Japonya, geleceğini hurda klimaların içinde arıyor.
4 Temmuz'da Japon basınına bir haber düştü.
Japonya'da eski ev klimaları toplanacak, motorları sökülecek ve içindeki mıknatıslardan değerli metaller çıkarılacak.
Programı yürüten şirket, ülkenin sanayi devlerinden Mitsubishi Electric.
Japon sosyal medyası haberi dalgaya aldı. "Balkonlardan klima çalınır artık" diye espriler döndü.
Çin devlet medyası da katıldı. "Klimadan metal çıkarmak uluslararası bir şaka" diye üst üste yazı yayınladılar.
Burada durun.
Bir habere gülüyorsanız bir kez güler geçersiniz. Üst üste yazı yazıyorsanız, gülmüyorsunuz demektir.
Bu haber şaka değil. Perde arkasında süren bir mücadelenin en yeni cephesi.
Olayı en başından kurayım.
Aylardır Japonya ile Çin arasında Tayvan gerginliği var. Japonya, olası bir Tayvan savaşında askeri seçeneği açıkça dile getirdi.
Çin bunu yanıtsız bırakmadı. Ama yanıt ne diplomatik bir nota oldu ne askeri bir tatbikat.
Çin, Japonya'ya sattığı bir şeyi kesti. Sanayinin en küçük ama en vazgeçilmez parçasını.
Klimanızın motorunu döndüren, telefonunuzu titreten, elektrikli arabayı yürüten küçük mıknatıslar var.
İçlerindeki metaller gramla ölçülüyor ama onlarsız ne fabrika çalışıyor ne füze hedef buluyor ne radar görüyor.
Bu metallerin adı nadir element. Az bulundukları için bu ismi almışlar.
Dünyada bu metalleri işleyip satabilen neredeyse tek ülke Çin. Japonya da yıllarca ihtiyacının yüzde 90'ını oradan aldı.
Kesintinin boyutu rakamlarda net.
Ocak ayından beri Japonya'ya terbiyum satışı sıfır. İtriyum yüzde 90 azaldı. Japonya'nın stokları ay ay eriyor.
Japonya beklemedi.
Hindistan'la maden anlaşmaları imzaladı, Grönland'a heyet gönderme kararı aldı. Ama bir madenin açılması, tesisin kurulması, metalin işlenmesi yıllar istiyor.
Stoklar ayla eriyor, çözümler yılla geliyor.
Klima programı tam bu boşlukta doğdu.
Her eski klimanın kompresöründe güçlü bir mıknatıs var. İçinde neodimyum, praseodimyum, disprosyum ve terbiyum var.
Yani Çin'in artık satmadığı metaller.
Mitsubishi'nin şirketleri klimaları toplayıp söküyor, mıknatısları çıkarıyor; kimya devi Shin-Etsu metalleri ayrıştırıp saflaştırıyor.
Hedef, klima üretiminde kullanılan nadir elementlerin yüzde 35'ini geri kazanımdan karşılamak.
Peki bir ülke böyle bir sisteme nasıl bu kadar hızlı geçebiliyor?
Çünkü sistem yeni değil. 16 yıl önce kuruldu.
2010'da Çin, bir ada krizi sırasında Japonya'ya nadir element sevkiyatını ilk kez kesmişti. Japon sanayisi iki ay boyunca stok sayarak yaşadı.
Kriz bitti ama Japonya o iki ayı hiç unutmadı.
O gün bir karar alındı: bu ülkeye giren hiçbir metal bir daha çöpe gitmeyecek.
Japonlar bu işe bir isim verdi.
Şehir madenciliği.
Mantık basit.
Japonya'nın toprağında maden yok ama Japonya 40 yıldır dünyanın en çok elektronik tüketen ülkelerinden biri. Her telefonda, her bilgisayarda, her klimada azar azar değerli metal var.
Maden toprağın altında değil. Şehrin içinde.
Araştırmalara göre Japonya'nın elektronik atıklarında, dünyanın altın rezervinin yaklaşık yüzde 16'sı kadar altın birikmiş durumda.
Bu sistemin gücünü dünya bir kez gördü ama kimse önemsemedi.
2020 Tokyo Olimpiyatları'nın madalyalarının tamamı, halkın bağışladığı eski telefonlardan çıkarılan metallerle üretildi.
Beş bin madalya, tek gram maden çıkarılmadan.
Herkes bunu sevimli bir çevre projesi sandı. Oysa o bir tatbikattı.
Bugün o sistem gerçek görevine çağrıldı.
Japonya'nın klimalarındaki o metalleri oraya kim koydu?
Çin.
Çin bu metalleri Japonya'ya 40 yıl boyunca kendi eliyle sattı. Japonya aldı, cihazlarına koydu, kullandı, hurdaya ayırdı.
O hurdalar şimdi ülkenin metal deposu.
Bir ülke sattığı malı geri alamaz.
Bir katman daha var. Onu da Çin medyasının kendisi işaret ediyor.
Programın resmi hedefi klima üretimi.
Ama Çin basınının yazılarında altı çizilen detay şu: programı yürüten Mitsubishi Electric, aynı zamanda Japonya'nın füze ve radar sistemleri üreten en büyük savunma şirketlerinden biri. Klimadan çıkan mıknatıs metalleri, güdüm sistemlerinde kullanılan metallerle aynı.
Tablonun öbür yüzü de var.
Geri kazanım zor ve pahalı. Verim düşük. Yüzde 35 hedefi sadece klima üretiminin ihtiyacını kapsıyor. Çöpten çıkan metal, Çin'in satışının yerini tutamaz.
Ama amaç zaten o değil.
Amaç zaman kazanmak.
Hindistan ve Grönland kaynakları devreye girene kadar sanayiyi ayakta tutacak köprüyü kurmak.
2010'daki ilk kesintinin sonucunu hatırlatayım.
O kesinti Japonya'yı kaynak çeşitlendirmeye ve geri dönüşüme zorladı; Çin'in dünya üretimindeki payı yüzde 97'den yüzde 60'lara indi.
Bir ülkeyi kaynaktan kestiğinizde ona çaresizlik vermezsiniz. Ona hazırlık verirsiniz.
Bugün gülünen klima programı, o hazırlığın ikinci sınavı.
Bu benim şahsi analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum, sizi bilgilendireceğim.