Benim merakım kendinden emin şekilde "uyarlanmaz günümüze" diyenler neye dayalı diyor ortada görüş yok emsal yok dahası 342, 8 sene iptaldi diye yazı okudum :) Bana göre de harici fikir doğru. Bedel yazıyorsa bedel iade edilir çünkü sözleşme başı seçimlik hakkını kullanmamışsın
Maalesef 2012 sonrası akdedilmiş sözleşmeleri kapsar bir emsal, görüş çıkmadı. Yargı makamları ile haricen görüşmelerde "sözleşmede açıkça bedel yazılmışsa bedel iade edilir ama sadece kira adedi yazıyorsa "2 kira bedeli" diye o halde güncelden verilir. Ama buna dair karar yok.
MÜDDETNAMEYE GÖRE TAHLİYE TARİHİ HESAPLAMA
1-Öncelikle bihakkın tahliye tarihine değil koşullu salıverme tarihine bakılır
2-Koşullu salıverme tarihinden kural olarak denetimli serbestlik süresi düşülerek tahliye tarihi bulunur
3-Ancak denetimli serbestlikten yararlanmak için kurul tarafından iyi halli kararı almak zorunludur. Yani denetimli serbestlikten yararlanma mutlak değildir
4-Denetimli serbestlik tüm içtimalı cezalar için bir kere verilir. Bu sebeple koşulludan düşülecek denetim süresi hesaplanırken müddetnamenin mahsup bölümünde yer alan kullanılan denetim toplam denetim hakkından düşülerek geri kalan denetim hakkı bulunur
Örnek-1: 1 yıl denetim hakkı olan hükümlünün müddetnamesindeki mahsupta 8 ay denetim varsa geriye 4 ay denetim hakkı kalır. Tahliye tarihi hesaplanırken koşullu salıverme tarihinden 4 ay düşükecek
Örnek-2: hükümlünün 3 yıl denetim hakkı vardı ve bunun 2 yılını kullandı. 2024 yılında işlediği bir suç sebebiyle cezalar İçtima edildiğinde denetim 1 yıla düşeceğinden artık hiç denetim hakkı yoktur ve yeni müddetnamedeki koşullu salıverilme tarihinde çıkar
Not edin lütfen, kolluğun, hangi şartlarda kelepçe takabileceğine dair önemli kararlardan bazıları şunlar; AİHM için Erdoğan Yağız/Türkiye, Avcı ve Diğerleri/Türkiye, Erol Arıkan ve Diğerleri/Türkiye; AYM için Mehmet Uçar, Seçkin Sökmez, Osman Gökalp, Arif Haldun Soygür
Yabancıların öğrenci ikamet izniyle Türkiye’de geçirilen süreler, vatandaşlık başvurusunda kural olarak geçerli ikamet süresinden sayılmaz. Nitekim Yönetmeliğin 71/ç maddesinde, “öğrenim amacıyla alınan ikamet tezkeresiyle Türkiye’de ikamet edilmesi Türk vatandaşlığının kazanılmasında geçerli ikamet olarak kabul edilmez” hükmü yer almaktadır.
Ancak aynı Yönetmeliğin 71/d maddesine göre, “kişinin sonradan geçerli sayılan bir nedenle ikamete bağlanması halinde önceki ikamet süreleri de hesaba katılır.”
Bu nedenle öğrencilik yıllarının vatandaşlık başvurusunda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, kişinin sonraki ikamet statüsüne göre ayrıca incelenmelidir.
Kiracının aidat ödememesinden dolayı icra hukukta tahliye davası açılır mı? Bu mevzu zaten sorun değildi ama sorun yaratıldı, sonra HGK çıktı yine çözüldü ama ısrarla bazı mahkemeler hala reddediyor
İst BAM 64 HD 2025/1868 E 2026/1215 K 20.04.2026
KİRA TESPİT DAVASINDA RAPOR HAZIRLANMASI İLE İLGİLİ GÜNCEL KARAR
BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
2024/4143 ESAS
2026/847 KARAR
11.05.2026
18/11/1964 gün ve 2/4 sayılı Y.I.B.K. ve yerlesik Yargıtay uygulamalarına göre “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca kira bedelinin tespitinde öncelikle tarafların tüm delilleri varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, kiralananın niteliklerine göre üç kisilik (insaat-mimar, mülk bilirkisileri) bilirkisi kurulu olusturularak bilirkisi marifetiyle kiralanan tasınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, res'en de emsal araştırılmalı, bilirkişilerce gerekli ölçüm ve inceleme yapılıp böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteligi, kullanım sekli, kira baslangıç tarihi, kira süreleri vb.) kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu tasınmazın yeniden kiraya verilmesi (boş olarak) halinde getirebilecegi kira parası belirlenmeli, hakimce bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafete; özellikle tarafların kira sözlesmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira parasına hükmedilmelidir. Bunun için, dava konusu yerin serbest kosullarda yeniden boş olarak kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası bilirkisilerce usulünce saptanmalı, bilirkisi raporu mahkemece somut gerekçeler ısığında res’en degerlendirilmeli, buna göre hak ve nesafete uygun kira parası hakim tarafından saptanmalıdır.
