Yıl 2013!
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi gündeme geldiğinde Erdoğan gelen teklifi reddetmiş, "Bu ihaleyi onaylarsam vatana ihanet ederim" demişti.
Yıl 2026!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla Boğaz köprüleri ve otoyollar özelleştirme kapsamına alınıyor.
Aradan geçen 13 yılda Erdoğan'ın fikrini değiştiren ne oldu?
Bu kararın arkasında ne bir plan ne bir strateji var. Ülkenin kaynaklarını hunharca tüketen iktidar büyük bir çaresizlik içinde gözünü bir defa daha geleceğimize dikti.
Ekonomik buhranı çözmek yerine elimizdeki değerli varlıkları elden çıkararak yol alınmaya çalışılıyor, kaynaklarımız ziyan ediliyor.
Şayet bu yanlış kararda ısrar edilirse garanti gelir otuz yıl boyunca başkasına akacak ve bu açığı kapatmak yine vatandaşa kalacak.
1980’de Öcalan’ın emriyle PKK, Asteğmen İlyas Bayraktutar’ı kaçırıp işkenceyle şehit etti.
Daha 4 aylık acemi birliğinin ardından, o yıllarda PKK’nın kol gezdiği Şanlıurfa Viranşehir’e gönderildi. Orada gördü ki, okullardaki örgüt yanlısı öğretmenler Türk bayrağı çektirmiyor, İstiklal Marşı söyletmiyor. İlyas Astegmen buna “dur” dedi, okullara bayrak çektirdi. İstiklal Marşı’nı yeniden söyletmeye başladı.
Ama bunu hazmedemediler, yolunu kestiler, onu ele geçirdiler. Onu “halk mahkemesi” dedikleri bir mağaraya götürdüler. Çengele astılar, kasıklarına, kulak arkalarına, kaburgalarına şişler soktular, organlarını kestiler, sonra yaktılar. Ceylanpınar’a götürüp Devlet Üretme Çiftliği’nin kuyusuna attılar.
Öcalan denen hainin emriyle bu masum askerimiz şehit oldu.
O, bu bayrak için şehit oldu.
Vatandaşın vergileriyle yapılan ve yıllardır KGM tarafından işletilen Boğaz köprüleri ile otoyolların 30 yıllık işletme ve gelir hakkı özel sektöre devrediliyor.
KGM’nin 2025 yılı verilerinden hareketle yol, köprü ve tünel ücret gelirlerinin yaklaşık 23,6 milyar TL seviyesinde olduğu görülüyor.
2025 fiyatlarıyla yıllık 23,6 milyar TL’lik gelirin 30 yıl boyunca hiç reel artmadığını varsaysanız bile toplam brüt gelir yaklaşık 708 milyar TL ediyor.
Trafik her yıl reel olarak yüzde 2 büyürse bu rakam 30 yılda yaklaşık 1 trilyon TL’ye yaklaşıyor.
2012’de 25 yıllık işletme hakkı için verilen 5,72 milyar dolarlık teklifin bulunduğu bir ülkede, 2026 yılında daha uzun süreli, daha yüksek trafikli ve daha geniş bir paket kaç paraya devredilecek?
Günaydın yurdum insanı mı diyeyim yoksa iyi uykular mı? Bilemedim.
—"Bunun adı Türkiye’nin geleceğini satmaktır!
AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı!
Cumhurbaşkanı kararıyla;
2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol ve 2 Çevre Otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı.
Özelleştirme programına alınanlar;
—KÖPRÜLER
1. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
2. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
—OTOYOLLAR
1. KGM Avrupa Otoyolu
2. KGM Anadolu Otoyolu
3. İzmir-Aydın Otoyolu
4. İzmir-Çeşme Otoyolu
5. Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu
6. Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu
7. Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu
8. Toprakkale-İskenderun Otoyolu
—ÇEVRE OTOYOLLARI
1. Bursa Çevre Otoyolu
(Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı)
2. Gaziantep Çevre Otoyolu
Devletin ücretli işlettiği 2 Boğaz Köprüsü ve 8 Otoyolun;
👉 2025 yılı toplam kârı 600 Milyon Dolar
👉 30 yıllık toplam kârı 18 Milyar Dolar!
