Erdoğan'ın oy kaygısı kalmadı, herhangi bir demografik gruptan destek beklemiyor. Saltanatını garantiledi, bundan sonrası köprüden geçeni s*ken padişah hikayesi. Gençler diledikleri kadar küsebilir; küslükleri refah göremeden sefalet içinde ölecekleri gerçeğini değiştirmiyor
Şunu artık anlamak lazım: Mevcut iktidar Türkiye’nin sorunlarını ''çözemiyor'' değil, ÇÖZMÜYOR.
İşte iktidarın, bu ülkenin en temel sorunlarını çözmemek için BİLEREK ve İSTEYEREK yapmadıklarının ''kısa'' bir listesi:
- Kışın milyonlarca vatandaşın karanlıkta evden çıkıp karanlıkta eve dönmesine sebep olan kalıcı yaz saati uygulamasını kaldırmak.
- Gıda denetimlerini artırarak vatandaşların içinde ne olduğu belirsiz ürünler tüketmesinin önüne geçmek.
- Tekelleşen ve vatandaşa diğer ülkelerdekinin çok üzerinde fiyatlandırmalar sunan GSM operatörlerini sıkı denetim altına almak.
- Cumhurbaşkanlığına bağlı VIP uçak filosuna her sene yeni uçaklar eklemek yerine ihtiyacımız olan yangın uçaklarını temin etmek.
- Temu, Uber, PayPal, Apple Pay, Google Pay, Booking, Roblox, Airbnb, Wattpad, Starlink, Discord, Samsung Pay, Threads, Amazon Global gibi global platformları yasaklamak yerine dijital erişim özgürlüğünü güvence altına alan düzenlemeler yapmak.
- İlköğretim öğrencilerine bir öğün ücretsiz yemek vererek yabancı yaşıtlarına kıyasla bilişsel ve fiziksel gelişimde geri kalmalarının önüne geçmek.
- Verilen mide bulandırıcı yemekleriyle, 6-7 kişinin kalmak zorunda kaldığı daracık odalarıyla, her yıl düşen asansörleriyle, rezil haldeki KYK yurtlarına el atıp yaşanabilir yurtlar inşa etmek.
- Vatandaşların yanı başımızdaki Avrupa ülkelerinde seyahat özgürlüğü elde etmesi adına resmi adımlar atmak.
- Öğrencilere verilen günlük 133 TL gibi saçmalık derecesindeki devlet bursunu insani seviyelere çekmek.
- Çok basit düzenlemelerle farklı sosyo-ekonomik seviyedeki vatandaşlar arasında vergi adaletini sağlamak.
- Kadın cinayetlerini ''münferit olay'' diye geçiştirmemek ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmemek.
- Kamuda mülakatı kaldırarak torpilin önüne geçmek.
- Kamu kurumlarında çalışıyor gibi gözüken ama vatandaşı tersleyip hiçbir işe yaramayan bankamatik memurlarının iş akdine son vermek.
- 174 MİLYAR TL ile 8 bakanlığın ödeneğini geride bırakan Diyanet'in akıl almaz bütçesini mantıklı seviyelere çekmek.
- Gençlik festivallerini, konserleri, kültürel etkinlikleri yasaklamayarak zaten umutsuzluk içinde olan gençleri daha da karamsarlığa sürüklememek.
- Devlet okullarına yeterli TUVALET KAĞIDI ve SABUN temin etmek.
- Her mahalleye ihtiyacının dışında onlarca cami inşa etmek yerine; hiçbir sosyal alanı bulunmayan, sınıflarında 30-40 öğrencinin bulunduğu, iç karartıcı devlet okullarını yenilemek, fiziki kapasitelerini artırmak.
- Özel sektörde torpilin, adam kayırmanın önüne geçmek için caydırıcı cezalar ve denetimler getirmek.
- Her felakette aynı kaosu yaşamak ve ''KADER PLANI'' demek yerine bu felaketleri yaşamadan önce doğru kriz yönetim planları geliştirmek.