Bilirkisilerce bu belirleme yapılırken benzer yerlerin kira sözlesmeleri incelenmeli (re'sen emsal arastırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) dava konusu yerle ayrı ayrı karşılastırılarak kira parasına etki eden hususlar üzerinde durulmalıdır.
Kira tespiti davalarında taraflara var ise emsal kira sözlesmelerini sunmak üzere süre verilmeli, ancak taraf emsalleri ile yetinilmeyip resen emsaller araştırılmalıdır. Öte yandan taraflarca emsal sunulmasa veya resen emsal tespit edilemese dahi bilirkisilerin bilirkişilik görevi nedeni ile baska dosyalardan bildikleri emsallerin resen emsal olarak degerlendirmeleri, ayrıca çevrede rayiç kiraların ne olduğu konusunda emsal arastırması yaparak tasınmazın yeni kira döneminde bos olarak kiraya verilmesi halinde getirebilecegi kira gelirinin ne oldugunun gerçeğe en yakın bir sekilde belirlenmesi, bilirkişi raporunda incelenen taraf veya resen emsallerin nitelikleri, dava konusu tasınmaza göre kıyaslanarak belirlenen miktara ne sekilde ulasıldıgının açık bir sekilde gösterilmesi gerekir.
…
Yerel mahkemece keşif - bilirkişi incelemesi yapılmış olmakla, bilirkişi heyeti raporunda dava konusu tasınmazın aylık kira bedelinin 10.500.00 TL., olacağı sonuç ve kanaatine varıldıgı, yerel mahkemece bu bedel üzerinden hak ve nesafet indirimi yapılarak aylık kira bedelinin 10.000,00 TL olarak tespitine karar verildigi görülmektedir.
Yerel mahkemece her ne kadar mahallinde uzman bilirkişiler katılımı ile keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmışsa ise de; alınan raporda resen kiranın belirlendiği, emsal incelemesi yapılmadığı gibi raporun yukarıda belirtilen Yargıtay Içtihatı Birlestirme kararında belirlenen ilkeler çerçevesinde hazırlanmadıgı, belirlenen miktara ne sekilde ulasıldıgının yine dava konusu yerle ayrı ayrı karsılastırılarak kira parasına etki eden hususların neler oldugunun açık bir sekilde gösterilmedigi, bunlara iliskin herhangi bir degerlendirme bulunmadıgı gibi tasınmazın yeniden bos olarak kiraya verilmesi halinde kira parasının tespit edilmedigi, bu yönler itibari ile raporun eksik, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan; yerel mahkemece belirlenen miktar denetlenebilir olmadığı gibi hükümde hakkaniyet indiriminden bahsedilmesine ragmen ne oranda hakkaniyet indiriminin uygulandıgı belirtilmemis olup hüküm bu yönü ile 6100 sayılı HMK. 297 maddeye açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Ayrıca kabule göre de; karar ve ilam harcının aylık kira farkı üzerinden alınması gerekirken yıllık kira farkı üzerinden alınması da hatalı olup bu hususunda düzeltilmesi gerekmekte oldugu anlasılmakla taraf vekillerinin bu yönlere yönelik istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir.
Sıklıkla denetim sırasında yeni bir suç işlendiği ne olacağı soruluyor
Yeni işlenen suçun alt sınırı 1 yıl ve üstünde değilse sorun yok denetim devam eder
Aksi durumda mahkemece iddianamenin kabulü ile denetim dosyası kapatılır kalan süre için açığa iade kararı verilir
Minnet duygusu gerekçesi ile tapuda yapılan satış neden muvazaalı değildir?