Güncel kurla 871 Milyar 920 Milyon Lira!
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş ve devletin yüksek kârla işlettiği bu köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir.
Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar." (D. Yavuzyılmaz)
Resmi Gazete'de yayınlanan kararla birlikte 30 yıllığına özelleştirilme programına alınanlar:
• 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
• Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
• KGM Avrupa Otoyolu
• KGM Anadolu Otoyolu
• İzmir-Aydın Otoyolu
• İzmir-Çeşme Otoyolu
• Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu
• Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu
• Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu
• Toprakkale-İskenderun Otoyolu
• Bursa Çevre Otoyolu (Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı)
• Gaziantep Çevre Otoyolu
AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı!
Cumhurbaşkanı kararıyla;
2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol ve 2 Çevre Otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı.
Özelleştirme programına alınanlar⬇️
🔴Köprüler
1. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
2. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
🔴Otoyollar
1. KGM Avrupa Otoyolu
2. KGM Anadolu Otoyolu
3. İzmir-Aydın Otoyolu
4. İzmir-Çeşme Otoyolu
5. Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu
6. Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu
7. Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu
8. Toprakkale-İskenderun Otoyolu
🔴Çevre Otoyolları
1. Bursa Çevre Otoyolu
(Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı)
2. Gaziantep Çevre Otoyolu
Devletin ücretli işlettiği 2 Boğaz Köprüsü ve 8 Otoyolun;
🔵2025 yılı toplam kârı 600 Milyon Dolar
🔵30 yıllık toplam kârı 18 Milyar Dolar!
Güncel kurla 871 Milyar 920 Milyon Lira!
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş ve devletin yüksek kârla işlettiği bu köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir.
Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar.
Bunun adı Türkiye’nin geleceğini satmaktır!
Derhal bu özelleştirme kararından vazgeçin!
Kaynak: 05.09.2026 tarihli Resmi Gazete, 20.10.2010 tarihli Resmi Gazete
Kariyerine en çok üzüldüğüm oyuncuların başında geliyor. Eğer kendine iyi baksaydı, sıradan bir futbolcu profesyonelliğinde bile olsaydı şu an Barça'da falan hâlâ üst düzey oynuyordu. Çünkü o yetenekte biriydi. Ama son 3 yılda adam kendini bitirdi, kulüpsüz kaldı. Ah Mauro ah! :(
Melih Gökçek bey,
Yine kamuoyuna yanlış bilgi veriyorsunuz.
Bu kez komşumun beş yaşındaki oğluna anlatır gibi, tane tane anlatayım.
Gördüğünüz gibi nerede bir yolsuzluk, usulsüzlük ya da kamu zararına ilişkin iddia varsa, siz de dahil olmak üzere hemen benim o konuda yazıp yazmadığıma bakıyorsunuz. İlgili yazım aşağıda.
https://t.co/OL7N5Hs1GO…
Ohitan İnşaat, Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki ASKİ’den 2020 yılında, 2020/340285 ihale kayıt numaralı “İvedik-Temelli-Polatlı Arası İçmesuyu İletim Hattı, Depo, Terfi İstasyonları ve Tesislerin Yapımı” ihalesini 549 milyon 320 bin TL sözleşme bedeliyle aldı. (Belge 1)
Ben ise Ohitan İnşaat’ı, 2023 yılında Şanlıurfa’da meydana gelen sel felaketinde su basan köprülü kavşağı yapan firma olması nedeniyle araştırıp yazdım.
Yani ASKİ’nin söz konusu ihalesi, benim yazımdan yaklaşık üç yıl önce verilmişti.
