"Aydınlanmış insan kendi değerini anlamış, gerçek doğasını keşfetmiş ve buna uygun yaşamaya kararlıdır. Özü asidir! Toplumun zorba kalıplarını aşabilmek ve kendi olarak yaşayabilmek için ciddi bir savaş vermiştir.
Artık tek derdi, kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır!"
T. TATAKER
İslam’ın yumuşak karnı kadındır
• “Kur’an’da dövme yok, çok eşlilik yok” demek tahriftir
• Batı yakasına göre Kur’an yeniden yazılıyor
• Kur’an’da dövme de var, çok eşlilik de var
Yurt dışında yaşayan bir kadın, statünün coğrafyayla ne kadar ilişkili olduğunu anlattı:
• Coğrafya kaderdir derler ya, bence statü de biraz coğrafya.
• Çünkü yurt dışına taşınınca Türkiye'de statü göstergesi olduğunu sandığımız birçok şeyin orada çok da kimsenin umurunda olmadığını fark ettim.
• Mesela Türkiye'de önemli bir buluşmaya arabayla gitme zorunluluğu hissederken Londra'da en şık kıyafetlerinle, topuklularla otobüs beklemek ya da şık bir yemeğe metroyla gitmek gayet normal karşılanıyor.
• Kimse hangi arabayla geldiğinle ilgilenmiyor; daha çok hangi otobüsle geldiğin merak ediliyor.
• Yarım saat yürüyerek geldiysen ekstra puan bile alabilirsin!
• Ev konusu ise başka bir şok sebebim. Bizde “ultra lüks, sıfır site” ayrıcalığı vardır ya; Londra'da yüz yıllık, gıcırdayan, asansörsüz ama karakterli Victorian evlerde yaşamak statü sayılıyor.
• Türkiye'de eve düzenli yardımcı almak da belli bir kesim için hayatın neredeyse standart bir parçasıyken burada tam anlamıyla lüks bir istisna.
• Bu sayede hiç beklemediğim yeni yetenekler kazandım: Elde bulaşık yıkama, halıfleksli evi her gün süpürme, ütü, hatta cam silme...
• Yakında CV'mi güncelleyip LinkedIn'e de ekleyeceğim.
• Ofis kültürü de çok başka. “Öğlen ne söylüyoruz, nereye gidiyoruz?” konuşmasına alışmışken burada insanların evden yemek kabıyla gelmesi dünyanın en normal şeyi. Artık ben de kabımla gidiyorum.
• Ama galiba en çok değişen şey lüks algım oldu. Çünkü burada lüks; neye sahip olduğundan çok, zamanını nasıl geçirebildiğinle ilgili gibi geliyor bana.
• Spor yapabilmek, bir hobiye düzenli vakit ayırabilmek, işe giderken metroda kitap okuyabilmek...
• Belki de iyi yaşamakla iyi yaşıyor gibi görünmek arasında sandığımızdan daha büyük bir fark var.
Deniz Göktaş: “Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğu kadar AKP Genel Başkanı’dır ve her türlü eleştiriye de açık olmak zorundadır.
Diktatör ifadesi hakaret değil, siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen demokrat diyebilir ve benden daha çok güldürebilir.
Sansür ve tutuklama bir şakanın yaptırımı olamaz, olmamalıdır. Siyasetçiler her kamu figürü gibi eleştiriye göğüs germek zorundadır.
İfade özgürlüğüyle ilgili yasalar değişmedi, Levent Kırca’da da Ferhan Şensoy’da da aynıydı. Zaman içinde değişen tek şey her şakadan nem kapan yöneticiler!” (Halk TV)
Levent Gültekin:
Almanya'da bir adam kırmızı ışıkta geçiyor, polis bunu durduruyor.
Adam hemen "Özür dilerim, dalgındım kırmızı ışığı göremedim" diyor.
Polis de "Size ceza yazacağım ama kırmızı ışıkta geçtiğiniz için değil" diyor.
Bak arkana, okul dağılmış orada çocuklar var. O çocuklar kırmızı ışıkta geçerken seni izlediler diyor. O çocuklara çok kötü bir örnek olduğun için sana ceza yazacağım diyor.
Almanya millet oluyor işte, millet olmak böyle bir şey.
« Votre défaut, c'est que vous êtes profond alors que tous les autres flottent à la surface, profond alors que tous les autres regardent les choses superficiellement et que vous vous fondez dans les détails. »
Fiodor Dostoïevski
Hrant Dink'ten Kürtlere tavsiye,
“Emperyalizm aynen Ermeniler gibi Kürtleri de kullanır gider. Kürtler, bu noktada ya yegane devletleri olan Türkiye'ye sahip çıkacak yada Amerika, İsrail gibilerinin peşine takılarak elde olanı da kaybedecekler.”
Ali Babacan, fon krizinin nasıl çözüleceğini anlattı:
-Devletin elinde bütün kayıtlar var. Bütün hisse alımları veritabanında kayıtlı.
-Kayıtlar incelendiğinde, kim ne kazandı ortaya çıkar, kritik isimler hemen bulunur. 1 lirasını 10 bin lira yapanların hepsi bulunur.
-Bu paralar kimdeyse tek tek bulunup tahsil edilmesi lazım.
-Biz bunu İmar Bankası'nda yaptık. Bankanın ortaklarından 6,5 milyar doları çatır çatır tahsil ettik.
-Ben bir TMSF yasası çıkarttım, TMSF'ye çok ciddi yetkiler verdik, Ahmet Ertürk gibi pırıl pırıl birini de oraya atadık, 'Bağımsızsın' dedik, çok güzel bir sistem kurduk.
-Biz halka 6,5 milyar doları ödedik, bunu da İmar Bankası'nın sahiplerinden aldık.
-Yurt dışındakiler de tahsil edilebilir. TMSF geçmişte batık banka patronlarının tüm dünyadaki mallarını yakaladı ve Türkiye'ye getirdi.
-Çok iyi uluslararası hukukçular bulacaksın, 'Bu adam benim ülkemde 500 bin kişiyi dolandırdı' dediğinde kimse bu paraları tahsil etmene engel olamaz.
-Çok kolay bir iş. Ancak bunu yapacak bir niyet ve irade lazım.
Levent Gültekin: “Her Taraftan Soyuluyoruz”
Siyasetçisi soyuyor
İşadamları soyuyor
Borsacısı soyuyor
Bürokratı soyuyor
Tarikatı soyuyor
Cemaati ayrı soyuyor
Yandaşı ayrı soyuyor
Soyan soyana
Bunca hırsızlığa rağmen bu ülkenin halâ ayakta kalması şaşırtıcı…
Vincenzo Italiano: "İşin arka planındaki tüm detayları bilmiyorum ancak Türkiye'de kulüplerin hakemlere karşı çok sert bir tavrı olduğunu görüyorum. Zaten hakemleri koordine etmesi için Anthony Taylor'ı göreve getirdiler.
Alanyaspor maçında da çok tartışmalı bir pozisyon yaşandı. Rakip takımın bir oyuncusu Trossard'a yumruk attı ancak ne hakem ne de VAR müdahale etti. Bunun üzerine başkan çok sinirlendi."