- ''Her yere üniversite açacağız, herkes üniversite mezunu olacak'' gibi salak saçma bir anlayış yerine, yeterli sayıda ama eğitim kalitesi yüksek, dünya ile yarışır üniversiteler hayata geçirmek.
- İktidara yönelik eleştirilerini dile getiren gençleri, muhalif siyasetçileri, hakkını arayan işçileri-emekçileri yaka paça gözaltına almak yerine, sokakta elini kolunu sallayarak dolaşan 32327812 sabıkalı gerçek suçluları hapse tıkmak.
- Kendi partisinin iki bin nüfuslu kıytırık ilçe başkanının dahi onlarca koruma ve mersoyla gezmesinin önüne geçerek kamuda gerçekten tasarruf sağlamak.
- İmar aflarıyla şehirleri mezarlığa çevirmek yerine, riskli yapıları gerçekten denetlemek ve dönüştürmek.
- CB kararıyla eski iktidar vekillerini üniversitelere rektör olarak atamak yerine, üniversitelerin bağımsız yönetimlere sahip olmasını sağlayarak bu eğitim kurumlarını siyasileştirmemek.
- Halihazırda çarpık kentleşmenin pençesindeki şehirleri Hindistan’dan farksız hale getiren çirkin ve devasa tabelaları tek bir düzenlemeyle ortadan kaldırmak.
- Anayasa ile tüm vatandaşların ortak malı haline getirilmiş olan sahillerimizi mafyaya, rantçılara teslim etmeyerek üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde vatandaşın denizle arasına engel koymamak.
- Yeterli öğretmen ataması yaparak bir öğretmene 40 öğrenci düşmesinin önüne geçmek.
- Muhalif siyasetçilere ağzına geleni söylemek ve kaybedeceğini anlayınca onları hapse atmak yerine devlet adamı olmanın ilk şartı olan ''siyasi etik'' bilmek.
- Tarımı bitirip çiftçiyi ithal ürüne mahkûm etmek yerine, üreticiyi destekleyerek gıda fiyatlarını kontrol altına almak.
- Kendi destekçilerine gül dağıtırken muhalif vatandaşları düşmanlaştırmamak ve böylece aynı topraklarda yaşayan insanları kutuplaştırmamak.
- Daracık sokakların, birbirinden alakasız çirkin binaların ve çarpık kentleşmenin hâkim olduğu şehirleri; geniş sokakları, sıkı yapı denetimi ve birbiriyle uyumlu yapıları olan düzenli şehirlere dönüştürmek.
- Koca bir ülkede yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı tek bir kişinin talimatına bağlamak yerine, yönetim mekanizmasının liyakat ve kurumsal akılla işlemesini sağlamak.
- Kamu ihalelerini yandaş ve sürekli aynı şirketlere dağıtmak yerine, şeffaf ve denetlenebilir ihale sistemi kurmak.
- Yargının siyasallaşmasının önüne geçerek bağımsızlığını sağlamak ve vatandaşın adalete duyduğu güveni yeniden tesis etmek.
- Kendi cenahında yetişen gençleri TÜGVA etkinliklerinde ağırlayıp “TEKNOFEST gençliği” olarak tanımlarken, kendisi gibi düşünmeyen gençleri düşman görmemek.
- Bu ülkede doğmuş, bu ülkede yetişmiş ve zaten birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kalan sağlık çalışanları için “giderlerse gitsinler” dememek ve bu şekilde ortadoğulu sağlıkçı ithal etmek zorunda kalmamak.
- Bir skandal, ihmal ya da felaket yaşandığında hatayı başka yerlerde arayıp sorumluluktan kaçmak yerine, bir kez olsun adam gibi İSTİFA edebilmek.
masmavi denizi olan marmaris kızılbük koyu’ndaki milli park’ı dinamitlerle katledip beton yığınına boğdular.
ne hale getirdiklerine bakmaya insanın yüreği el vermiyor.
