22 yaşındaki genç bir kadının valize konularak yol kenarına bırakılması, ülkemizde kadına yönelik şiddetin ulaştığı vahşi boyutu gözler önüne sermektedir.
Kadını “mülk” gibi gören, yaşam hakkını hiçe sayan zihniyetle mücadele etmek yalnızca bireysel değil, anayasal bir yükümlülüktür.
Kadın cinayetleri münferit değil, sistematik bir sorundur. Bu toplumsal utanç, bekletilmeksizin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çok yönlü şekilde ele alınmalıdır. Etkin koruma, önleme ve cezalandırma mekanizmaları hızla hayata geçirilmelidir.
Devlet, Anayasa’nın 10. ve 17. maddeleri gereği eşitlik ve yaşam hakkını sağlamakla yükümlüdür.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un etkin uygulanması ve denetimi, kadınların korunması açısından elzemdir.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, şiddetle mücadelede devletin elini zayıflatmış; kadınları yalnızlaştırmıştır.
Hukuk susarsa, vicdanlar da susar!
Bu ülkede kadına şiddeti hak gören değil, kadını yaşatan hukuk egemen olmalıdır!
Kadınlar korkarak değil, özgürce yaşamalıdır!
#KadınCinayetleriPolitiktir #İstanbulSözleşmesiYaşatır #Adaletİstiyoruz
Biz kimlerle yaşıyoruz, biz ne yaşıyoruz. Bugüne kadar çok ölüm, çok şiddet gördük ancak böylesine bir sahneyi hafızadan silmek namümkün. Dünden beri kafamdan silinmiyor.
Narin’in ölümünü konuşurken, sokak ortasında bir suç makinesi polisimizi şehit ediyor, Cem Garipoğlu’nun mezarı açılırken 24 saat geçmeden bir başka manyak gencecik kızın kafasını kesiyor, bir başkası, bir başkası, yarın bir başkası daha…
Seyircisi olduğumuz vahşetlerin, şiddetin mağduru olmamız an meselesi.
Daha sayamadığımız, yetişemediğimiz, okumaktan imtina ettiğimiz onlarca olay…
Yıllardır siyasilerin tepişmesinde filler ve çimenler gibi savrulduk. Kurumlar görev sahalarını unuturken, kitle iletişim araçlarıyla mankurtlaştık.
Kültürel ve ahlaki erozyonun altında kaldık.
Kötülük bir zehir gibi tüm hücrelerimize sızmış, ülkeyi temelinden sarsıyor.
Acilen bir çözüm üretmemiz gerekiyor. Ama bunu hangi sağduyulu akıl ve örgütlenme yöntemiyle yapacağız, nasıl bu cendereden çıkacağız kestiremiyorum.
Böylesi güzel bir coğrafyada; karanlık, çıkış yolları kapalı bir distopyanın içindeyiz gibi hissediyorum.
Saat 06.43 günaydın değil adalet diyorum ❗️Bu günde ,yarında ,diğer günlerde bu yavrucanın hakkı alınana kadar adalet yerini bulana kadar söylemeye,bağırmaya devam edeceğiz. #ibrahimkeloğlantutuklansın@adalet_bakanlik
#ibrahimkeloğlantutuklansın ne istedin ya ne istedin bu canlıdan Allah belanı versin ! Bu yaratıklarla aynı dünyada yaşamak aynı havayı solumak bile istemiyorum!