Egonuzdan taviz vermeyince, olumlu duygularınızı bastırınca kimse size ‘woooww ne kadar da güçlü biri’ filan demiyor, ne ederseniz kendinize ediyorsunuz, günün sonunda köşenize çekilip maskenizi çıkardığınızda yine mutsuzsunuz.
Kimse kaygılı doğmaz, kaygıyı öğrenir"
Taşıdığın korkuların çoğu sana ait değil. Korkunun ne olduğunu bile bilmediğin yaşlarda, birileri onları sana öğretti.
Evet hayatın trajedisi kaybetmek değil, az kalsın kazanıyor olmaktır. Yani asıl acıtan; yaşanmış bir ilişkinin bitmesi değil, bir ilişki ihtimalinin yok olmasıdır……aksi iddia edilemez bile.
Mesela demiyorlar mı “sen kendinle mutlu ol hayatına girecek kişi sadece sana eşlik etsin” iyi de insan kendi başına mutluysa neden biriyle ilişki yaşamak istesin ki ona katacağı mutluluk için hayatına almak istemesi mantıklı olan değil mi zaten😂
Bakın erkekler egonun vücut bulmuş hali olarak ortalarda dolaşıyor, ataerkil kodlar onları sürekli güçlü ve tetikte olmaya, duyguları küçümsemeye zorladı
Bir erkek nasıl kaybedilir;
• Ona ilgi göster
• Mesajına anında cevap ver
• Tek konuştuğun erkek o olsun
• Ona dertlerini anlat
• İyi kız ol
• Sadece ona sadık ol
• İlişkide çabalayan taraf sen ol
(Şimdi tersten oku)
Dünyadaki en çözüm odaklı, kin tutmayan ve iletişime açık insanlardan biri olabilirim. Buna rağmen benimle problem yaşamak ciddi başarı ve art niyet ister.
Kendini ilişki uzmanı ilan eden biri; mesajlaşma senaryoları bilmem ne diye kendince rehber hazırlamış ne saçma ötesi şöyle yazarsa böyle cevap vereyim, doğru cevap hangisi acaba diye kafa mı yorucam oturup bunlara mı çalışıcaz ders gibi insan bir ilişkide rahat hissetmeli
Bence bir ilişkiyi bitiren şey çoğu zaman sevgisizlik değil, konuşulamayan şeylerdir. İnsanlar hislerini söylemek yerine karşı tarafın anlamasını bekler. Beklenti karşılanmayınca kırgınlık başlar. Kırgınlık konuşulmayınca mesafeye dönüşür. Mesafe ise zamanla ilişkiyi tüketir.