Tek bir tane patronun herhangi bir suçtan yargılandığını göremezsiniz bu ülkede. Biz bir hırsızlık düzeninde yaşıyoruz. Bir kişi de çıksın şu konuşmadaki tek bir cümle yalan desin!
"Bizim açlığa yatırdığımız çıplak bedenlerimizden dahi tiksiniyorlar bizi böcek gibi görüyorlar. Bu patronlar, bu holdingler, bu ağalar paşalar şatafat içinde yaşasın diye diye toplumun üçte ikisi asgari ücretle çalışıyor, 10 milyon emekli asgarin ücretin altında hayatta kalmaya çalışıyor." #MadencininEliniTut
2023'te KYK yurdunda meydana gelen asansör kazasında hayatını kaybeden Zeren Ertaş davasında mahkeme heyeti, tüm sanıkların beraatine karar verdi.
Karar sonrası anne Serpil Ertaş fenalaştı.
“Yurt müdürünü suçsuz buldu. Kim suçlu? Zeren mi suçlu? Ben onu 19 sene boşuna mı büyüttüm? Ben oğluma ne diyeceğim? Ablanı öldürenler suçsuz bulundu mu diyeceğim?”
Vallahi billahi birşey bulamadık diyerek orda hatırlı kişiler diyerek
Rabia Nazımızın Ardından polislerin delilleri karartma suçunu görmezden geldiğin 2019 yılını unutmadık
Kızımın katillerinin yargılanmasını, delilleri değiştiren polislerin yargılanmasını istedim makamınızda
26 Şubat 2019 saat 09:30 civarı
Siz bana ne söylediniz @suleymansoylu
Sen gazeteci ağzı konuşuyorsun dedin gözümün içine bakarak vicdansızca
Birde senin kızın hastaymış dedin psikolojisi bozulmuş dedin
Vicdansızca
O günü hiç unutmuyorum
Hiç.
Çocukların sosyalleşebileceği, gezebileceği, paylaşımda bulunabileceği ekonomi mi bıraktınız? Her şey ateş pahası. Eğitimi topyekûn piyasaya bıraktınız, okullarda bir öğün yemeği çok gördünüz, okulları kendi ideolojinizde çocuklar yetiştirebilmek için paramparça ettiniz, fırsat eşitliğinin kökünü kazıdınız, 25 yılda inşa ettiğiniz düzeninizin sonucu. Etik, ahlak, erdem ve aidiyet tümünün altını oydunuz.
Suç ve şiddet iklimi yaratan, toplumu derin yoksulluğa, geleceksizliğe sürükleyen, hiçbir toplumsal olayda sorumluluk almayan bir iktidarda hemen hiçbir şey artık "münferit" değildir.
“güvenlik yok, iş yok, gelecek yok, hukuk yok, anayasa yok, yaşıyoruz. bu yaşamak çok kutsal, öyle mi? öyle değil. yaşamın kendisi değil kutsal olan. kutsal olan adil bir yaşam, kutsal olan onurlu bir yaşam, kutsal olan güvenli bir yaşam.”
Laiklikle kavga etmekten eğitimle ilgilenmeye vakit bulamayan, mikrofon buldukça laiklik eleştiren, bir kez bile bilim ve fen konusunda bir çıkışını duymadığımız, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en kötü Milli Eğitim Bakanı.
25 senelik AKP iktidarında çekilmiş tarihi fotoğraflardan bir diğeri. Çocukları korumaktan aciz bir yönetim. Üstelik ne utanmaları var ne arlanmaları. Depremde öl. Ölmedin mi, açlıktan öl. Ölmedin mi, okul saldırısında öl. Onlar koltuklarını kaybetmesin, yeter.
iki çocuk dışarı çıkıp birer simit yiyip birer meşrubat içse 500 lira. iki ergen bi sinemaya gidip birer kahve içse 1.000 lira. çocukları sanal dünyaya hapseden sizsiniz