinizde onun portresinin asılı olması zorunlu, ve o portrenin tozlanması dahil suç.
Tabii biz bunların hepsini Kuzey Kore’den kaçmayı başarmış insanlardan biliyoruz. Konfor alanınızdan sosyalizm övmek kolay. İnsanlar canı pahasına sosyalizmden kaçıyorlar.
Devlet sana evini verecek, işini verecek, yemeğini verecekse senin aldığın nefese kadar karışacaktır, bunun olması kaçınılmazdır.
Devlet büyüdükçe, özgürlüğünüz küçülür. Devlet küçüldükçe, özgürlüğünüz büyür.
Önermenin boktanlığı şöyle acikliyim.
-Tarihteki bütun zenginlik ya serbest piayasacıların yönetimi altında ya da serbest piyasacılarin kendi hükumetlerine yarattiğı baskı sayesinde olusmuştur.🦧
Kapitalizm meraklı değil sizi 16 saat çalıştırmaya. 16 saat çalışan, yorgun ve tüketemeyen bir işçi sistem için verimli değildir.
Kapitalizm kâr ister.
Kâr için talep gerekir.
Talep için alım gücü ve zaman gerekir.
Alım gücü ve zamanı olmayan işçi, sürdürülebilir bir piyasa yaratamaz. Bu kadar basit.
Zaten bu fikri ilk çalışabilir bir iş modeli haline getiren Henry Ford katı bir kapitalistti, işçilerinin maaşını iki katına çıkarttı, çalışma saatlerini düşürdü.
Hayrına yapmadı herhalde. Amacı kendi ürettiği arabaları satın alabilecek bir müşteri kitlesi yaratmaktı. Tüketemeyen işçi, kapitalizmin işine yaramaz.
İşçi haklarını sosyalistler değil, kapitalizmin kendini yenileyebilme becerisi, teknolojik inovasyonlar ve kültürel evrim getirdi.
Ama varsayalım ki gerçekten hakları sosyalistler kazandırdı. Bu durumda bile şunu kabul etmiş olursunuz:
Kapitalizm, kendisine karşı doğan talepleri absorbe edebilecek kadar pragmatiktir.
Ama sosyalizm aynı esnekliği göstermez.
Merkezi planlama, farklı tercihlere alan bırakmaz. Ekonomik gücün tek elde toplanması, siyasi gücün de merkezileşmesine yol açar.
Bugün istediğin ürünü seçebilmen,
istediğin medya kanalını izleyebilmen,
istediğin partiye oy verebilmen, alternatifler arasında tercih yapabilmen kısacası bütün özgürlüklerini, refahını, hayat kaliteni kapitalizme borçlusun.
SSCB'de hasat mevsimi geldiğinde okulların tatil edilip ilkokul çağındaki çocukların dahi haftalarca tarlalara pamuk toplamaya götürüldüğünü biri beyinsiz sosyalistlere anlatsın.🤡🤡🤡
Maocular okulları üretime dahil ettiler komple, çoluk çocuk arka bahçe çelik fırınlarında, tarımda ve haşere itlaf kampanyalarında çalıştı. Ne Great Leap Forward bilirler ne Küba'daki kır okullarını bilirler amk cahilleri.
Kapitalizmde 15 yaşındaki biri kendi rızası ile çalışmak istese "sömürü" diyecek tipler, devletin zor kullanarak, cebirle kendi istediği yerlerde çoluk çocuk çalıştırmasına "insan hakkı" diyor.
Korkunç low IQ vakaları.
Gezgin Genç: Kendi biriktirdiğim parayla, binbir güçlükle aldığım vizemle hafta sonu komşu ülkeye gidip iki müze gezeceğim. Uçak biletimi aldım, çantam hazır.
D*vlet: Dur bakalım! Önce bana bir "çıkış izni" bedeli ödeyeceksin.
Gezgin Genç: Niye? Pasaport harcı için zaten dünyanın en pahalı defter bedellerinden birini ödedim. Vergimi veriyorum. Hava sahasında kalkıp da bana yol yapmıyorsun? Bu para neyin nesi?
D*vlet: Bu bir "katkı payı". Sen dışarıda kahve içip döviz harcayacak kadar zenginsen, içerideki bütçe açığına da omuz atmalısın. O pulu alıp pasaportuna yapıştırmazsan sınırdan geçemezsin.
Gezgin Genç: Ama bu anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğüne aykırı değil mi?
D*vlet: "Haraç" deme ayıp oluyor.