1. Murisin terekesi bakım olarak karşılığını almıştır devrin.
2. Satış işleminin karşılığı para olmak zorunda değildir.
3. Tapudaki satış işleminin karşılığında bakım ifa edildiği için şekle aykırılık söz konusu olmaz.
4. Elbette murisin bakım ihtiyacı görülmüştür.
📌 Kira davalarında süreç nasıl işler, tahliye nedenleri nelerdir?
▪️ Temerrüt ve akde aykırılık
▪️ İhtiyaç ve yeniden imar sebebiyle tahliye
▪️ İki haklı ihtar & Tahliye taahhüdü
▪️ 10 yıllık uzama süresinin dolması
⚖️ Av. Hakan Dimdik, uygulamaya yönelik tüm detayları, icra takipleri ve dava türlerini kapsayan 107 sayfalık kapsamlı bir slayt serisiyle özetledi.
Meslektaşlarımız ve ilgililer için faydalı bir kaynak: 👇
https://t.co/kLz8RULD8j
#SanalHukuk #KiraDavası
BEŞ BAŞLIKTA ZAMANAŞIMI⬇️
-Zamanaşımı defi, ilk itirazlardan olmayıp ıslaha konu edilebilir.
-Zamanaşımı bir defi olup ileri sürülmedikçe hakim tarafından resen dikkate alınamaz.
-Süresinde cevap dilekçesi verilmiş ise ıslahla zamanaşımı defi ileri sürülebilir.
-Süresinde cevap dilekçesi verilmemiş ise ortada ıslah edilecek bir işlem bulunmadığından ıslahla zamanaşımı definde bulunulamaz.
-Cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmamış ise de, davacının daha sonradan ıslahla artırdığı kısma yönelik zamanaşımı definde bulunulabilir.
Kesinleşmiş hapis veya adli para cezasının infazı ne kadar gecikirse, mükerrirlik için aranan 3 ve 5 yıllık süreler de o kadar gecikeceği gibi; 1 veya 3 yıllık yeni bir denetimli serbestlikten yararlanma ihtimali de ortadan kalkabilir.
Bu sebeplerle,
5 YIL ALTI CEZALAR SUÇ VASFINDA HATA SEBEBİYLE TEMYİZ EDİKEBİLİR
İstisna haller dışında 5 yıl ve altı cezalar temyiz edilemez
📌Ancak Yargıtay içtihatla 5 yıl altındaki cezalarda da suç vasfında hata yapılmışsa temyizin mümkün olduğuna hükmetmiştir
Yargıtay https://t.co/LWCEHDGmcU 30.12.2025
2024/3612, 2925/9717K👇
İst BAM 36 HD 2024/5083 E 2026/377 K 04.02.2026
- Tahliye Taahhüdüne sadece Kiraya Veren dayanır kiraya vermeyen malikin dava hakkı yoktur
- İhtiyaç Sebebi ve Taahhüde itirazın İptali terditli açılabilir
- İmzalı, boş taahhüt veren sonucuna katlanır (kabullenelim bunu)
📌 MURİS MUVAZAASINA DAYALI TAPU İPTAL VE TESCİL DAVALARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAZI HUSUSLAR
Güncelleme: 24/02/2026
Muris muvazaası, uygulamada en çok karşılaşılan miras uyuşmazlıklarından biridir. Özellikle miras bırakanın sağlığında yaptığı temliklerin “satış” gibi gösterilip gerçekte bağış niteliğinde olması halinde, mirasçılar tarafından tapu iptal ve tescil davası açılmaktadır.
Aşağıda uygulamada dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar yer almaktadır. 👇
MURİS MUVAZAASINA DAYALI TAPU İPTAL TESCİL DAVALARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BAZI HUSUSLAR
AVUKAT HAKAN DİMDİK
(GÜNCELLEME TARİHİ 24/02/2026)
Bu çalışmada ölünceye kadar bakma sözleşmesi ele alınmamıştır.
1.Bu davaların temel dayanağı TBK 19 ve 01/04/1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararıdır. Bu nedenle bu davalarda 01/04/1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararı geniş uygulama alanı bulur. Bu nedenle bu içtihadı birleştirme kararı su gibi içilmelidir.
2.Muris muvazaası nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Mirasbırakan gerçekten de sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Burada iki işlem vardır:
a.Gizlenen: Bağış sözleşmesi.
b.Görünen: Satış sözleşmesi ya da ölünceye kadar bakım sözleşmesi.
