Asıl olan;
Anayasayı değiştirmek değil onu uygulamaktır.
Kural koymak değil kurallara önce kural koyanın uymasını sağlamaktır.
Enflasyonu düşürmeye çalışmak değil yükselmemesini sağlamaktır.
Bir yere gelmek değil oradan ayrılabilmeyi bilmektir.
Geçtiğimiz yıl @bayanyani için yazmıştım. Malum gözaltı ve tutuklama dalgaları nedeniyle dergi o ay ve bir daha çıkamadı. Sonra ben de yazıyı unutmuşum. Oysa unutulacak gibi değil konu. ''Grandioz Yaşlı Adamların Oyun Alanı; Türkiye Siyaseti'' biraz uzun burası için parça parça paylaşayım...
Canım sıkıldığında mırıldandığım Aşık Hüseyin'e ait bir dörtlük var. Bugün ihtiyaç duyanlar olabilir diye paylaşıyorum.
Hüseyin beyhude ah etme naçar
Bir kapı örterse birini açar
Buna dünya derler hepisi geçer
Hangi günü gördün akşam olmamış.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Bugün Anneler Günü.. Gelin size kendimden değil de başka annelerden bahsedeyim önce. Bu geçtiğimiz sene, hayatımda yakından tanıdığım annelerin sayısı belirgin ölçüde arttı. Ve ben:
- Eşi yanında olmasına rağmen doğru düzgün hiçbir destek alamadığı için sırtında çocuklarının bütün yükünü taşıyan,
- Boşandığı eşi hiçbir sorumluluğu gerçek anlamda üstlenmediği için çocuklarının her şeyi olmak zorunda kalan,
- Çocuğu okulda zorlandığı / dışlandığı / yetersiz hissettiği / uyum sağlayamadığı için onlar için, onlardan daha çok çırpınan,
- Bedensel sağlığını hiçe sayıp çocukları için her yere ve her şeye koşan,
- Çocuklarına yeterli ilgiyi verebilmek için kendi mesleğini arka plana atmak durumunda kalan,
- Çocukları daha iyi eğitim alsın ya da içinde bulunduğu alanda daha da çok gelişsin diye sabah-öğlen-akşam durmaksızın çalışan, koşturan, para kazanmak için didinen,
- Eşi ya da ailesinden başka birileri bir hastalıkla boğuştuğu için aynı anda hem o kişiye bakım veren hem de çocuklarını eksik bırakmamaya çalışan,
- Çocukları boşanma sürecinin etkilerini en az hissetsin diye canı çok yanmasına rağmen babaları kötü göstermemeye uğraşan
birçok kadının hikayesine yakından şahitlik ettim. Kimi zaman birlikte ağladık, kimi zaman birlikte çözüm aradık, kimi zaman çaresizlik içinde oturup kaldık. Ama sonunda hep bir şekilde ayağa kalkıp devam ettik.
Annelik, üzerinde çok fazla “oyun oynanan” kavram bence.. Ters giden ne varsa anneliğe yüklenebilir ne de olsa.. Üstelik kendi içinde zaten sürekli yetersiz hissettiğin bir rol olduğu için (çünkü bir “en iyi anne” mertebesi yok, bir kullanım kılavuzu yok, bir onay mercii yok - çok şükür ki yok bir yandan da) kendimizi sürekli daha iyisini yapmayı hayal ederken buluyoruz.
Bir anne olarak kendime de sürekli hatırlatmaya çalıştığım şu bilgiyi bugün bir kez daha burada paylaşmış olayım: Çocuk, mükemmellikten beslenmez; çocuk çabadan beslenir. Çocuk bir şekilde orada kalmayı başarmanızdan beslenir, çocuk her şeyin en iyi şekilde yapılmasından değil, hatalardan ders almaktan beslenir. Tersine, mükemmellik çocuğa ulaşılmaz bir hedef gibi hissettirip bizden uzaklaştırabilir bile.
Hepimiz için dilerim ki çocuklarımızla birlikte hata yapalım, birlikte ilerleyelim, birlikte düşelim, birlikte kalkalım, birlikte öğrenelim, birlikte yol alalım.
Yüreğinde anneliği hisseden, anne olmak adına çabasını hiç eksik etmeyen herkesin Anneler Günü kutlu olsun 🤍
Dijital radikalleşme, bilgisayar oyunları, sosyal medya ve çevrimiçi faktörlerin aşırı ideolojiler, şiddet ve silahlı davranışlara etkisiyle ilgili uzun soluklu bir TÜBİTAK1001 projesini geçen sene bitirmiştik.