- Sonuç: Havalimanında uçak kaçırma korkusuyla pul otomatı önünde kuyruğa giren vatandaşlar, "çıkış pulu" adı altında toplanan ve hiçbir kamu hizmetine dönüşmeyen devasa bir fon.-
Sosyalist dangalak: Yurt dışı gezileri sınıfsaldır. Burjuva gezginlerden haraç alınmasında problem göremedik. 🤡🤡🤡
Genç Avukat: Yeni mezunum, tecrübem az ama hevesliyim. Piyasada dev bürolar var, onlarla rekabet etmek için müvekkillerime daha uygun fiyata hizmet vereceğim.
Baro / D*vlet: Yasahhh! Asgari tarifenin altında iş yapamazsın. Reklam veremezsin, kendini tanıtamazsın. Ucuza iş yaparsan da meslekten men ederim.
Genç Avukat: Ama kimse tanınmamış birine büroyla aynı parayı vermez ki? İşsiz kalırım.
- Sonuç: Gençler işsiz kalırken, köklü bürolar kartelleşir; vatandaş en basit hukuki danışmanlık için servet ödemek zorunda kalır. -
Sosyalist Dangalak: Serbest piyasa yüzünden hukuk hizmeti alamıyoruz :'( Avukatlık serbest meslek olmaktan çıkarılsın, herkes devlet memuru avukat olsun! 🤡🤡🤡
İşveren: Yanımda birini çalıştıracağım. Anlaştık, 30.000 birim vereceğim.
D*vlet: Bir dakika! O adamın cebine 30.000 girmesi için senin kasadan 55.000 birim çıkmalı. Aradaki farkı bana "sigorta payı", "işsizlik fonu", "stopaj" adları altında vereceksin.
İşveren: Ama o farkı işçiye versem adam ev alacak? Sana verince ne oluyor?
D*vlet: Ben o parayı yönetemeyen kamu şirketlerinin zararını kapatmakta kullanacağım. İşçi de işten atılırsa (ki bu maliyetlerle kesin atılacak), ona 3-5 ay sadaka niyetine "işsizlik maaşı" verip kendimi kahraman, kurtarıcı ilan edeceğim.
- Sonuç: İşçi "maaşım az" diye ağlar, patron "maliyetim çok" diye batar. Kazanan kasasını dolduran bürokrasi eliti ve iktidar yandaşları olur. -
Sosyalist dangalak: Patronlar işçinin sigorta primini yük görüyor, vahşi kapitalizm! Devlet tüm fabrikaları devralmalı ve herkese brüt maaş ödemeli (vergiler çıktıktan sonra yine sandviç kalacak). 🤡🤡🤡
Genç Vatandaş: 22 yaşındayım, sağlıklı biriyim. Devletin hantal hastanelerine gitmiyorum, özel sigortamı kendim alırım. Maaşımdan kesilen o devasa "prim" tutarını bana verin, ben o parayı altına, hisse senedine yatırayım; yaşım gelince krallar gibi yaşarım.
D*vlet: Olmaz. O parayı bana vereceksin. Ben o parayla bugünkü emeklilerin maaşını ödeyeceğim, kalanla da seçim öncesi bedava kek dağıtacağım.
Genç Vatandaş: Ama 40 yıl sonra bana maaş vereceğinizin garantisi var mı? Nüfus yaşlanıyor, sistem çökmek üzere?
D*vlet: Kes sesini ve GSS primini öde! Ödemezsen banka hesabına e-haciz koyarım. Ayrıca 65 yaşına kadar çalışacaksın, ölmezsen sana bugünün parasıyla bir sandviç parası emekli maaşı bağlarım.
- Sonuç: Gençler sisteme borçlu doğar, maaşın yarısı daha ele geçmeden devlete akar, 45 yıl prim ödeyen adam emekli olunca ucuz ekmek kuyruğuna girer. -
Sosyalist dangalak: Sosyal devlet yaşatır. Bak ne güzel, herkes eşit şekilde fakirleşiyor. Mühim olan eşitlik. Yaşasın kamuculuk! 🤡🤡🤡
Girişimci: Şehrin dışında arsam var. Buraya 30 m²'lik ucuz "Tiny House"lar koyup öğrencilere ve bekarlara ayda 2.000 birime kiralamak istiyorum.
Öğrenci: Harika abi. Valla yurtlar çok kötü, ev kiraları da çok pahalı. Hemen tutarım.