3.01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İBK uyarınca;
a.Gizli bağış sözleşmesi TMK 706, TBK 237, Tapu Kanunu 26’daki şekil koşullarını sağlamadığından geçersizdir.
b.Saklı pay sahibi olsun ya da olmasın tüm mirasçılar tapu iptal ve tescil davası açabilir.
c.Mirasbırakanın mirasçısından mal kaçırma iradesi ile hareket etmiş olması gerekir.
4.Muris muvazaası murisin tapuda satış suretiyle devrettiği taşınmazlar bakımından geçerlidir. Eğer tapuda bağış söz konusu ise gerçek niyet zaten bağış olduğu için muvazaa söz konusu olmayıp koşulları varsa denkleştirme (iade) ve tenkis söz konusu olabilir. Yine ölünceye kadar bakma sözleşmeleri bakımından da bu dava uygulama alanı bulur. Çünkü burada da gerçek niyet bağış olmasına rağmen ölünceye kadar bakma akdine istinaden tapuda işlem yapılmıştır.
5.Satış işlemi, gerçek irade bağış olduğu için tarafların gerçek iradesini yansıtmaması, muvazaa ve TMK 2 nedeniyle geçersizdir. Bağış işlemi ise şekle aykırılıktan geçersizdir. Çünkü tapuda bağış sözleşmesi yapılması gerekirdi.
6.Muvazaa davası teknik olarak bir yolsuz tescil davası olup burada uyuşmazlık taşınmazın aynından kaynaklıdır.
7.Vasiyet yolu ile gerçekleşen kazandırmalar da muvazaanın konusunu teşkil edemez . Çünkü burada sağlararası danışıklı bir işlem söz konusu olmayıp murisin son arzuları söz konusudur. Burada koşulları varsa vasiyetin iptali veyahut da tenkis söz konusu olabilir.
8.Taşınırlar bakımından muris muvazaasına dayalı istemde bulunulamaz .
9.Kooperatif ve şirket ortaklık paylarının devirleri muvazaaya konu olmayacak olup koşulları varsa denkleştirme ve tenkis istenebilir.
10.Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar bakımından muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davası açılamaz . Çünkü muris muvazaası satış sözleşmesinin şekle aykırı yapılmasını da ihtiva eder. Burada koşulları varsa tenkis istenebilir.
11.Yargıtayın bazı kararlarına göre İntifa hakkı tesisi bakımından da muvazaa ileri sürülebilir . Ancak kimi kararlarında intifa hakkı için muvazaa ileri sürülemeyeceğine karar verilmiştir .
12.Kendisine bakan evladına minnet duygusuyla taşınmazını satış suretiyle devredilmesi söz konusu ise Yargıtay burada muvazaa olmayacağı görüşündedir . Bu durumda mirasbırakan satışa karşılık bakım hizmeti almış olmaktadır . Ancak özel bakıma ihtiyacı olmayan murisin tapuda satış yaparak gerçekte bağış iradesinin olması durumunda muvazaa davası açılabilecektir . Bununla birlikte birden çok taşınmazı olan bir murisin birden fazla taşınmazını minnet duygusuna istinaden satış suretiyle devretmesi muvazaa kapsamına girebilme ihtimali vardır. Ayrıca murisin malvarlığı oranına dikkat edilmelidir.
13.Mirasbırakanın çocuklarından birine para vererek taşınmaz alımına katkı sunması durumunda muvazaa olmaz, koşulların varlığı durumunda denkleştirmeden söz edilir. Burada muris tarafından paranın diğer mirasçıya verildiğinin ispatı önem arzeder.
14.Mirasbırakanın senet düzenleyerek kendini borçlu hâle getirmesi durumunda da yine muvazaa söz konusu olmaz. Koşulların varlığı durumunda denkleştirmeden söz edilebilir.
15.Kadastro Kanunu m. 13/B a ve b bentleri uyarınca, mirasbırakan, mülkiyetinde olan taşınmazını kadastro teknisyeni huzurunda vereceği tek taraflı beyanı ile üçüncü kişi adına tespit ettirilmesini sağlayabilir. Yargıtaya göre burada muvazaa söz konusu olmaz. Çünkü bu, mirasbırakanın tek taraflı işlemi olup taşınmazın üçüncü kişiye devrini sağlayan bir sözleşme söz konusu değildir. Buna göre mirasbırakan kadastro tespiti sırasında taşınmazı kendisi üzerine kaydettirmeyip çocuklarından birinin kendi üzerine kaydetmesine göz yumması durumunda da muvazaadan söz edilemez. Burada açılacak davanın dayanağı muvazaa dayalı olmayıp doğrudan mülkiyet iddiasıdır. Burada Kadastro kanunu madde 12/3’teki sürelere de dikkat edilerek tapu iptal ve tescil davası açılabilir (Y. 1. HD 2025/4016 K.).