Sonrasında benim yazım üzerine firma kamu ihalelerine katılmaktan yasaklandı. Kamu İhale Kurulu’nun 21 Şubat 2024 tarihli kararında da Ohitan İnşaat’ın 27 Nisan 2023’ten 27 Nisan 2025’e kadar tüm ihalelere katılmaktan yasaklı olduğu açıkça belirtiliyor. (Belge 2-3)
Üstelik bu şirket yalnızca ASKİ’den iş almadı. Şanlıurfa’daki belediyelerden, Hatay/Antakya’daki işlerden ve DSİ’den de çeşitli ihaleler aldı. Hatta ben yazmadan önce şirket, “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde yer aldı ve ödülü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.(Belge4)
DSİ’nin Ohitan İnşaat hakkındaki yasaklama kararının ardından ASKİ Genel Müdürlüğü’ne de,DSİ yetkililerine de ulaştım. ASKI ,şirketin kendi ihalesinde sunduğu iş deneyim belgeleriyle ilgili inceleme başlattı. DSİ’ye sunulduğu belirtilen sahte iş deneyim belgesi ile Ohitan’ın ASKİ’nin Polatlı İçme Suyu Ana İsale Hattı ihalesinde sunduğu iş deneyim belgesi aynı değildi.
ASKİ yetkilileri ihalede kullanılan iş deneyim belgesinin gerçek olup olmadığının teyidi için Dışişleri Bakanlığı ile resmi yazışma yaptı. Bakanlıktan söz konusu iş deneyim belgesinin gerçek olduğuna ilişkin teyit alındı.Belgesini vermediler ancak bunu doğrulattım.
Dolayısıyla mesele gayet açık:
ASKİ ihalesi 2020’de.
Benim yazım 2023’te.
Firmanın yasaklılık dönemi ise 27 Nisan 2023’te başlıyor.
Her zaman olduğu gibi belgeleri ile cevap verdim size .Şimdi tekrar ana meseleye dönelim Sayın Melih Gökçek.
Oğlunuzun ve eşinin Almanya’daki şirketlerinin ve mal varlıklarının kaynağı nedir?
Bu yatırımlar hangi gelirlerle yapıldı?
Ve neden Türkiye değil de Almanya tercih edildi?
30 bin Avro sermaye.
Sıfır ciro.
Sıfır çalışan.
İki yıl sonra bilançoda 3 milyon 857 bin Avroluk gayrimenkul.
Ardından 8,5 milyon Avroluk bir ticari kompleks için satın alma sözleşmesi…
Sonra 180 milyon Avroluk bir AVM için görüşmeler…
Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca Avroluk yatırım trafiğini, şirketleri, gayrimenkulleri ve noter belgelerini inceledim.
30 bin Avrodan milyonlara uzanan Gökçek ailesinin Almanya dosyası bugün Cumhuriyet’te.
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş:
-Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana “senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok” dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
-Benim kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar araştıracağım. Canıma da mal olsa mücadele edeceğim.
-En son büyük bir delil çıktı; 2 erkek DNA’sı tespit edildi Rojin’in vücudunda. Onda da 1 sene bizi oyaladılar, bu “bulaş olabilir” dediler. Taşıyan kişiler, doktorlar vs. En son 195 kişiye bakmışlar, DNA’lar kimseninkiyle eşleşmedi. Akrabalar, bizim çocuklar, bizimkilerin de hepsine baktık kimseyle eşleşmedi. Bu ne anlama geliyor? Bu bir cinayettir, belli. Katiller bu DNA’ların sahibi.
-Her iki köy ve üniversite içindeki DNA’lara, hatta rektör ve akrabalarına da baksınlar dedik. Düşünün ki bir iple makarası orada, ucunu aramıyorlar makarayı komple çöpe atıyorlar, diyorlar ucu bulamadık.
-Avukatlarla ricada bulunduk, Rojin’in telefonunu bıraktığı yerde o gece saat 7’yi beş geçe kim o gece oradaymış, kimin telefonu sinyal vermişse orada da bir ipucu elde edebilirler. Onu da yapmamışlar.