D*vlet: İmar Kanunu'na aykırı! Oraya en az 100 m² daire yapabilirsin. Otopark yönetmeliğine uyacaksın, sığınak yapacaksın, yapı denetim firmasına para yedireceksin. Btw bütün deprem vergilerinizi yedim, toplanma alanlarını yandaşlara peşkeş çektim, popülizm olsun diye gecekondu dikenlere de tapu verdim ama bana bu konularda hesap soramazsın. Maliyetin kurtarmıyorsa yapma, mühürledim.
Girişimci: Senin dediğin gibi yaparsam kirayı 15.000 birim yapmam lazım? O zaman yapmıyorum, arsa boş kalsın.
- Sonuç: Öğrenciler sürünür, kaçak yapılaşma artar, barınma krizi derinleşir. -
Sosyalist dangalak: Konut bir insan hakkıdır, kimse kâr amacıyla ev yapamaz! Devlet herkesi lojmana yerleştirsin. 🤡🤡🤡
Çiftçi: Bu sene gübre ve mazot çok pahalıydı, soğanın kilosunu 10 birime satmazsam batarım.
Market: Tamam, nakliye ve kar marjımı koyup 12 birime satıyorum.
D*vlet: Vatan hainleri! Soğan nasıl 12 birim olur? Depoları basın! Tavan fiyat 5 birimdir. Zararına satacaksınız yoksa ceza yazarım.
Çiftçi: E maliyetim 10 birimdi? O zaman seneye soğan ekmem ben de. Gider buğday ekerim ya da tarlayı satarım.
- Sonuç: Ertesi yıl ülkede soğan kıtlığı başlar, devlet gümrüksüz soğan ithal eder -
Sosyalist dangalak: Yüce devletimiz tanzim satış çadırları kurdu çok şükür. Özel sektör gıdadan elini çeksin, tarım devletleştirilsin! 🤡🤡🤡
Sürücü: Arabam var, vaktim var. İnsanları konforlu ve ucuz şekilde taşımak istiyorum.
Müşteri: Taksi bulamıyoruz, bulsak da bizi dövüyorlar. Bu app harikaymış!
D*vlet: Dur! Plaka ağalarından oy almam lazım. Bu yaptığın korsan taşımacılık! Uygulamayı yasakladım, arabana da el koydum.
Sürücü: Ama ben vergi ödemeye hazırım ve halk bu hizmetten memnun?
D*vlet: Kes sesini! Git 10 milyon birime plaka kiralayan ağaya kölelik yap.
- Sonuç: Yağmurda taksi beklerken ağlayan insanlar, turist dolandıran şoförler ve bitmeyen ulaşım krizi. -
Sosyalist dangalak: Kahrolsun serbest piyasa ve kapitalizm! 🤡🤡🤡
Ev Sahibi: Evim boş duruyor, piyasa değeri 10.000 birim. Bu fiyata kiraya vermek istiyorum.
Kiracı: Bana uyar, evi tutuyorum.
D*vlet: Sen hayırdır? Benim koyduğum uyduruk zam sınırını aşamazsın. Ayrıca kiracı kirayı ödemezse evden çıkaramazsın. Mahkeme masrafları da sana ait. 12 yıl süren tahliye süreci ve TBK 347 ellerinden öper.
Ev Sahibi: O zaman risk almam, evi boş tutarım ya da satıp faize yatırırım.
- Sonuç: Kiralık ev arzı bitti, kiralar karaborsada 20.000 birime fırladı -
Sosyalist dangalak: Ev sahipleri barınma hakkını gasp eden stokçulardır! Evler kamulaştırılsın! 🤡🤡🤡
Muhasebeciye emekli olayım, prim ödemeyeyim dedim ki zaten ödemiyorum 1-2 yıldır.
315k borcum varmış, +700k daha ödemem gerekiyormuş, sgk’dan bağkura geçtiğim için.
20 yıl prim ödeyip üstüne 1 milyon daha verince aylık 20 bin TL maaş verecekler :)
Atölyeyi de 🇺🇸 taşıyacağım.
Gündem Rojava falan değil!
Selefi terörist, Kürtçü teröristti vurmuş! çok da s*k*mde!
Gerçek gündem; kızı taciz ettikten sonra abi Hakan Çakır'ı katleden o.. çocuklarını desteklemeye gidip slogan atan sokağa sıçılma p*çlerdir.
S*kerim sizin kampüs cadınızı da mor çatınızı da!
Yine soruna sebep olanlar yeni çözümler üretiyor. Babasının arabasıyla uber yapıp evine dönecek milyonlar var. Arkadaşım Konyada yapıyordu. 40 bin TL ceza kestiler. Günde 2-3 bin TL kazanıyordu. Devlet regülasyonu bıraksın bak nasıl piyasa düzeliyor. Rantçı asalak besler bunlar+