16.Mirasbırakan mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla değil de başkaca sebeplerle muvazaalı işlem yapması durumunda 01/04/1974 tarihli 1/2 sayılı İBK kararının uygulama alanı olmaz. Örneğin mirasbırakanın alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlem yapması durumunda muris muvazaasından söz edilemez.
17.Genellikle şu hallerde muris muvazaası söz konusu olur:
a.Mirasbırakanın taşınmazı mirasçılardan birine tapuda satış göstererek devretmesi,
b.Mirasbırakanın taşınmazı önceki (ya da sonraki) evliliğinden olan çocuğuna/çocuklarına tapuda satış göstererek devretmesi,
c.Mirasbırakanın taşınmazı sonraki eşine tapuda satış göstererek devretmesi,
d.Mirasbırakanın taşınmazı kız çocuklarından kaçırarak erkek çocuklarına tapuda satış göstererek devretmesi.
18.Özetle muris muvazaasına dayalı tapu iptal tescil davası açılabilmesi için;
a.Dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı olması,
b.Dava konusu taşınmaza muvazaalı işlemden önce murisin mâlik olması,
c.Murisin amacının mirasçıların miras paylarını bertaraf etme niyetinin olması,
d.Gerçek niyet bağış iken devrin tapuda satış olarak gösterilmesi
Gerekir.
19.Bu davayı saklı payı olsun ya da olmasın hakkı çiğnenen tüm mirasçılar açabilir. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılar ve evlatlıklar bu davayı açabilir. Kural olarak mirasçının dava konusu işlemin yapıldığı tarihte mirasçı olması gerekmez, davanın açıldığı tarihte mirasçı olması yeterlidir.
20.Bu davayı tek bir mirasçı açabileceği gibi birden fazla mirasçı da tek bir dilekçe ile açabilir.
21.Mirası reddeden, mirastan feragat eden, mirastan ıskat edilen (çıkarılan) kişiler bu davayı açamaz. Fakat ıskat edilen kişi ıskatın iptalini dava edebilir, bu takdirde muris muvazaası davası bekletici mesele yapılır.
22.Dava, yolsuz tescilin düzeltilmesine ilişkindir. Dolayısıyla muris muvazaası davası bir aynî davadır.
23.Bu dava mirasbırakanın muvazaalı işlemi yaptığı kişiye karşı açılır.
24.Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Birden fazla taşınmaz söz konusu ise bu taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabilir.
25.Bu davalarda zamanaşımı ve hak düşürücü süre söz konusu değildir . Bir ara Yargıtay 1. Hukuk Dairesi uzunca zaman geçtikten sonra davanın açılmasının TMK 2’ye aykırı görmekte idi. Ancak daha sonra eski içtihada dönüldü.
26.Bu dava mirasbırakan hayattayken açılamaz, mirasbırakanın ölümünden sonra açılır . Mirasbırakan hayattayken davanın açılması durumunda dava reddedilir.
27.Bu davada talep, talep edenin miras hissesi ile sınırlıdır. Eğer taşınmazın terekeye iadesi istenmiş ise diğer mirasçıların da olurlarının alınması gerekir ya da terekeye temsilci atanması gerekir. En pratik yol hissse bakımından dava açmaktır.
28.Şayet muris taşınmazı mirasçıya değil de üçüncü bir kişiye tapuda satış göstererek muvazaalı olarak devretmiş ise bu takdirde mirasçılar davayı hisseleri oranında açamaz.
29.Uygulamada muris muvazaası davası ile terditli olarak tenkis isteminde de bulunulmaktadır. Ancak muvazaanın zaten kabul görmemesi durumunda geçerli bir satış sözleşmesi söz konusu olacağından tenkis isteminin de reddine karar verilmektedir . Çünkü muvazaa olmaması durumunda tereke karşılığını almış olacağından saklı paya tecavüzden de söz edilmeyecektir.
30.Tapu iptal ve tescil istemi belirsiz alacak davası ile ileri sürülemez, fakat terdit ile bedel belirsiz alacak davası ile ileri sürülebilir.