-Hem ben hem Gülistan’ın ailesi, ikimiz de fakir aileyiz. Ben amelelik yapıyorum. 21 yaşına kadar o çocuğu ne eziyetle büyüttüm.
#RojiniçinBirAdım #RojinİçinAdalet #RojinKabaişİçinAdalet #RojinKabaiş #rojinölümsüzdür🥀
Bolçi firmasının üretim tesisinde çalışan bir takipçimizin gönderdiği mesajdaki iddialar acilen ilgili kurumlar tarafından incelenmelidir:
"Bolçi'de çalışıyorum. Bu bozuk çikolataları eritip tekrar karıştırıyorlar ve bu çikolataları iç piyasaya dağıtıyorlar. Yurtdışına ise ıskartasız çikolata yapılıp gönderiliyor. Denetim olacağı zaman haber geliyor ve ıskarta tankları boşaltılıp kilitleniyor ve her yer temizleniyor. Habersiz denetim olmuyor."
https://t.co/cCxou0aEt5
@TCTarim@tcbestepe
BİZE NE YEDİRMİŞLER?
Kayıt dışı, kotanın üzerinde tonlarca nişasta bazlı şurup; tatlı, reçel, bal, lokum, helva ve dondurma diye soframıza kadar girmiş.
Üstelik nişasta bazlı şekeri perdelemek için faturalara “Albamyl Dex. L20 (Maltodekstrin)” yazılmış.
Denetimlerde, tatlı üretiminde kullanılan şekerlerin içinde ölü böcekler ve böcek kalıntıları da tespit edilmiş.
Marketlerde, bakkallarda her gün gördüğümüz ünlü markalar…
Mesele yalnızca gıda değil; halk sağlığı, denetimsizlik ve büyük bir aldatmaca!
Ayrıntılar bugünkü yazımda
“İŞ BANKASI ÇALIŞANLARINDAN DUYURU"
Biz iş Bankası Çalışanları olarak Erdoğan'ın İş Bankasındaki Atatürk'ün hisselerine el koyulması konusundaki bütün gerçeği biliyoruz. Bu gerçekleri ülkemin her ferdi de bilmeli.
TÜRKİYE İŞ BANKASI AŞ GERÇEKLERİ‘’İş Bankasına karşı, ağzının suyunu akıtanlara ithaf olunur,,
Bildiklerimiz, Bilmediklerimiz .!!!
-İş Bankası'nın % 40.12'si Banka çalışanlarına ait olan Munzam sandık vakfına aittir.
Ülkemizde ve dünyada bu büyüklükte , çalışanlarının ortak olduğu başka bir kuruluş yoktur.
YANİ İŞ BANKASININ PATRONU YOKTUR, DEĞİŞEBİLEN PROFESYONEL GENEL MÜDÜRLERİ VARDIR.
- İş Bankası'nın % 28.09’ u Bu Bankanın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ait olup, bu hisseleri de Atatürk adına Cumhuriyet Halk Partisi temsil etmekte, Temettü gelirlerini de Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'na bağışlamaktadır.
CHP iş bankasından 1 kuruş gelir alamamaktadır.
- İş Bankasının % 31.79 u da Halka açık hisselerdir. Yani borsadaki iş C, İş B , İş A gibi hisseler.
- İş Bankasının bugünkü piyasa değeri ; 25.700.569.000 TL (Yirmibeş milyar yediyüz milyon beşyüz altmışdokuzbin TL) Ülkesini Harami gibi soyup soğana çevirenlerin, soymaya yeni kaynaklar arayışına girmelerinden dolayı, CHP bahanesiyle saldırmalarının asıl altında yatan gerçek bu paradır.
- İş Bankasının Yönetim kurulu 11 kişiden oluşmaktadır, 7 üye bankanın kendi içinde bankanın çalışanlarından, ( Yani alaylı) oluşmakta, 4 üye de CHP li temsilcilerdir.
-İŞ BANKASINDA KARARLAR 6 ÜYENİN OYUYLA KABUL GÖRMEKTEDİR. Dolayısıyla CHP li üyeler isteselerde tek başlarına iş bankasında siyası karar alamazlar, ve banka buna müsaade etmez.
