Anne babanı ya da sülaleni sosyokültürel olarak aştığının farkındasın ama bunu içine sindiremiyorsun. Onların göremediklerini görüyor, kavrayamadıklarını kavrıyorsun; düşüncelerin, tutum ve davranışların onların anlayamayacağı, dolayısıyla kabul ve takdir edemeyeceği kadar farklı ve bağımsız artık. Onlar gibi olmamak hem gurur hem de acı veriyor. Belki çocukken hissettiğin aidiyet hissini kaybetmemek için, belki kendi seçilmiş aileni (evlilikle olması şart değil) kuramamış, kendi seçilmiş kabileni bulamamış olduğun için, belki kendini onları da “kurtarma” görevine atadığın için ve belki onları geride bırakmış olmanın ve yine gidecek olmanın suçluluğuyla eski kabileyi aştığını kabullenemiyorsun. Bu doğal. Onların yanında hissettiğin ambivalans (çelişkili, birbirine zıt duygular) da doğal. Çünkü özgünlüğün bedeli çoğu zaman eski kabileye yabancılaşmaktır.
Uzun boylular genelde alık oluyor ve nedense önemli insanların çoğu da kısa boyludur. Örnek olarak:
Marx (cc)= 168 cm
Hz. Engels= 175 cm
Hz. Lenin= 165 cm
Hz. Ali= 165 cm
Stalin= 170 cm
Che Guevara= 175 cm
Abdullah Öcalan= 175 cm
Atatürk= 174 cm
Kemal kıçıldaroğlu= 173 cm
İzmir’de halka su sıkan TOMA’nın üzerine çıkıp su hortumunu koparan yurttaş tutuklandı, Kız İmam Hatip lisesinde müdür yardımcısıymış, valilik görevden uzaklaştırıldığını duyurdu. Bu tablo aslında toplumdaki gerilimin hangi seviyeye geldiğini gösteriyor. Çünkü devlet memurları bırakın açık siyasi tavır almayı, çoğu zaman sosyal medyada en küçük eleştiriyi yazarken bile çekinir. Disiplin soruşturması, sürgün, görevden alma korkusu yıllardır çok güçlü bir caydırıcı mekanizma olarak çalışıyor. Buna rağmen insanların artık bu riskleri göze alması sadece anlık öfke değil, ciddi bir bıkkınlık, sıkışmışlık ve gelecek kaygısı biriktiğini düşündürüyor. Bu önemli bir eşik, iktidara düşen sorumluluk, toplumu daha fazla germek değil ülkeyi yeniden hukuk, adalet ve demokrasi zemininde normalleştirmektir.
Daha da önemlisi hukuk devletinde bir kişiye suçlu muamelesi yapıp ceza vermek güvenlik güçlerinin değil, bağımsız mahkemelerin görevidir. Devletin asli sorumluluğu yurttaşını korumak ve sağ salim adalete teslim etmektir.