31.Taşınmazın davalının mülkiyetinde bulunuyor olması durumunda davadan beklenen amaç bakımından son derece önemli olup tedbir talep edilmelidir.
32.Lehine muvazaalı devir yapılan kişinin taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi durumunda davanın bu kişiye yöneltilebilmesi için bu kişinin kötüniyetli olması gerekir. Murisin muvazaalı işlem yaptığını bilerek devralan üçüncü kişi iyiniyetli değildir.
33.Bu davalar genellikle terditli olarak açılır. Tapu iptal tescil mümkün olmadığı takdirde bedel istenmelidir. Bedel istenirken de denkleştirici adalet ilkesi burada söz konusu olacaktır. Ancak buradaki denkleştirici adalet ilkesi Yargıtay içtihatları uyarınca taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden hesaplanır. Sebepsiz zenginleşmedeki denkleştirici adalet ilkesinden burada ayrılır. Her ne kadar muris muvazaası bir haksız fiil olsa da burada dava tarihinde taşınmazın değeri esas alınır. Dolayısıyla haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de söz konusu değildir.
34.Bu davada davalının mülkiyetinde olan dava konusu taşınmazlar bakımından tapu iptal tescilinin kabulüne, mülkiyetinde olmayan taşınmazlar bakımından da tazminata hükmedilir . Ancak kötüniyetli üçüncü kişilerin de davalı gösterilmesi durumunda bunlar bakımından da tapu iptal tescil isteminin kabulüne karar verilir. Ayrıca davacılar tapu iptal tescil istemeden doğrudan tazminat isteminde de bulunabilirler .
35.Bu davada davayı açan mirasçılar mirasbırakanın halefi konumunda olmayıp üçüncü kişi olarak kabul edilir. Dolayısıyla taraf muvazaasındaki yazılı delille ispat etme kuralı olmayıp her türlü delille ispat mümkündür.
36.Bu davada ispat külfeti davacıda olup dava her türlü delil ile ispat edilebilir. Sıklıkla ileri sürülen deliller;
a.tanık beyanları (Tanık delili son derece önemlidir),
b.yazılı deliller (taraf muvazaasının aksine yazılı delil zorunluluğu yoktur),
c.tapu ve kadastro kayıtları,
https://t.co/aGH29sS6qIşif ve bilirkişi incelemesi,
e.banka hesapları,
f.vergi makbuzları,
g.elektrik-su-doğalgaz faturaları ve makbuzları,
h.mektup vb. yazışmalar.
i.yemin.
37.Bu davada ispat edilecek husus mirasbırakanın mirasçı ya da mirasçıları miras payından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağış yaptığı ancak tapuda işlemi satış olarak gerçekleştirmesidir. Yargıtayın kriterleri:
a.Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri,
b.Olayların olağan akışı,
c.Mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı,
d.Davalı yanın alış gücünün olup olmadığı,
e.Satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark,
f.Taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki.
38.Sıklıkla görülen ispat olguları;
a.mirasbırakanın malını devretmesi için bir haklı ve makul nedenin olmaması,
b.devralan kişinin alım gücünün olmaması,
c.miras bırakanın ekonomik gücü,
d.mirasbırakanın ölümüne yakın taşınmazı devretmesine karşın terekede karşılığının bulunmaması,
e.mirasbırakanın az mal satarak çok para elde etmesi gerekirken çok mal satıp az para elde etmesi,
f.satış bedeli ile gerçek bedel arasındaki fark,
g.mirasbırakanın bakım ihtiyacının olmaması,
h.kızların mirastan pay alamayacağına dair yöresel gelenekler.
39.Davacı şartları varsa Ecrimisil de talep edebilir. Muris muvazaasında intifadan men şartı daha önceden yerine getirilmedi ise davanın açılması ile birlikte ecrimisil alacağı doğmaya başlar .
40.Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasında dava şartı arabuluculuk söz konusu değildir.
41.Davada harç nisbî olup davacının tapu iptal ve tescilini istediği hisse dikkate alınarak hesaplama yapılır.
42.Yine davada vekâlet ücreti de nisbî olup davacının tapu iptal ve tescilini istediği hisse dikkate alınarak hesaplama yapılır.
Faydalı olması dileğiyle.
Avukat Hakan DİMDİK
Link: https://t.co/3h2htjiWEb