- İş Bankasındaki şu andaki CHP Temsilcileri ;
- Murat Karayalçın ; DPT de Uzman, Ankara Belediye Başkanlığı yapmış , SBF Mezunu Deneyimli siyasetçi.
- Müslim Sarı; Milletvekili Uzman Ekonomist.SBF Mezunu,
- Rahmi Aşkın Türeli ; Maliyeci , SBF mezunu , Ekonomist.
- Özcal Korkmaz ; İktisatçı, Hesap Uzmanı , Maliyeci
Bu temsilci sıfatlarını niye yazdım ; Salt İmam Hatip Okulu Mezunu diye bu görevlere atanmadıklarını anlatmak için, TÜBİTAK başkanlığında olduğu gibi.
- İş Bankası Tüm Çeklerinde ‘’ATATÜRK" logosunu kullanan tek bankadır.
Kaynak; T.İş Bankası Çalışanları..
Mehmet Ali Sakallı..
BÖLÜNME SÜRECİNİ DURDURACAK TEK İRADE TÜRK MİLLETİNİN İRADESİDİR. EĞER TÜRK MİLLETİ UYANIRSA…
DEDE KORKUT “OĞUZ’UN UYKUSU DERİNDİR. BIÇAK KEMİĞE DAYANMADAN UYANMAZ” DİYOR!
Türk Milleti İstiklal Harbi neticesinde Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ağır
çekim yıkıldığının farkında değil.
Farkında olmamasının nedeni yıkımın gizli olması değil. Yıkım çok açık. Ancak Türk Milleti bunun ağır çekim bir yıkım olduğunun ve durumun ne kadar vahim olduğunun henüz maalese farkında değil.
PKK’ya af ve yeni Anayasa ile birlikte milli-üniter-laik Türkiye Cumhuriyeti yıkılıyor.
PKK ve DEM temsilcileri 100 yıllık sorunun çözüldüğünü söylerken kastettikleri milli-üniter devletin yani Türk Milleti ve Türk devletinin çözülmesi.
Yerine ise adı Türkiye Cumhuriyeti olsa bile çok uluslu (eşit yurttaşlık) ve özerk bölgeli (Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı) ve iki resmi dilli (kamu hizmetlerinin Kürtçe olması ve Kürtçe eğitim) bir devleti kurulması hedefleniyor.
Nasıl DEM devletin yıkıldığını ve yenisinin kurulduğunu gizlemiyor ise AK Parti de gizlemiyor.
2017’de AK Partili Ayhan Oğan şöyle demişti: “Biz yeni bir devlet kuruyoruz… Bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır.”
AK Parti’nin 14 Ağustos 2026’da yayınlanan 25. Yıl Vizyon Belgesi’nde de dikkat çekici bir ifade var: “Önümüzdeki çeyrek asır, inşa ettiğimiz kapasitenin kurucu bir etkiye dönüşeceği dönem olacak.”
“Kurucu etki” evet devletin yeniden kurulması. Her şey çok açık.
PKK Affı ve yeni Anayasa süreci başlarken Devlet Bahçeli ne demişti: “Önümüzdeki dönemde çok şey değişecek, her şey değişecek. İnşallah Türkiye değişmez.” ( İnşallah Türkiye parçalanmaz demek istiyor)
Bölünme sürecini durduracak tek irade Türk Milletinin iradesidir. Eğer Türk Milleti uyanırsa…
Dede Korkut “Oğuz’un uykusu derindir. Bıçak kemiğe dayanmadan uyanmaz” diyor.
Mustafa Kemal Atatürk ise Anadolu’ya geçmeden önce İstanbul’da yaptığı hazırlıklar sırasında istiklal mücadelesine inançsızlıkla bakan arkadaşlarına Türk Milletinin direnç gücüne olan büyük inancı ile cevap veriyordu.
