daha fazla kitap okuyup, mümkün olduğunca yer gezip,tamamen ona ait olduğumu hissettiğim birini sevip ve sevilmek isteyip hayatımı mümkün olduğunca az kalp kırarak, etrafımda az ve öz insanlar bulundurup,değer ve kıymet bilinirliliğinin hat safhada olduğu bir minimal hayat isteği
yusuf aleyhisselam kardeşlerini affetti lakin onlara sarayda yaşamayı teklif etmedi.duygusal olgunluk tam olarak budur;seni kuyuya atanı affedersin lakin onu yeniden hayatının içine dahil etmezsin.
"Kadınların da erkeklerin de düştüğü en büyük tuzak: Anlık ilgiyi, gerçek değer görmekle karıştırmak. Bir insanın canı sıkıldığında, yalnız kaldığında veya libidosu yükseldiğinde sana yönelmesi değer verdiği anlamına gelmez. Gerçek değer; o yoğunluğun, karmaşanın ve hayatın stabil anlarının içinde bile sana açılan istikrarlı alandır."
Fark ettiniz mi bilmiyorum, insan layık olmadığı şeyi üzerinde taşıyamıyor. Bilgi fazla gelirse kibirleniyor, zenginlik fazla gelirse görgüsüzleşiyor, güç fazla gelirse başkalarını aşağılıyor. Yani özne ile edim arasında bozulan o orantıyı saklayamıyor, mutlaka sızdırıyor dışarı.
meğerse çok okumak, egzersiz yapmak, sadece kendini geliştirmeye odaklanmak ve bazen seni kahkahadan karın ağrısı çekecek kadar güldüren arkadaşlarla geç saatlere kadar dışarıda kalmak oldukça iyi bir yaşam biçimiymiş