Son olaylar hepimizi üzdü; çok sayıda da uzman hocamız kendi alanlarından önemli bulguları burada paylaştı. Ben de üzerinde 8-9 yılı bulan orijinal veri toplayarak ve farklı ülkeleri karşılaştırarak tamamladığımız büyük ölçekli Tübitak projemizden bazı gözlemler paylaşmak isterim, tartışmaya biraz faydası olması açısından.
“Tarihin en üzücü derslerinden biri şudur: Eğer uzun süre kandırılmışsak, bu kandırmacaya dair her türlü kanıtı reddetme eğiliminde oluruz. Artık gerçeği öğrenmekle ilgilenmeyiz. Kandırmaca bizi esir almıştır."
Carl Sagan
📢 TGSS 2024 Veri Seti ve Codebook Erişime Açıldı!
Türkiye'nin sosyal, kültürel, ekonomik ve politik yapısını anlamaya yönelik tasarlanmış olan TGSS, kapsamlı veri setini kullanıma açtı.
Türkiye'nin toplumsal haritasını anlamak isteyen araştırmacılar, öğrenciler ve politika yapıcılar bağlantı üzerinden TGSS 2024 veri setine ve codebook'a erişebilir. ⤵️
🔗 https://t.co/Zxv1Uwf2z8
#TGSS2024 #SosyalBilimler #VeriAnalizi
AI'nın geleceğini baba gözüyle sorgulayan bu belgesel,
belki de bugüne kadarki en dengeli AI anlatısı.
Zamanımızın en acil izlenmesi gereken tüylerinizi diken diken edebilecek belgesellerinden biri bence.
Everything Everywhere All at Once ve Navalny'nin Oscar'lı ekibi şimdi de yapay zekâyı belgesel yapıyor:
The AI Doc: Or How I Became an Apocaloptimist
(Yapay Zeka Belgeseli: Nasıl Apokaloptimist Oldum)
Adı bile olay:
Apocaloptimist (kıyamet + optimist).
Kıyamet İyimseri / Felaket Optimisti
Belgeselin konusu kısaca baba olacak bir adamın, çocuğuna bırakacağı dünyaya bakarken AI çılgınlığının ortasına dalmasını konu alıyor. Kıyamet mi ütopya mı? Film ikisini de dengeli anlatmaya çalışıyor ki bu belki AI'dan bile daha zor.
Ayrıca belgesel el yapımı! CGI şov yok. Gerçek zamanlı AI evrimini yakalıyor. Çekim sırasında kullandıkları araçlar bile vizyona kadar eskimiş olabilir. Bu paradoks bile başlı başına izlemeye değer kılıyor bunu...
Sundance'te prömiyer yaptı, Mart 2026'da sinemalarda (ABD). Türkiye'de ne zaman gelir bilinmez, o yüzden dublajlı fragmanla başlıyoruz!
Bu yüzden fragmanını ElevenLabs'la Türkçe dublajlı yaptım, Türk AI topluluğu için! Alt yazı da ekledim.🎙️🇹🇷
Peki siz hangi taraftasınız:
Kıyametçi mi, accelerationist mi?
Yoksa apocaloptimist mi?
Credits thread'de...👇
In 10 years, there will be two classes of people.
Economists call it the "K-shaped economy" - and the next 2-3 years will decide which line you're on.
• An overclass that uses AI as a lever to build wealth, automate income, and make decisions at a speed no human can compete with alone.
• And an underclass that gets managed by it.
This isn't just "coming". It's already happening.
Some mind-blowing stats:
• Workers with AI skills earn 56% more than the same job without them. That premium doubled in a single year.
• Industries adopting AI are seeing 3x the revenue growth per employee.
• Meanwhile, 90% of workers haven't taken a single hour of AI training.
• Goldman Sachs estimates 300 million jobs will be affected by AI by 2028. That's 24 months from now.
If you're reading this now and you haven't built systems with AI - haven't automated a single workflow, haven't used it to create anything that makes you money or makes you irreplaceable - you are currently on the wrong line.
That's not an insult. You have the agency to change your trajectory right now.
But six months from now, the gap will be twice as wide. And a year from now, it may not be crossable.