Üzerimize düşen görev Türk Milletini bu ağır çekim yıkıma karşı uyandırmak ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıkılmasına engel olmaktır. @zaferpartisi
Yılmaz Özdil’in videosunu bu çerçevede izleyin lütfen
Anlaşılıyor ki, milletimiz yine unutmuş ve bu unutkanlıktan yararlanılmaya çalışılıyor.
İşin doğrusu şöyle:
2000 yılında Nuh Mete Yüksel Fethullah Gülen ve cemaati hakkında terör örgütü davası açtı.
2002 yılında Nuh Mete Yüksel, bir kaset kumpası ile devre dışı bırakıldı.
Hemen arkasından Fethullah Gülen'e açılan dava, 2003 yılında daha önceden çıkarılan Rahşan affı kapsamına alınarak Fethullah Gülen örgütü hakkında karar verilmesi 5 yıl ertelendi.
2006 yılında, AKP iktidarı tarafından 3713 sayılı terörle mücadele kanununda yapılan değişiklikle, terör örgütü sayılabilmesi için cebir ve şiddet şartı getirildi. Bunun arkasından Fethullah Gülen'in avukatları davaya itiraz ettiler ve dava kanunda yapılan değişiklik nedeniyle beraat ile sonuçlandı. Fethullah Gülen hakkında açılan davadan bu sayede kurtuldu.
Bu sırada çoktan Türk ordusuna kumpaslar kurulmaya başlanmıştı.
2005 yılında Şemdinli kumpası kurulmuştu.
2006 yılında Danıştay suikastı kumpası kurulmuştu.
1999 yılında Abdullah Öcalan'ın teslim edilmesinden sonra Ecevit'in yardımı ile Amerika'ya giden Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hakkında açılan terör örgütü kurmak ve yönetmek suçundan da beraat edip devlet içinde kadrolaşmaya başladı.
2007 yılında Ergenekon ve Balyoz kumpasları arka arkaya geldiğinde AKP iktidarı devletin en mahrem yerlerine sızan Fethullahçı savcılara ve hakimlere en büyük desteği verdi.
Tayyip Erdoğan "ben bu davanın savcısıyım" bile dedi, hatta fethullahçı savcı Zekeriya Öz'e kendi makam arabasını tahsis etti.
Pek çok fethullahçı sahte diplomalar ve çalınmış sınav soruları ile devlet kademelerine, akademiye AKP iktidarı döneminde yerleşti.
2010 referandumunda "mezardakiler bile oy vermeli" açıklamasıyla en büyük destek Fethullah Gülen'den geldi.
Bu sıralarda ilk açılım tam gaz devam ediyor, PKK terör örgütü şehirleri hendekler, patlayıcı maddeler ve silahlarla dolduruyordu.
Fethullahçı yazarlar ve gazeteciler televizyonlara çıkıp "Ergenekon-Balyoz operasyonları olmasa bu açılım yapılamazdı" diyorlardı.
Yıllar sonra AKP iktidarı tarafından "milli orduya kumpas" diye adlandırılan bu operasyonlar FETÖ tarafından yapılırken, AKP iktidarı PKK'ya açılım yapıyordu. At başı...
15 Temmuz'un taşları bir günde döşenmedi, devletin yıllarca mercekle izlediği ve ilk fırsatta dava açtığı Fethullah Gülen, AKP iktidarı döneminde hem açılan davalardan kurtuldu hem de devletin her tarafına nüfuz etti.
Tayyip Erdoğan 15 Temmuz sonrası yaptığı konuşmada devlet içindeki fetö faaliyetleri hakkında "aldatıldık" dedi.
Bugün bazılarının kökü bütünüyle dışarıda ya da dış istihbarat örgütleri ile bağlantılı olan pek çok tarikat ve cemaat, zamanında fetö'ye sağlanan müsamahadan yararlanarak faaliyetine devam ediyor.
Kim aldatıldı, kim hala aldatmaya devam ediyor bunları tarih yazacak, ama unutulan o kara günleri hatırlatmak da bize görev olsun.